Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2011/134 E. 2011/750 K. 26.01.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/134
KARAR NO : 2011/750
KARAR TARİHİ : 26.01.2011

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, davalılar tarafından kandırılmak suretiyle ile maliki olduğu 477,478 ve 573 parsel sayılı taşınmazlarının dava dışı … adına tescilinin sağlandığını, ondanda davalı …’e temlik edildiğini, hile ile taşınmazların elinden alındığını, aynı zamanda ehliyetsiz olduğunu ileri sürerek tapu iptal ve tescile karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tereke temsilcisi vekilince süresinde temyiz edilmiş olmakla Tetkik Hakimi …’nın raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü.

-KARAR-

Dava, ehliyetsizlik ve hile hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptal ve tescil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillere göre; davacının, maliki olduğu çekişme konusu taşınmazlarını 10.11.2001 tarihli resmi akitle dava dışı …’a satış suretiyle temlik ettiği, ondanda 6.12.2001 tarihinde davalı …’e satıldığı, Adli Tıp Kurumundan alınan rapora göre davacının akit tarihinde ehliyetli olduğu, davacının yargılama sırasında ölmesi üzerine terekeye temsilci atanarak yargılamaya devam edildiği anlaşılmaktadır.
Davacı, hile ile taşınmaların elinden alındığını, aynı zamanda işlem tarihinde ehliyetsiz olduğunu ileri sürerek 19.12.2003 tarihinde eldeki davayı açmıştır.
Mahkemece, hile iddiasının öğrenmeden itibaren 1 yıl içinde açılmadığı gibi ileri sürülen iddialarında tanık dışında bir delille kanıtlanamadığı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Bilindiği üzere; hile,genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya,özellikle sözleşme yapmaya sevketmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak,veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hata da yanılma hilede yanıltma söz konusudur.B.K’nun 28/l maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse hata esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz.Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable Şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.
Öte yandan, hile her türlü delille isbat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir.Hilenin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluylada kullanılabilir.
Somut olaya gelince; davacının, çekişme konusu taşınmazları bilirlikte yaşadığı oğlu İbrahim ile beraber kullandığı, İbrahim’in 2003 yılında emlak vergisini yatırmak için yaptığı başvuru sırasında taşınmazların temlik edildiğinin ortaya çıktığı tanık anlatımları ile doğrulanmaktadır. Aksi de başka bir kanıtla ispatlanamamıştır.
Bu durumda, temliki işlemin öğrenilmesinden itibaren 1 yıl içinde eldeki davanın açıldığı kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca; tarafların delillerinin yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Kabule göre de; hak düşürücü süre geçtikten sonra davanın açıldığı gerekçe gösterilmesine rağmen, işin esası bakımından da davanın reddi gerektiği biçimindeki gerekçenin de doğru olduğu söylenemez.
Davacı, tarafın temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile, hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 26.1.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.