YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/9742
KARAR NO : 2009/11500
KARAR TARİHİ : 05.11.2009
MAHKEMESİ : KONYA 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/05/2009
NUMARASI : 2007/207-2009/178
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, ortak mirasbırakanları M. K..’nın, çekişme konusu 15140 ada, 2 parsel sayılı taşınmazını mirastan mal kaçırmak amacıyla davalı kızına ölünceye kadar bakma akdiyle temlik ettiğini, davalının bakım ve gözetim yükümlülüğünü yerine getirmediğini, temlik işleminin muvazaalı olduğunu, gerçekte bağış işlemi yapıldığını ileri sürerek tapu kaydının miras payları oranında iptali ile adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, bakım ve gözetim yükümlülüğünü yerine getirdiğini, muvazaalı işlem yapılmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; temliki işlemin muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir
Karar, davalı tarafından süresinde duruşmalı olarak temyiz edilmiş olmakla; duruşma talebinin değerden reddiyle, Tetkik Hâkimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava; Borçlar Yasasının 18. maddesinden kaynaklanan muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal tescil isteğine ilişkindir.
Davalı, davanın reddini savunmuş, mahkemece temlik işleminin muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mirasbırakan M. K..’nın 29.11.2006 tarihinde vefat ettiği, mirasçı olarak davanın tarafları ile dava dışı A.D..’ın kaldığı, murisin kayden malik olduğu 15140 ada, 2 parsel sayılı taşınmazda yer alan 32 nolu bağımsız bölümü davalı kızına ölünceye kadar bakma akdi ile temlik ettiği kayden sabittir.
Bilindiği üzere; ölünceye kadar bakıp gözetme sözleşmesi taraflarına karşılıklı hak ve borç yükleyen bir bağıttır.(BK. 511.) Başka bir anlatımla, ivazlı sözleşme türlerinden olup nitelik itibariyle güvence sağlayan akitlerdendir. Bu sözleşme ile bakım alacaklısı, sözleşme konusu malın mülkiyetini bakım borçlusuna geçirme, bakım borçlusu da bakım alacaklısına yasanın öngördüğü anlamda ölünceye kadar bakıp gözetme yükümlülüğü altına girer. (BK. 514md.) .
Hemen belirtmek gerekir ki; anılan yasal düzenlemede bakım alacaklıları yönünden gerçek kişi olmaları dışında özel bir nitelik öngörülmemiştir. Bakıp gözetmek koşuluyla yapılan temliki işlemin geçerliliği için, sözleşmenin düzenlendiği tarihte bakım alacaklısının özel bakım gereksinimi içerisinde bulunması zorunlu değildir. Bu gereksinmenin sözleşmeden sonra doğması ya da alacaklının ölümüne kadar çok kısa bir süre sürmüş bulunması da sözleşmenin geçerliliğine etkili olamaz.
Öte yandan, her ne kadar evladın, gücünün elverdiğince ebeveynine yardımcı olması özel bazı koşulların gerçekleşmesi durumunda yasal bir görev olabileceği düşünülebilirse de bu yardım ve bakım genelde yasal zorunluluk olmaksızın daha çok insancıl yönü ağır basan belki de evrensel bir ahlak kuralıdır.
Tüm bu açıklamalara karşın kural olarak bu tür sözleşmeye dayalı bir temliklerin de muvazaa ile illetli olduğunun ileri sürülmesi mümkündür. Böyle bir iddia karşısında; asıl olan tarafların akitteki gerçek ve müşterek amaçlarının saptanmasıdır.(BK.18.) Şayet bakım alacaklısının temlik işleminde bakıp gözetilme koşulunu değil de bir başka amacı gerçekleştirme iradesini taşıdığı belirlenirse (örneğin mirasçılardan mal kaçırma düşüncesinde ise ) bu durumda akdin ivazlı( bedel karşılığı) olduğundan söz edilemez; bağış amacının üstün tutulduğu sonucuna varılır.
Miras bırakanın, ölünceye kadar bakıp gözetme karşılığı yaptığı temlikin muvazaa ile illeti olup olmadığının belirlenebilmesi için de, sözleşme tarihinde murisin yaşı, fiziki ve genel sağlık durumu, aile koşulları ve ilişkileri, elinde bulunan malvarlığının miktarı, kemlik edilen malın tüm mamelikine oranı, bunun makul karşılanabilecek bir sınırda kalıp kalmadığı gibi bilgi ve olguların göz önünde tutulması gerekir.
Somut olaya yukarıdaki ilkeler uyarınca bakıldığında; ölünceye kadar bakma akdinin yapıldığı 31.03.2006 tarihinde murisin 69 yaşında olduğu, son dört beş yılını kanser hastalığı nedeniyle tedavi altında geçirdiği, son yedi-sekiz ayında yatalak kaldığı, davacıların murisi olan oğlu M. K..’nın da kanser hastası olup tedavi gördüğü, hatta muristen on ay öncesinde 18.01.2006 tarihinde vefat ettiği, murisin hastalığı sürecinde davalı kızı ile birlikte yaşadığı, öncesinde de yılın önemli bir kısmını birlikte geçirdikleri ve bakımının davalı tarafından yapıldığı, davalı kızının yanında öldüğü, mirasbırakanın bağımsız malik olduğu başka taşınmazlarının da bulunduğu, çekişmeli taşınmazın davalıya temlikinin makul sınırlar içerisinde kaldığı miras bırakanın sağlığında akde aykırılık (bakım görevinin yerine getirilmediği) nedeniyle bir talebinin bulunmadığı şeklindeki belirlenen olgu ve bulgular değinilen ilkeler çerçevesinde değerlendirildiğinde miras bırakanın temlikteki gerçek amacının ve iradesinin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı olmadığı kabul edilmelidir.
Hal böyle olunca davanın reddine karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 5.11.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.