Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2011/12454 E. 2012/2052 K. 29.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/12454
KARAR NO : 2012/2052
KARAR TARİHİ : 29.02.2012

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden maliki olduğu 290 ada 1 parsel sayılı taşınmazını kamu tesisi kurulması ve kurulacak olan tesisin adının “KÖRALİ BAYSAL-AVSALLAR BELEDİYESİ TESİSLERİ” olması koşuluyla 19.04.2001 tarihinde davalı belediyeye bağışladığını, ancak davalının bağış koşulunu yerine getirmediğini ileri sürerek, tapu iptali ve tescil isteğinde bulunmuştur.
Davalı, davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, bağış koşulunu yerine getirmek üzere inşaata başlandığını, yargılama esnasında inşaatın tamamlanarak düğün salonu olarak hizmete açıldığını, bağış koşulunun yerine getirildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, kanıtlanan davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı … vekili tarafından süresinde duruşma istemli temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi …’in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, duruşma isteği değerden reddedilip, gereği görüşülüp, düşünüldü.

-KARAR-

Dava, koşullu bağıştan rücu hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescili isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 290 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kayden davacıya ait iken, 19.4.2001 tarihinde “kamu tesisi kurulması ve kurulacak olan tesis adının “KÖRALİ BAYSAL – AVSALLAR BELEDİYESİ TESİSLERİ” olması şartıyla davalı Belediyeye bağışlandığı anlaşılmaktadır.
Davacı, bağış koşulunun davalı tarafından yerine getirilmediğini ileri sürerek eldeki davayı açmıştır.
Bilindiği üzere; bağıştan dönme(rücu) bağışlayanın tek yanlı, bağışlanana varması gereken beyanıyla geriye yürürlü (makable Şamil) olarak hukuki ilişkiye son veren yenilik doğurucu bir haktır. Bağışlayan koşullu veya mükellefiyetli şekilde bağışta bulunmuşsa, bağışlanandan hukuka, ahlaka aykırı veya imkansız olmadığı sürece BK’nun 241. maddesi uyarınca koşul veya mükellefiyetin yerine getirilmesini isteyebilir. Haklı bir neden olmaksızın yerine getirilmemesi halinde de aynı yasanın 244/3 maddesine dayanarak bağıştan dönme hakkını kullanıp verdiğini geri isteyebilir.
Hemen belirtmek gerekir ki; bağış sözleşmesindeki koşul veya mükellefiyetin niteliğinin, kapsamının yerine getirilme zamanının tam olarak tespiti büyük önem taşır. Bu itibarla salt kullanılan sözlerin değil, tarafların gerçek iradelerinin ve bağışlayanın asıl amacının ortaya çıkarılması gerekir. Ayrıca amacın gerçekleşmeyeceğinin kesin biçimde anlaşılması tarihi ile bu tarihten itibaren B.K’nun 246. maddesine göre bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde bağıştan dönme (rücu) hakkının kullanılıp kullanılmadığının araştırılması da zorunludur.
Öte yandan Borçlar Kanunun borçlunun temerrüdüne ilişkin genel hükümleri; koşullu veya mükellefiyetli bağışlarda da gözden uzak tutulmamalı, 107. maddede sayılan özel haller dışında, sözleşmeden dönme hakkının kullanılabilmesi için mütemerrit duruma düşen bağışlanana işin özelliğine ve hayatın olağan akışına uygun bir süre tanınmalıdır.
Somut olayda; davalı Belediyece, akdin yapıldığı tarihten itibaren dava konusu taşınmazda ağır seyretse de bir inşaat faaliyetinde bulunulduğu, kısıtlı imkânları içerisinde ödenek temin edildikçe veya temin edilen bağışlarla inşaatın sürdürülmeye çalışıldığı, buna ilişkin olarak hazırlanan vaziyet planının dosyaya sunulduğu, bu plana göre bina dışında geniş bir otopark, çocuk parkı vs. oluşturulmasının öngörüldüğü, yargılama sırasında düğün salonu bölümünün tamamlandığı ve hizmete açıldığı, bağış şartı olarak öngörülen ismin de bu düğün salonuna verildiği anlaşılmaktadır.
O halde; anılan bu olgular, yukarıda değinilen ilkelerle birlikte değerlendirildiğinde bağış koşulunun yerine getirilmediğinden söz edilemeyeceği kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.’nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 29.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.