YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5521
KARAR NO : 2011/10506
KARAR TARİHİ : 18.10.2011
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TERKİN
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı Hazine, çekişme konusu 260 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığını ileri sürerek, tapu iptali ve terkini isteğinde bulunmuştur.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, iddianın kanıtlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, bir kısım davalılar vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 18.10.2011 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz edenler vekili Avukat … ile temyiz edilen vekili Avukat … geldiler duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dava, 3621 sayılı Kıyı Yasasından kaynaklanan tapu iptal ve kayıt terkini isteğine ilişkin olup; Mahkemece, 28.ll.l997 gün ve 5/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında belirtildiği şekilde yapılan araştırma ve inceleme neticesinde, çekişme konusu taşınmazın kabul kapsamına alınan bölümünün, tanımı 3621 sayılı Kıyı Yasasının 4. ve Anayasanın 43. maddesinde yapılan kıyıda kaldığı saptanmak suretiyle, bu bölüm yönünden davanın kabulüne karar verilmiş olmasında; ayrıca, müstakil bir davaya konu edilebileceği gibi, eldeki davada da istenmesi olanaklı bulunan tapunun iptalinden kaynaklanan tazminat yönünden söz edildiği şekilde bir dava bulunmadığına göre, bu yön itibariyle bir karar verilmemmiş olmasında da bir isabetsizlik yoktur.
Ancak, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesiyle 3402 sayılı Yasanın 36. maddesine bazı ilaveler getiren 36/A maddesi hükmüyle getirilen düzenlemeyle, kadastro işlemleri sebebiyle açılan davalar nedeniyle yargılama giderlerinden ve avukatlık ücretinden davalı tarafın sorumlu tutulamayacağı öngörülmüştür.
Somut olayda, isabetle yargılama giderlerinin davacı Hazine üzerinde bırakılmasına karşın, davalı tarafın harçtan sorumlu tutulmuş olması doğru değil ise de, anılan bu yanlışlığın yargılamanın yeniden yapılmasını gerektirmediği anlaşıldığından, hükmün harca ilişkin, “Harçlar Kanununun 22. Maddesi gereğince 594,00.-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,” cümlesinin yer aldığı 4. bendinin hüküm fıkrasından çıkartılmasına, bir kısım davalıların temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun bulunan
hükmün bu şekliyle 6100 sayılı HMK.’nun geçici 183.maddesi (HUMK.’nun 80.md.), 6100 sayılı HMK.’nın geçici 3.maddesi yollamasıyla HUMK. 436/2. maddesi uyarınca DÜZELTİLEREK ONANMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 03.12.2010 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz edilen vekili için 825.00.-TL. duruşma avukatlık parasının temyiz edenden alınmasına, 18.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.