Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2011/4026 E. 2011/8265 K. 13.07.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4026
KARAR NO : 2011/8265
KARAR TARİHİ : 13.07.2011

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : ELATMANIN ÖNLENMESİ, YIKIM

Taraflar arasında görülen davada:
Davacılar, miras bırakanları adına kayıtlı 6711 ada 2 sayılı imar parseline davalıların haksız biçimde müdahale ettiklerini ileri sürerek el atmanın önlenmesini ve taşınmazdaki muhdesatın yıkımını istemişlerdir.
Davalılar, husumet itirazında bulunuşlar; ayrıca, yıkımı istenen muhdesatın imar öncesinde yapıldığını belirtip bedellerinin ödenmesi gerektiğini savunmuşlardır.
Mahkemece, müdahalenin keşfen saptandığı ve kısmen imar uygulamasıyla oluştuğu gerekçesiyle davalı … hakkındaki davanın kabulüne; davalı … hakkındaki davanın ise husumetten reddine karar verilmiştir.
Karar, taraflarca süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 13.07.2011 Çarşamba günü için yapılan tebligat üzerine temyiz edenler vekili Avukat gelmedi, temyiz edilen vekili Avukat…geldi, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi …’in tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-

Dava, imar parseline elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Getirtilen kayıtlardan, davacıların murisi Fettah Alagöz’ün maliki olduğu 55 sayılı kadastral parsel ile davalılardan …’ün maliki olduğu 54 sayılı kadastral parselin 2007 yılında imar uygulamasına tabi tutuldukları ve 6711 ada 2 sayılı imar parselinin davacıların murisi Fettah Alagöz adına, 6711 ada 1 sayılı imar parselinin de davalılardan … adına tescil edildikleri görülmektedir.
Öte yandan, yapılan keşiften ve hava fotoğraflarının incelenmesinden; imar öncesinde kısmen 54 nolu kadastral parselde kalıp kısmen de 55 nolu kadastral parsele taşan ve krokide (B) harfi ile gösterilen davalı binasının imar uygulaması sonuncunda 6711 ada 2 nolu imar parselinde kaldığı; ayrıca, imar sonrası yapıldığı belirtilen (C) harfli sundurma ile (D) harfli kapının da davalı tarafça kullanıldığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, yasal ayrıcalıkların dışında ayrılmaz parçanın (mütemmim cüz’ün) mülkiyeti ve buna bağlı olarak tasarruf hakkı, üzerinde bulunduğu arza bağlıdır. Bu husus M.K.nun 684. maddesinde açıkça vurgulanmıştır. Ne var ki, yürürlükten kalkmış olan 6785 sayılı yasanın 1605 sayılı yasa ile değişik 42/c ve halen yürürlükte bulunan 3194 sayılı imar yasasının 18. maddelerinde özel hükümler getirilmek suretiyle ayrılmaz parça (mütemmim cüz) olan yapı ile arz arasındaki hukuki ilişki kesilmiş, bazı durumlarda yapı, üzerinde bulunduğu yerin malikinden başkasına bırakılarak imar parsellerinin oluşturulabileceği öngörülmüştür. Böylece yapıların bedelleri ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmediği veya aralarında bu yönde bir anlaşma yapılmadığı ya da ortaklığın giderilmesi davası açılmadığı sürece bu yapıların ömürlerini dolduruncaya kadar eski sahiplerine kullanma imkanı sağlanmıştır.
Bunun yanında, zeminin maliki olan kişinin taşınmazı bizzat kullanma yetkisi sınırlanmış, ayrılmaz parça (mütemmim cüz) durumunda olan yapı üzerinde tasarruf etme gücü özel yasa ile kısıtlanmıştır. 2981 sayılı yasanın 3290 sayılı yasa ile değişik 10/c maddesi de aynı doğrultuda hüküm getirmiştir.
Gerçekten, bir kimse kendisine veya yasanın himaye ettiği bir hakka dayanarak üçüncü bir şahsa ait bir taşınmaz üzerine ayrılmaz parça (mütemmim cüz) niteliğinde yapı inşaa etmiş, imar uygulaması sonucu bu yer davacıya ait imar parseli içerisinde kalmış ise, kendi arzu ve iradesi dışında idari kararla oluşan bir durum söz konusu olduğundan kusurlu sayılamaz. İşte bu nedenle yasa koyucu imar parseli malikine karşı yapı sahibini koruma zorunluluğunu duymuştur.
Açıklanan ilke ve olgular birlikte değerlendirildiğinde; mahkemece, imar uygulamasıyla davacıya ait imar parselinde kalan (B) harfli bina yönünden bedel depo ettirilip ödenmesi suretiyle ve imardan sonra yapılan muhdesat bakımından da bedel ödetmeden el atmanın önlenmesine ve yıkıma karar verilmesinde kural olarak bir isabetsizlik yoktur.
Ancak, (B) harfli binanın davacı tarafından depo edilmesi gereken değerinin binanın tamamı üzerinden mi yoksa davacı taşınmazında kalan kısmı için mi hesaplandığı açık bulunmadığı gibi; hesap yapılırken anılan binanın imar öncesinde inşa edilmesi sırasında davacıların kadastral parseline taşırılan kısmının değer hesabına katılmaması gerektiği de dikkate alınmamıştır.
Diğer taraftan, davalı … kayıt maliki olmasa da, davacı taşınmazına fiilen el attığının belirlenmesi halinde el atmanın önlenmesi isteği bakımından hakkındaki davanın kabul edilmesi gerekeceğinden, Mümin’in taşınmazı diğer davalı … ile birlikte kullanıp kullanmadığının araştırılması da kaçınılmazdır.
Hal böyle olunca, yukarıda değinilen hususlar gözetilerek eksikliklerin tamamlanması ve ondan sonra bir karar verilmesi yerine, eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı biçimde hüküm kurulması isabetsizdir.
Kabule göre de, kamusal bir uygulama olan imar uygulaması nedeniyle davalı tarafa bir kusur yüklenemiyeceğinden, (B) harfli binanın imar uygulamasıyla davacı taşınmazında kalan kısmı yönünden davalı tarafın harç, yargılama masrafı ve vekalet ücreti ile sorumlu tutulamıyacağının düşünülmemesi doğru değildir.
Tarafların temyiz itirazları açıklanan nedenlerden ötürü yerindedir. Kabulüyle, hükmün HUMK.’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 13.7.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.