Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2010/3399 E. 2010/5499 K. 10.05.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3399
KARAR NO : 2010/5499
KARAR TARİHİ : 10.05.2010

MAHKEMESİ : BATMAN 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 23/12/2009
NUMARASI : 2008/306-2009/752
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, dava konusu 67550 m2’lik alanın, ortak miras bırakanlarından intikal ettiğini, uzun yıllar murisleri ve kendisi tarafından ekilip biçildiğini, amcası Ş.C.’ın adına kayıtlı 68 nolu parsele uygulanan tapu kaydının dava konusu taşınmazı da kapsadığını, kök tapu kaydının dede İsmail oğlu, İzzettin C.’a ait olduğunu, çekişmeli yerin mirasçılar arasında yapılan fiili ve rızai taksimde kendisine isabet ettiğini, devletin hüküm ve tasarrufu altına bulunan, belediye, hazineye ait yerlerle ilgisi bulunmadığını, tarıma elverişli arazi olduğunu, kadastro tespit çalışmaları sırasında taşlık olarak tescil harici bırakıldığını, 100 yılı aşkın süredir nizasız fasılasız zilyetliklerinde bulunan yerin İ.C.adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Müdahil davacılar; çekişmeli yerin kök muris dedeleri S.’ten babalarına, devamında da taksim yoluyla kendilerine intikal ettiğini, taşları ayıklanarak tarıma elverişli hale getirildiğini, davacıların aynı nedenle açtıkları Gercüş Asliye Hukuk Mahkemesindeki davanın reddedildiğini belirterek taşınmazın 1/2 oranında adlarına tesciline karar verilmesini istemişleridir.
Davalılar, taşınmazın taşlık ve çalılık vasfında olup, tarıma elverişle olmadığını, zilyetlik koşullarının davacılar yararına gerçekleşmediğini, kazandırıcı zamanaşımı sürelerinin dolmadığını, imar ihya edilmediğini belirterek davanın reddini savunmuş, aşamalarda verdiği dilekçe ile de çekişmeli yerin TMK’nun 713/6 maddesi uyarınac hazine adına tescilini istemiştir.
Mahkemece; davacı ve müdahil davacıların davasının reddine, Fen bilirkişileri tarafından düzenlenen 30.10.2009 tarihli rapor ve krokideki B harfi ile gösterilen toplam 10730 m2’lik taşınmazın taşlık vasfı ile hazine adına kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
Karar, taraflarca süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi …’ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava; tescil harici bırakılan yerin tapuya dayalı olarak tescili isteğine ilişkin olup dava sırasında asli müdahil olan H.O.ve M.E. O.ın davanın reddi ile 3402 sayılı Yasanın 14 ve 17 maddelerinde öngörülen koşulların gerçekleştiği gerekçesiyle müdahiller adlarına tescil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece; asıl dava ile müdahillerin davasının reddine, taşınmazın krokisinde “B” harfi ile gösterilen bölümünün savunma yoluyla istekte bulunan davalı Hazine adına tesciline karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillere göre; davacı kadastro tespiti sırasında, 68 parsel sayılı taşınmaza uygulanan tapu kaydı kapsamında kaldığı halde tespit harici bırakılan çekişmeli yerin tescilini istemiş ve mahkemece anılan yerin tapu kaydı kapsamında kalmadığı ve müdahillerin talebinin ise sübut bulmadığı gerekçeleriyle reddine karar verilmiş, öte yandan Hazine tarafından usulüne uygun açılmış 3402 sayılı Kadastro Yasasının 18. maddesi hükmü gereğince bir dava bulunmadığı ayrıca asli müdahale talebi de olmadığı halde savunma yoluyla getirilen çekişmeli yerin adına tescili isteği kabul edilerek taşlık niteliğinde olduğu saptanan “B” harfi ile gösterilen bölümün Hazine adına tesciline karar verildiği görülmektedir.
Bu belirleme karşısında; müdahillerin ve hazinenin tüm temyiz itirazları yerinde değildir, Reddine.
Davacının temyiz itirazlarına gelince; davacı 68 parsel sayılı taşınmaza uygulanan tapu kaydının çekişmeli yerleri de (A ve B harfleriyle gösterilen yerler) kapsadığını belirterek eldeki davayı açmıştır.
Mahkemece yapılan inceleme, araştırma ve uygulamanın hükme yeterli ve elverişli olduğu söylenemez. Şöyle ki, bilindiği üzere; tapu kaydının çekişmeli taşınmaza uygulaması yapılırken davada yararı olmayan seçilecek yaşlı ve yansız yerel bilirkişiler aracılığıyla yerinde yeniden keşif yapılması; bilirkişilerden ayrıntılı açıklama istenilmesi; ayrıca, konunun uzmanı kişilerden oluşturulacak (içlerinde Yüksek Ziraat Mühendisinin de bulunacağı) kuruldan toprağın fiziki yapısı ve galip (baskın) vasfını belirten rapor alınması; önceden düzenlenmiş toprak dağıtım belirtmelik ve haritaları varsa onlardan da yararlanılması; talep edildiği takdirde özellikle yerel bilirkişilerce bilinemeyen sınırlar yönünden taraf tanıklarının dahi dinlenilmesi; komşu taşınmazların varsa dayanak kayıtları getirilerek taşınmazı ne şekilde gösterdiğinin belirlenmesi, ayrıca araştırmanın ve uygulamanın benzeri davalara konu tüm parselleri ve aradaki tespit dışı bırakılan yerleri gösterecek şekilde kadastral paftaya (birleşik bir haritaya) yansıtılması gerekmektedir.
Somut olaya gelince; hemen belirtmelidir ki; tapu kayıt kapsamında olan bir yerin taşlık, hali, kıraç niteliğini taşıması, tapu kaydının mülkiyet belgesi olmasına mani teşkil etmeyeceği ve hukuki kıymetini kaybettiği şeklinde değerlendirilemeyeceği esasen iptal edilinceye kadar tevlit ettiği hakkın korunması gerekeceğinde kuşku yoktur.
Bunun için de tapu kaydının, yukarıda değinilen ilkeler çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılarak kapsamının belirlenmesi gerekir.
Oysa mahkemece; hükme yeterli ve elverişli olacak şekilde bir araştırma yapıldığı da söylenemez. Zira komşu parsel tutanakları ve varsa dayandığı kayıtları getirtilerek, çekişmeli taşınmaz yönünü ne şekilde okuduğu üzerinde durulmamış, 68 parsel sayılı taşınmaza uygulanan kaydın ilk tesisinden itibaren tüm tedavül kayıtları ile birlikte getirtilerek bir tescil hükmüne dayanıp dayanmadığı, haritasının bulunup bulunmadığı, hazineyi bağlayıcı bir yönü olup olmadığı açıklığa kavuşturulmamıştır. Ayrıca tapu kaydının uygulandığı 68 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağında taşınmazın davalı olması sebebiyle tespitinin kesinleşmediği şerhi gözetilerek anılan dosyanın araştırılarak davanın ne olduğunun tespit edilmesi ve eldeki davayı etkileyip etkilemeyeceğinin açıklığa kavuşturulması, diğer taraftan müdahil davacılar eldeki dava bakımından bir kesin hükmün varlığını ileri sürmüşler ne var ki mahkemece bu husus üzerinde de durulmamış eldeki dava bakımından neticeye etkili olup olmadığı yönü de aydınlığa çıkarılmamıştır.
Öyle ise eksik tahkikatle yetinilerek sonuca gidilmiş olmasının doğru olduğu söylenemez.
Davacı İzzettin Cihan’ın temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 10.05.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.