Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2011/14316 E. 2012/2079 K. 29.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/14316
KARAR NO : 2012/2079
KARAR TARİHİ : 29.02.2012

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ

Taraflar arasında görülen davada;
Davacı Hazine, davalıların kayden paydaşı oldukları çekişmeli 1149 parsel sayılı taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kaldığını, devletin hüküm ve tasarrufu altında kalan yerlerin özel mülkiyete konu olamayacağını ileri sürerek kıyı kenar çizgisi içinde kalan kısmın tapu kaydının iptali ile kütükten terkinine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar, Dairece ” davanın hak düşürücü süreden dolayı reddine karar verilmesi ” gereğine değinilerek bozulmuş; mahkemece , bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı Hazine vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi …’ün raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
-KARAR-

Dava, 3621 sayılı Yasadan kaynaklanan tapu iptali ve taşınmazın sicil kaydının kütükten terkini isteğine ilişkin olup, yerel mahkemece, davanın kabulüne ilişkin olarak verilen kararın, Dairece “… 5841 sayılı Yasa hükümleri gözetilerek davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmesi” gereğine değinilerek bozulduğu, mahkemece bozma ilamına uyulmuş olmakla yapılan yargılama sonucunda , davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine, 6099 sayılı Yasanın 16. maddesiyle 3402 sayılı Yasanın 36. maddesi hükmüne bazı ilaveler getiren 36/A maddesi hükmü uyarınca yargılama giderlerinin davacı Hazine üzerinde bırakılmasına karar verildiği görülmektedir.
Gerçekten de, işin esası bakımından 5841 sayılı Yasanın yürürlüğü döneminde davanın hak düşürücü süreden reddedilmiş olması doğrudur. Ancak, anılan yasa Anayasa Mahkemesinin 12.05.2011 tarih 2009/31 esas 2011/77 karar sayılı kararı ile iptal edilmiş ve karar 23.7.2011 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Öyle ise, kesin hüküm halini almamış ve kazanılmış hakkın istisnasını teşkil eden bu durum karşısında 5841 sayılı Yasa hükümleri uyarınca davanın reddine ilişkin olarak kurulan hükmün , verildiği tarih itibariyle doğru olduğu düşünülse de, Anayasa Mahkemesinin anılan kararı karşısında işin esasının 28.11.1997 tarih 5/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına göre belirlenen veya belirlenecek olan kıyı kenar çizgisine göre çözüme kavuşturulacağı; diğer taraftan , kararda değinildiği üzere, 19.1.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesiyle 3402 sayılı Yasanın 36. maddesi hükmüne bazı ilaveler getiren 36/A maddesi hükmüne göre kadastro işlemleri sebebiyle açılan davalar nedeniyle yargılama giderlerinden ve avukatlık ücretinden davalı tarafın sorumlu tutulamayacağı hususuda gözetilmek suretiyle bir karar verilmek üzere hüküm bozulmalıdır.
Davacı Hazinenin temyiz isteği yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.’nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 29.2.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.