Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2010/9717 E. 2010/11340 K. 01.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9717
KARAR NO : 2010/11340
KARAR TARİHİ : 01.11.2010

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ,
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL .

Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, ortak miras bırakanları …’in, malvarlığının önemli bir bölümünü oluşturan 11 ada, 22 parsel sayılı taşınmazını, mirastan mal kaçırmak amacıyla tapuda satış göstermek suretiyle davalı oğluna temlik ettiğini, gerçekte bağış yapıldığını, bedelsiz yapılan temlikin muvazaa nedeniyle geçersiz olduğunu ileri sürerek miras payı oranında tapu kaydının iptal ve tescilini istemişlerdir.
Davalı, taşınmazın ölünceye kadar bakma koşuluyla temlik edildiğini, bakım yükümlülüğünü yerine getirdiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; murisin ölmeden önce iradesini açıkladığı, taşınmazı ölünceye kadar bakma koşuluyla temlik ettiği ancak tapuda işlemin satış yoluyla gerçekleştirildiği, bakım yükümlülüğünün yerine getirildiği, muvazaalı temlik yapıldığından sözedilemeyeceği, oniki yıl sonra işlemin geçersizliğinin ileri sürülmesinin iyiniyet kuralları ile bağdaşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacılar tarafından süresinde duruşmalı olarak temyiz edilmiş olmakla; duruşma talebinin tebliğ için gerekli giderler yatırılmadığından reddiyle, Tetkik Hâkimi …’ın raporu okundu, düşüncesi alındı.
-KARAR-
Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle çekişmeli taşınmazın davalıya satış şeklinde temlik edildiği, satışa konu edilen bir malın değerinin belirli bir semen karşığı olacağı, semenin bir başka ifade ile malın bedelinin mutlak para olması şart olmayıp belirli bir hizmet veya emeğin de olabileceği, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarark açılan davaların hukuki dayanağını teşkil eden 01.04.1974 tarih ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının miras bırakanın gerçek iradesinin mirasçıdan mal kaçırma olması halinde uygulanabilirliğinin kabulü gerekeceği, somut olayda; miras bırakanın temliki, diğer mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla yapmadığı, böyle bir iradesi olsa idi 11 ada , 15 parsel sayılı taşınmazı da devredilebileceği gözetilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olduğuna göre; davacıların temyiz itirazı yerinde değildir. Reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, 01.11.2010 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

-KARŞI OY YAZISI-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden, 1326 doğumlu olup 01.02.1994 günü vefat eden miras bırakan Tarife Ayer’in geriye mirasçı olarak 4 çocuğunu bıraktığı, davacıların murisin kendisinden önce 22.11.1983 tarihinde ölen oğlu Rıza’nın çocukları oldukları, çekişme konusu 11 ada,22 parsel sayılı taşınmazda 5 adet dükkan ve ikinci katında konutun yer aldığı, murisin 22.05.1990 tarihinde bu yeri 1.500.00 Tl. Bedelle davalı oğluna sattığı, murisin satıma ihtiyacı ve buna karşılık davalının alım gücünün de bulunmadığı, gerçek bedelin 18.000,00 TL. Olarak saptanmasıyla değerler arasındaki aşırı farkın hemen görülebildiği, miras olarak kaldığı belirlenen 11 ada 15 parsel sayılı diğer taşınmazın üzerinde eski bir ev olup, ilk taşınmaza oranlandığında düşük değer taşıdığının belirtildiği, ölümünden önceki son bir buçuk yıldır bakımını üstlendiği ifade edilen davalının ( murisin yaşı da gözetildiğinde) bu nedenle diğer mirasçılara tercih edildiği kanaatinin hasıl olduğu, davalı lehine ölünceye kadar bakma sözleşmesi akdedilmek üzere vekalet verildiği ve murise ölene kadar baktığına değinilen cevap dilekçesi içeriğiyle temlikin bedelsiz yapıldığı anlaşılmaktadır.
Somut olayın özelliğine,01.04.1974 tarih ve 1/2 Sayılı İnançları Birleştirme Kararı içeriğine ve Dairemiz ilke kararlarına nazaran; murisin murasçılarından mal kaçırma amacıyla temlikte bulunduğu, davalı ile yapılmış bir ölünceye kadar bakma sözleşmesinin mevcut olmadığı gibi ibraz da edilmediği, miras bırakanın bakıldığı süre, bıraktığı iki taşınmazın nitelik ve değerleri gözetildiğinde; temliki bedelin hizmet ve emek karşılığı olduğu düşüncesine iştirakin mümkün görülmediği, iradesinin tamamen mirasçıdan mal kaçırmaya yönelik bulunduğu, kararın bu yönden bozulması gerektiği düşüncesi ile sayın çoğunluk görüşüne katılmıyorum.