Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2009/7155 E. 2009/11145 K. 03.11.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7155
KARAR NO : 2009/11145
KARAR TARİHİ : 03.11.2008

MAHKEMESİ : DEVELİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/04/2009
NUMARASI : 2004/193-2009/154
Taraflar arasında birleştirilerek görülen davalarda;
Davacılar, miras bırakanları M.S..’in maliki olduğu 12 adet taşınmazını mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla davalı gelini ve torunlarına satış suretiyle muvazaalı temlik ettiğini ileri sürerek, miras payları oranında tapu iptali ve tescil isteğinde bulunmuşlardır.
Davalılar, iddiaların yersiz olduğunu bildirip, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, 542 ada 9 parsel sayılı taşınmazın ölünceye kadar bakım koşuluyla temlik edildiği, 539 ada 29 ve 1585 ada 8 parsel sayılı taşınmazların davalı torun M.. tarafından bedeli karşılığı satın alındığı gerekçesiyle, bu taşınmazlar yönünden davanın reddine, 202 ada 9 parsel yönünden dava takip edilmediği için açılmamış sayılmasına, diğer taşınmazlar yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekilince süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 03.11.2009 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat M. D.. geldi, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilenler ve vekili avukatlar gelmediler, yokluklarında duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava ve birleşen dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğine ve toplanan delillere, özellikle hakkındaki davalar kabul edilen taşınmazlar ile ilgili olarak muvazaa olgusunun kanıtlanması sebebiyle davanın kabul edilmiş olmasında, öte yandan ölünceye kadar bakım akti ile temlik edilen 542 ada 9 parsel yönünden temlikin Borçlar Kanununun 511 ve müteakip maddelerinde öngörüldüğü şekilde bakım koşuluna bağlı ve ivazlı olduğu gözetilerek davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Buna göre, davacıların, bu taşınmaz hakkındaki temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine;
Ancak, miras bırakanın vekil aracılığıyla, satış suretiyle temlik ettiği ve imar uygulaması ile müfrez iki adet parsel olan çekişme konusu 539 ada 29 ve 1585 ada 8 parsel sayılı taşınmazlar ile ilgili davacıların temyiz itirazlarına gelince;
Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide “muris muvazaası” olarak tanımlanan muvazaa,niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türü dür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l-4-1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmeside Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tesbitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmeside büyük önem taşımaktadır. Bunun içinde ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
Somut olaya gelince; davalı M..’in miras bırakanın torunu, davacılar ise miras bırakanın çocuk ve torunlarıdır. Taşınmazlar tek parsel iken 1995 yılında davalı toruna vekil gelin Sare tarafından temliki sırasında, M..’in 22 yaşında olduğu, düzenli bir gelirinin bulunmdığı, taşınmazın akit tarihindeki değeri ile gerçek değeri arasında fahis fark bulunduğu, satış bedelininde ödendiğinin yazılı bir belge ile kanıtlanamadığı görülmektedir. Esasen miras bırakanın Bağ-Kur’lu olup sosyal güvencesinin bulunduğu ve mal satmaya ihtiyacının olmadığı dosya kapsamı ile sabittir. Diğer taraftan, kabul kapsamına alınan taşınmazların satış tarihi ile çekişmeye konu edilen bu taşınmazın temlik tarihleri birbirine yakındır. Bir kimsenin bu kadar taşınmazı kısa süreler içinde satış yoluyla elden çıkartması hayatın olağan akışına ters düşer.
Öyleyse, anılan bu olgular ve bulgular yukarıda değinilen ilkelerle birlikte değerlendirildiğinde miras bırakanın anılan taşınmazlarla ilgili olarak vekil aracılığıyla yapmış olduğu temlikinde mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu kabul edilmelidir.
Hal böyle olunca, 539 ada 29 ve 1585 ada 8 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki davanında kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere reddi yönünde hüküm kurulmuş olması isabetsizdir.Davacıların, bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 19.12.2008 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 625.00.-TL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına, 03.11.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.