Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2010/5088 E. 2010/6938 K. 14.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5088
KARAR NO : 2010/6938
KARAR TARİHİ : 14.06.2010

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : İPTAL, TERKİN, ELATMANIN ÖNLENMESİ, YIKIM

Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada;
Davacı Hazine, davalıların kayden malik olduğu çekişmeli 154 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün kıyı kenar çizgisi içinde kaldığını, devletin hüküm ve tasarrufu altında kalan yerlerin özel mülkiyete konu olamayacağını ileri sürerek, kıyı kenar çizgisi içinde kalan kısmın tapu kaydının iptali ile terkinine karar verilmesini istemiştir
Davalılar, taşınmaza iyiniyetle malik olduklarını, binanın ruhsatlı yapıldığını, elatmanın bulunmadığını belirterek, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece; 14.03.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasa ile değişik 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 12. maddesine eklenen 3. fıkra 2 ve 3. cümle ve geçici 10. maddedeki düzenlemeler karşısında 10 yıllık hak düşürücü sürenin Hazine yönünden dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi …’ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.

-KARAR-

Dava, 3621 Sayılı Yasadan kaynaklanan tapu iptali ve sicil kaydının kütükten terkini isteğine ilişkin olup mahkemece 14.3.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasa hükümleri uyarınca kadastro tespiti ile dava tarihi arasında 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesinde öngörülen hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olmasında kural olarak bir isabetsizlik yoktur. Öyleyse, davacı Hazinenin öteki temyiz itirazları yerinde değildir.Reddine.
Ancak hemen belirtilmelidir ki, her dava açıldığı tarihteki koşullara tabidir. Dava tarihinde davasında haklı olan bir tarafın, davanın devamı sırasında yürürlüğe giren bir yasa hükmü veya çıkartılan İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davasında haksız duruma düşen tarafın yargılama giderleri ve bu giderlerden sayılan avukatlık ücretinden sorumlu tutulamayacağı aksine somut olayda olduğu gibi 28.5.1997 tarihli 5/3 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca belirlenen kıyı kenar çizgisine göre taşınmazın tamamı veya bir bölümünün, tanımı 3621 Sayılı Kıyı Kanununun 4.maddesinde yapılan kıyıda kaldığı belirlendiğine göre maktu harçla beraber yargılama giderlerinden davalı tarafın sorumlu tutulması gerektiği tartışmasızdır.
Ne varki, mahkemece anılan ilkeler gözardı edilmek suretiyle yargılama giderleri ve avukatlık ücretinden davacı Hazinenin sorumluluğuna gidilmesi isabetsizdir.
Hal böyle olunca, davacı Hazinenin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlere hasren HUMK.’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 14.6.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.