Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2009/8684 E. 2009/11483 K. 05.11.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8684
KARAR NO : 2009/11483
KARAR TARİHİ : 05.11.2009

MAHKEMESİ : GÖMEÇ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ,
TARİHİ : 28/01/2009
NUMARASI : 2004/52-2009/13
Taraflar arasında birleştirilerek görülen davalarda;
Davacı, davalılar adına kayıtlı bulunan 95 parça taşınmazın taşlık ve çalılık nitelikli olup devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden bulunduğunu, davalılar yararına zilyetlik koşullarının gerçekleşmediğini ileri sürüp tapu kayıtlarının iptali ile hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar,dava konusu taşınmazların tarım arazisi niteliğinde olup hazine ile bir ilgisinin bulunmadığını, yıllardır taşınmazların zilyedi bulunduklarını belirtip davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, çekişme konusu taşınmazların bir bölümünün tarım arazisi olduğu ve davalılar lehine zilyetlikle edinme koşularının gerçekleştiği, taşınmazların bir kısmının çamlık nitelikte bulunduğu, diğer yerlerin ise taşlık, kayalık, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın ve birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davacı ve bir kısım davalılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, tetkik hakimi raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava ve birleşen davalar; hazinenin devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerdir iddiasıyla açtığı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın ve birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; çekişme konusu taşınmazların öncesini teşkil eden 22 parsel sayılı taşınmazın, 1997 yılında yapılan genel kadastro tespitinde V.M.. mirasçıları adına, keza 36 parsel sayılı taşınmazın Hüseyin Yakın mirasçıları adına, yine 37 parsel sayılı taşınmazın Makbule Kuru mirasçıları adına ve 38 parsel sayılı taşınmazın H.T.. mirasçıları adına tespit edilmiş iken, bu parselin tespitine karşı G.T..’in itirazı üzerine kadastro komisyonunca taşınmazın muteriz G.T.. adına tesciline karar verdiği, 1999 yılında tespitlerin kesinleşmesi üzerine çap kayıtlarının anılan şahıslar adına oluştuğu, daha sonra söz konusu bu 4 parça taşınmazın tevhidi ile 120 parsel sayılı taşınmazın meydana geldiği, bu defa 120 parsel sayılı taşınmazın da 18.12.2000’de, 3194 sayılı yasanın 16. maddesi hükmü uyarınca ifraza tabi tutulduğu ve böylece 95 adet çekişmeli taşınmazların meydana gelerek yeni sicil kayıtlarının oluştuğu anlaşılmaktadır.
Davacı hazine, çekişmeli taşınmazlar bakımından 3402 Sayılı Yasanın 14 ve 17. maddeleri koşullarının kadastro tespit tarihine göre gerçekleşmediğini ileri sürerek eldeki davayı açmıştır.
Mahkemece, tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda mahallinde uygulama yapılmış, bildirilen mahalli bilirkişi ve tanıklar dinlenmiş, bilirkişilerden rapor alınmış ve ayrıca taşınmazların konumları ve nitelikleri mahkeme gözlemine bağlanmıştır.
Buna göre, harita mühendisi bilirkişi M. A..’ın düzenlediği rapor ve eki 18.06.2008 tarihli krokide, ‘sarı renkle’ gösterilen bölümler yönünden kazandırıcı zaman aşımı ile iktisap koşullarının kişiler yararına gerçekleştiği, bu sebeple bu yerde gösterilen parseller yönünden davanın reddine, ‘turuncu renkle’ gösterilen yerlerin devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve zilyetlikle edinme koşullarının oluşmadığı saptanarak 3402 sayılı yasanın 16/c ve 4721 sayılı Türk Medeni Yasasının 715. maddesi hükmü gereğince kadastro harici bırakılmasına, ‘pembe renkle’ gösterilen taşınmazlar yönünden de iktisap koşullarının gerçekleşmediği saptanarak nitelikleri itibariyle 3402 sayılı yasanın 18. maddesi kapsamında kaldıkları belirlenerek hazine adına “çamlık niteliği” ile tesciline karar verildiği görülmektedir.
Gerçekten de, ‘turuncu ve pembe renkle’ gösterilen yerler bakımından yapılan araştırma ve uygulamanın hükme yeterli olduğu anlaşılmakla bu kısımlar hakkında yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Öyle ise davalıların tüm, davacı hazinenin öteki temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine.
Davacı hazinenin sair temyiz itirazlarına gelince; 18.06.2008 tarihli fen bilirkişi M. A..’ın düzenlediği krokide sarı renkle gösterilen çekişmeli bölümler yönünden yapılan keşif sırasında mahkemece gözlem olarak, yer yer % 40-%60-65 eğimli, üzerinde meşe palamudu, çalı ve otsu bitkiler ve yer yer kızılçam ağaçlarının bulunduğu saptanmış ve belirtilmiş, bu keşif neticesinde elde edilen teknik bilirkişi ziraat mühendisi raporunda da aynı hususlara değinilerek gözlem teyit edilmiştir.
Ancak, daha sonra elde edilen 25.06.2008 tarihli ziraat mühendisi bilirkişi H. K.. raporunda, tutanağa geçen mahkeme gözlemi ile bununla örtüşen 27.06.2005 tarihli ilk ziraat mühendisi bilirkişi D. K.. tarafından tanzim edilen raporda belirtilen hususlara mübayenet teşkil edecek şekilde rapor tanzim edilip mahkemece de anılan son rapor hükme esas alınmak suretiyle sarı ile gösterilen çekişme konusu yerler bakımından açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki, HUMK.nun 286. maddesi hükmü uyarınca hakim bilirkişi raporlarıyla bağlı değildir. Elde edilen son bilirkişi raporu gerek mahkeme gözlemine, gerekse diğer bilirkişi raporuna ters düşmektedir. Mahkeme gözleminin yer aldığı tutanağın aksi de iddia ve ispat edilmemiştir. O halde, bu gözlem ve onu teyit eden 1. rapor ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, “sarı renkle” gösterilen yerler ve bu kısım içinde kalan çekişme konusu taşınmazlar bakımından gerek 3402 sayılı yasanın 14 ve 17. ve gerekse 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 713. maddesinde öngörülen kazandırıcı zaman aşımı ile iktisap koşullarının davalılar yararına gerçekleştiğini kabule olanak yoktur.
Hal böyle olunca; 18.06.2008 tarihli fen bilirkişi M. A.. raporunda “sarı renkle” gösterilen çekişmeli taşınmazlar yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken delillerin taktirinde yanılgıya düşülerek yazılı olduğu üzere hüküm tesisi isabetsizdir. Davacı hazinenin bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 05.11.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.