YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2884
KARAR NO : 2010/6488
KARAR TARİHİ : 07.06.2010
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL,ELATMANIN ÖNLENMESİ
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, 73 yaşında olup okuma-yazma bilmediğini, davalı oğlu Kazım’ın kendisine sağlık karnesi alacağı ve imzası gerektiğini söyleyip kandırarak çekişme konusu 160 ada 12 parsel sayılı taşınmazdaki paylarının davalılar Mualla ve Meryem’e satış şeklinde temlikini sağladığını, ancak bu davalıları tanımadığı gibi davalıların daha sonra satın aldıkları payları davalı …’a devrettiklerini ileri sürerek , iptal ve tecsil ile elatmanın önlenmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalılardan Kazım, bir yıllık hak düşürücü sürenin geçirildiğini, taşınmazların borçtan dolayı satıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Diğer davalılar savunma getirmemişlerdir.
Davanın reddine ilişkin olarak verilen karar, Dairece ” uyuşmazlık, davanın Borçlar Yasasının 31. maddesinde öngörülen bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığı noktasında toplanmaktadır. Bilindiği gibi , anılan yasa hükmünde öngörülen bir yıllık süre, hileye maruz kalan kimsenin bunu öğrendiği tarihten itibaren işlemeye başlar ve davacının öğrence tarihi olarak ileri sürdüğü tarih esas alınır. Ancak, diğer taraf öğrenmenin bu tarihinde değil de daha önce olduğunu iddia ederse, o takdirde bu iddiasını kanıtlamak zorundadır. Somut olayda, davacı tanıkları davacının satışı 2004 yılında öğrendiğini bildirmişler, davalı tanıkları ise davacının durumu 2001 yılından beri bildiğini ifade etmişlerdir.Ne var ki, mahkemece neden davacı tanıklarının ifadelerine değer verilmediği ve davalı tanık ifadelerine değer verilerek sonuca gidildiği karar yerinde tartışılmamış ve gerekçelendirilmemiştir. Hal böyle olunca, davacının temliki işlemi öğrendiği tarihin duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanması yanların bu yönde bildirecekleri delillerin toplanması, toplanan delillerle birlikte değerlendirilmesi ve varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, sadece davalı delillerine değer verilerek, yazılı biçimde karar verilmesinin doğru olmadığı ” gerekçesiyle bozulması üzerine, mahkemece bozmaya uyularak tamamlanan soruşturma sonucunda davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla;Tetkik Hakimi …’in raporu okundu,düşüncesi alındı.Dosya incelendi, duruşma isteği değerden reddedilerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Hükmüne uyulan bozma kararında, gösterildiği şekilde işlem yapılarak karar verilmiştir. Davacının temyiz itirazı yerinde değildir. Reddi ile usul ve yasaya ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan hükmün ONANMASINA,7.6.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.