YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8752
KARAR NO : 2009/11095
KARAR TARİHİ : 02.11.2009
MAHKEMESİ : SERİK 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİTARİHİ : 01/04/2009NUMARASI : 2007/1044-2009/157Taraflar arasında görülen davada;Davacı, 434 parsel sayılı taşınmazın miras bırakanı adına kayıtlı olduğunu, komşu parsel malikleri olan davalılarla ortak sınırlarının değişmediğini, ancak 2859 Sayılı Yasa gereğince yapılan çalışmalarla sınırların yanlış ölçüldüğünü ileri sürerek, tapu iptali ve 434 parsel sayılı taşınmaza ilavesini istemiştir.Davalıların bir kısmı davanın reddini savunmuşlardır.Mahkemece, çekişme konusu taşınmazda davacının elbirliği halindeki maliklerden olduğu, davayı kendi hissesi ile ilgili olarak açmayıp, miras şirketi adına açtığından husumet yönünden davanın reddine karar verilmiştir.Karar, davacı ve dahili davalılar tarafından temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, Davalılar H. ve N..’ye hükmün uygun tebliğ edilmediği anlaşıldığından temyizi sürede kabul edildi, gereği görüşülüp, düşünüldü.1- Davalılardan L. E..’e hüküm 24.4.2009 tarihinde tebliğ edilmiş, temyiz dilekçesi ise 13.7.2009 günü verilmiştir.Tebliğ günü ile temyiz tarihi arasında 15 günden fazla süre bulunduğundan davalı Leyla’nın temyiz isteminin HUMK’nun 2494 Sayılı Yasa ile değişik 432/4 maddesi ve 1.6.1990 tarih 3/4 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca REDDİNE,2- Davaya dahil edilen diğer ortaklar H… ve N..’nin temyizine gelince;Dava, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.Mahkemece, husumet yönünden davanın reddine karar verilmiştir.Dosya içeriği ve toplanan delillerden ; 434 parsel sayılı taşınmazın elbirliği mülkiyetine tabi olduğu, ortaklardan davacı L..’nın 2859 Sayılı Yasa uyarınca yapılan düzenleme sonucunda taşınmazın bir kısım yerinin komşu taşınmazlarda bırakıldığını ileri sürerek, eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere; elbirliği (İştirak) halinde mülkiyet, yasa veya yasada belirtilen sözleşmeler uyarınca aralarında ortaklık bağı bulunan kişilerin, bu ortaklık nedeniyle bir mala veya hakka birlikte malik olma durumudur. M.K.nun 701-703 maddelerinde düzenlenen bu tür mülkiyetin ( ortaklığın ) tüzel kişiliği olmadığı gibi eşya üzerinde ortaklardan herbirinin doğrudan doğruya bir hakkı da yoktur. Mülkiyet bir bütün olarak ortaklardan tümüne aittir. Başka bir anlatımla ortaklık tasfiye oluncaya kadar ortaklardan birinin ayrı mal veya hak sahipliği bulunmayıp, hak sahibi ortaklıktır. Değinilen mülkiyet türünde malikler mülkiyet payları ayrılmadığından paydaş değil, ortaktır. Bu kural, M.K.nun 701 maddesinde (… Kanun ve kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti, elbirliği mülkiyetidir.Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır.) biçiminde açıklanmıştır. Elbirliği (İştirak) halinde mülkiyetin bu özelliği itibariyle ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadır. Şayet yasa veya elbirliği (iştirak) halinde mülkiyeti oluşturan anlaşmada ortaklık adına hareket etme yetkisinin kime ait olacağı belirtilmemişse, ortaklığın tasfiyesini isteme hakkı dışındaki tüm işlemlerde ortakların (iştirakçilerin) oybirliği ile karar almaları ve birlikte hareket etmeleri zorunluluğu vardır. M.K.nun 702/2 maddesi bu yönde açık hüküm getirmiştir. Ancak, açıklanan kural yargısal uygulamada kısmen yumuşatılmış bir ortağın tek başına dava açabileceği, nevarki, davaya devam edebilmesi için öteki ortakların olurlarının alınması veya miras şirketine atanacak temsilci aracılığı ile davanın sürdürülmesi gerektiği kabul edilmiştir. (ll.l0.982 tarih l982/3-2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı) Nitekim bu görüş bilimsel alanda da aynen benimsenmiştir. Somut olayda; elbirliği halinde mülkiyet söz konusu olup, davacı L.. tek başına davayı açmış, sonradan da, diğer ortaklar H.. ve N..’yi davaya dahil ederek olurlarını almıştır. Bu durumda, davanın görülebirlik koşulu yerine getirildiği gözetilerek,işin esasının görülüp taraf delillerinin toplanıp, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yasal olmayan gerekçelerle, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine ilişkin hüküm kurulması doğru değildir.Davaya dahil edilen ortaklar H.. ve N..’nin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 2.11.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.