YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5284
KARAR NO : 2010/5609
KARAR TARİHİ : 12.05.2010
MAHKEMESİ : FATİH 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİTARİHİ : 30/01/2009NUMARASI : 2008/297-2009/15 Taraflar arasında görülen davada;Davacı, kayden paydaşı olduğu 23 parsel sayılı taşınmazdaki binanın çatı katının projeye aykırı olduğunu ve davalının tasarrufunda bulunduğunu, yararlanmasına engel olunduğunu, kiraya verememesi sebebiyle zarara uğradığını, davalının fazla kira bedeli aldığını ileri sürerek binanın projeye uygun hale getirilmesi, elatmanın önlenmesi ve tazminat isteğinde bulunmuş, elatmanın önlenmesi isteğine ilişkin dava tefrik edilmiştir.Davalı, çekişme konusu taşınmazda mirasbırakanı eşi R.’ın paydaş olduğunu, taşınmaza müdahalesinin bulunmadığını, tazminat isteği yönünden mahkemenin yetkisiz olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.Mahkemece, yıkım isteği konusunda eksik husumet nedeniyle tazminat talebi bıkımından yetkisizlik sebebiyle davanın reddine karar verilmiştir.Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi . . . raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.Mahkemenin 2008/297 esasında kayıtlı davasında çekişme konusu 2022 ada ,23 parsel sayılı taşınmazdaki binaya kaçak çatı yapıldığı ve kiraya verilmek suretiyle tasarruf edildiği iddiasıyla elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil isteğinde bulunulmuştur.Mahkemece, elatmanın önlenmesi isteği yönünden davanın tefrikine; eldeki davada ise çatı kata ilişkin kal davasının eksik husumet nedeniyle; tazminat (ecrimisil) davasının ise yetki yönünden reddine karar verilmiştir.Diğer taraftan, mahkemenin 2009/34 esas sayılı davasında ise, keza çatı katının yıkım isteğinin eksik husumet nedeniyle reddi yönünden hüküm kurulmuştur.Hemen belirtmek gerekir ki, elatmanın önlenmesi ve yıkım davaları taşınmazın aynına yönelik davalar olup taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde görülmesi gerektiği HUMK’nun 13/1 maddesi hükmü gereğidir.Bu isteklere bağlı olarak ecrimisil talep edildiği takdirde, ecrimisil yönünden de yetkinin bu kurala tabi olacağı kuşkusuzdur.Diğer taraftan, somut olayda her üç istekte (elatmanın önlenmesi, yıkım,ecrimisil) bir birleriyle sıkı sıkıya ilişkili olup, esasen aynı dava içerisinde birlikte görülmesi en uygun yöntemdir. Ne var ki, tefrik edilen mahkemenin 2009/33 esasında kayıtlı elatmanın önlenmesi davası sonucunda davanın reddine karar verilerek mahkemenin işten el çektiği anlaşıldığından bu husus bozma nedeni sayılmamıştır.Somut olaya, yukarıda özetlenen ilkeler doğrultusunda bırakıldığında ise eldeki davada temyiz konusu edilen yıkım davasında, yıkımı istenen çatı katının davalının miras bırakanı R. B. tarafından inşa edildiği bildirildiğine ve miras bırakan R.ın davalı dışında mirasçılarının bulunduğu kayden sabit olduğuna göre davada gerçekten eksik husumet bulunduğu gözetilerek mirasçılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı olması sebebiyle diğer mirasçıların davaya dahil edilmesi ve onların da huzuruyla yargılama yapılarak karara bağlanması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı biçimde eksik husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olması doğru değildir.Ayrıca, yukarıda değinildiği üzere; taşınmazın aynı ile ilgili yıkım davası ile birlikte ecrimisil de istenildiğine göre, ecrimisil isteği bakımından da mahkemenin yetkili olduğu nazara alınmayarak yazılı şekilde yetkisizlik kararı verilmiş olması da isabetsizdir.O halde, davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 12.5.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.