Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2010/10531 E. 2010/11971 K. 11.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10531
KARAR NO : 2010/11971
KARAR TARİHİ : 11.11.2010

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ-TERKİN-YIKIM

Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, davalı adına kayıtlı 48 parsel sayılı taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kaldığını ileri sürerek, tapu kaydının kıyıda kalan kısmının iptaline ve müştemilatın yıkımına karar verilmesini istemiştir
Davalı, taşınmazın Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren yasa uyarınca Giresun-Aksu Turizm Kültür merkezi kapsamında kaldığını belirtip davanın reddini istemiş, savunma yoluyla tazminat talebinde bulunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar, Dairece; “…3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesini değiştiren 5841 Sayılı Yasanın 2. maddesi hükmü gereğince 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği …”gerekçesiyle bozulmuştur. Hükmüne uyulan bozma ilamı gereğince davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı Hazine vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi …’ün raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.

-KARAR-

Dava, çekişme konusu taşınmazın kıyı kenar çizgisine göre kıyıda kaldığı iddiasına dayalı tapu iptal, taşınmazın sicil kaydının kütükten terkini ve yıkım isteklerine ilişkin olup, mahkemece; hükmüne uyulan bozma ilamı gereğince 3402 Sayılı Yasa’nın 12. maddesinde 5841 Sayılı Yasa ile yapılan değişiklik gözetilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davacının bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine,
Ancak, hemen belirtilmelidir ki, bir taraf, dava açıldığı andaki mevzuata ve içtihat durumuna göre davasında haklı olup da, dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren (geçmişe etkili) yeni bir yasa hükmü ya da yeni bir İnançları Birleştirme Kararı gereğince davayı kaybederse, davada haksız çıkmış olmasına rağmen, yargılama giderlerinden sorumlu tutulamaz.
Anılan bu kural yasal ve yargısal uygulamada kararlılık kazanmıştır. (Baki Kuru, Hukuk Usulü Mahakemeleri 5. Cilt, sayfa 5338, dipnot 159; 10. H.D. 21.12.1976, 8770/8739 ve dipnot 160: 5. HD 12.09.1977, 5445/5655 dipnot 161: 10. HD 24.02.1976, 6296/1297) Ayrıca, her dava açıldığı tarihteki koşullara bağlıdır. Öte yandan avukatlık ücreti 29.05.1957 tarih ve 4/16 sayılı İnançları Birleştirme Kararı uyarınca yargılama giderlerinden sayılır. Davacı Hazine, temyiz dilekçesinde sair nedenlerden söz etmek suretiyle bu hususa da değinmiştir.
Hal böyle olunca, somut olayda mahkemece yapılan keşif sonucu çekişmeli bölümün kıyı kenar çizgisi içinde bulunduğu ve dava tarihinde davacı Hazine’nin davasında haklı olduğu anlaşıldığına ve yargılama sırasında yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasa gereğince dava reddedildiğine göre davalının tüm yargılama giderlerinden ve maktu avukatlık ücretinden sorumlu tutulması gerekirken, aksine yazılı düşüncelerle yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir.
Davacı Hazine’nin yukarıda değinilen yargılama giderleri ve avukatlık ücreti açısından temyiz itirazı yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlere hasren HUMK.’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 11.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.