YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11871
KARAR NO : 2011/2871
KARAR TARİHİ : 11.03.2011
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : ELATMANIN ÖNLENMESİ
Taraflar arasında görülen davada:
Davacı, kayden maliki olduğu 4 nolu bağımsız bölümde davalı gelini ve oğlunun uzun süredir kiracı olarak bulunduklarını, aralarındaki boşanma davası nedeniyle oğlunun evi terk etmesine rağmen, davalının haksız olarak taşınmazı kullanmaya devam ettiğini ileri sürerek elatmanın önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, eşi ile olan boşanma davasının devam ettiğini, çekişmeli taşınmazın aile konutu olduğunu, davanın Sulh Hukuk Mahkemesinde açılması gerektiğini belirtip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, kayden davacı adına kayıtlı olan taşınmazı davalının herhangi bir ayni ya da şahsi hakkı bulunmaksızın kullandığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar,davalı vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 11.03.2011 Cuma günü saat 9.25 de daireye gelmeleri için taraf vekillerine tebligat yapıldığı halde gelmedikleri anlaşıldı, incelemenin dosya üzerinde yapılmasına, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hakimi …’nın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle kayden davacıya ait bağımsız bölümü davalının haksız olarak kullanmak suretiyle elattığı benimsenerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olduğuna göre, davalının temyiz itirazı yerinde değildir. Reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA,aşağıda yazılı 2.227,00 .-TL bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 11.03.2011 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
– KARŞI OY YAZISI-
Dava, fuzuli işgal nedeniyle elatmanın önlenmesine ilişkin olup mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava konusu bağımsız bölümde davacı kayıt maliki olup dava dilekçesinde davalı ve eşinin uzun süre kiracı olarak oturduklarını bildirmiştir.Davalı, davacının gelini olup, eşi ile( davacının oğlu ile) aralarında vaki boşanma davası nedeniyle eşinin ortak konutu terk ettiği anlaşılmaktadır.
Haksız kullanım halinde, kayda ve mülkiyete üstünlük tanınması gerektiği yönündeki ilke tartışılmaz konumdadır.Ancak, somut olayda davacı davalının eşi ile birlikte aralarında kira ilişkisi olduğunu bizzat kendisi kabul etmektedir. Var ise böyle bir ilişkinin sona erdirilmesi ancak Borçlar Kanununun ilgili hükümleri ya da 6570 Sayılı yasa uyarınca mümkün olur. Bu tür bir davanın ise Sulh Hukuk Mahkemesinde açılması gerekeceği HUMK’nun 8. maddesinin gereğidir.
Bir an için olayda kira ilişkisinin bulunmadığını ve davalının onaya dayalı oturduğunu var saysak bile, davalı davacının gelini olup, dava dışı eşi ile birlikte ortak konut olarak bu yerde oturmaktadır.Davacının oğluna, davalı eşi ile birlikte oturması için onay vermesi durumunda yasal olarak birlikte oturmaları zorunlu aile bireyleri tümü bakımından onay geri alınmadığı sürece, diğer kişilerinde kullanımını haksız kabul etmek ,Anayasanın da teminatı altında olan ve toplumun temelini oluşturan ailenin parçalanabilmesi sonucunu doğurur.Bu düşüncelerle davanın reddi gerektiğini düşünüyorum. Bu nedenle sayın çoğunluğun onama yönündeki kararına katılamıyorum.