Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2010/7923 E. 2010/13381 K. 14.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7923
KARAR NO : 2010/13381
KARAR TARİHİ : 14.12.2010

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ,
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL.

Taraflar arasında görülen davada;
Davacı Hazine, davalı Hüseyin adına kayıtlı 941 parsel sayılı taşınmazın kadastro komisyon kararı uyarınca tescilinin yapıldığını, taşınmazın taşlık,fundalık vasfında olduğunu, davalı yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığını ileri sürerek tapu iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur.
Davalı, bir savunma getirmemiştir.
Mahkemece, davalı taraf lehine zilyetlikle edinme koşullarının oluşmuş olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı hazine vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 14.12.2010 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden Hazine vekili Avukat Özgür Bekdemir ile temyiz edilen vekili Avukat … geldiler, davetiye tebliğine rağmen diğer temyiz edilen vekili avukat ile asiller gelmediler, yokluklarında duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi …’ün tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:

-KARAR-

Dava, tapu iptali ve tescili isteğine ilişkin olup, mahkemece,iddianın sübut bulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, özellikle davalıya ait mirasçılık belgesi ve nüfus kayıt örneğinden; davada kendisine husumet yöneltilen davalı …in 8.5.1995 tarihinde ölmüş olduğu, davanın ise 9.9.2005 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; dava ehliyeti davada taraf olma yeteneğidir.HUMK’nun taraf ehliyetini tanımlamamış 38. Maddesiyle Medeni Kanuna yollama da bulunmakla yetinmiştir. Medeni Kanunumuz ise, davada taraf olma ehliyetini, medeni haklardan yararlanma ehliyetinin bir parçası saymış, 8,28,47 ve 48. Maddelerdiyle bu yönde hükümler getirilerek medeni haklardan yararlanma ehliyeti bulunan her gerçek ve tüzel kişinin davada taraf olma yeteneğini taşıdığını, her gerçek kişinin sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü andan itibaren taraf ehliyetini belirtmiştir.Öte yandan gerçek kişinin ölümüyle medeni haklardan yararlanma ehliyeti ve buna bağlı olarakta taraf ehliyetinin sona ereceği Medeni Kanununun 28. Maddesinin buyurucu nitelikteki hükmüyle açıklanmıştır.
Dava tarihinden önce ölüm nedeniyle şahsiiiyeti son bulan kişinin taraf ehliyetini yitireceği kuşukusuzdur. Bu itibarla , gerek Medeni Kanun gerekse HUMK’nu dava açıldığı zaman hayatta bulunan kişiler yönünden düzenleyici hükümler koymuş, ölen veya mevhum kişiler hakkında açılacak davalar yasalaarımızda yer almamıştır. Niteki. 4.5.1978 tarih 1978/4-5 Sayılı İçtihatları Birleştirme kararında da dava tarihinden önce ölen kişinin taraf ehliyetini yitireceği, aleyhine dava açılamayacağı, dava tarihinde şahsiyeti sona ermiş olan kimsenin mirasçılarına ardıllık (halefiyet ) kuralı uygulanamayacağından tebligat yapılmak veya dava ıslah edilmek suretiyle davaya devam edilemeyeceği vurgulanmış, içtihatlar bu doğrultuda kararlılık kazanmıştır.
Somut olaya gelince; davalı Hüseyin’in dava tarihinden önce ölmüş olduğu, bu sebeple dava şartının bulunmadığı ve bu hususunun HUMK’nun 188/2 maddesi hükmü uyarınca kamu düzeni ile ilgili olup re’sen gözetilmesi gerektiği halde, bir başka ifadeyla dava şartının bulunmaması sebebiyle ölü kişi hakkında açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davalı Hüseyin’in mirasçılarının ve çekişme konusu taşınmazın hakkında dava açılmayan diğer pay sahiplerinin dahili dava yoluyla davaya dahil edilmeleri suretiyle yargılamaya devam edilerek işin esası incelenerek , esastan karara bağlanmış olması doğru değlidir.
Öyleyse, davanın reddine dair hüküm yukarıda açıklanan gerekçeyle ve sonucu itibariyle doğrudur. Davacı hazinenin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA,03.12.2010 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz edilen vekili için 825.00.-TL. duruşma avukatlık parasının temyiz edenden alınmasına,Harçlar Kanununun değişik 13. maddesinin j. Bendi gereğince Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 14.12.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.