Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2011/6341 E. 2011/11164 K. 01.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6341
KARAR NO : 2011/11164
KARAR TARİHİ : 01.11.2011

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, dava konusu 14 parça taşınmazın kadastro tespiti sırasında kök muris Mustafa oğlu … ile onun ölen oğlu Ali Ölçer adlarına tespit ve tescil edildiğini, ancak kök murisin oğlu …’in mirasçıları olan davalıların tapuda isim tashihi yaptırarak kök muris… ile oğlu …’in isimlerini … Ölçer olarak tashih ettirdiklerini ve taşınmazları kendilerine mal ettiklerini, böylece… oğlu … ile … oğlu Ali Ölçer’den kendilerine gelecek miras paylarını engellediklerini ileri sürerek tapu iptali-tescil istemişler, yargılama sırasında, davaya 4091 parsel (imarla 7 parça taşınmaz) bakımından devam edip, diğer taşınmazlara yönelik davalarını takip etmediklerini bildirmişlerdir.
Davalılar, davanın hak düşürücü sürede açılmadığını, iddiaların doğru
olmadığını, murisin ve kendilerinin kesinleşmiş mahkeme kararına istinaden tapu kayıtlarında gerekli tashihleri yaptırdıklarını belirtip davanın reddini savunmuşlardır.
Davanın reddine ilişkin olarak verilen karar, dairece; “dosya kapsamı ile,
1992/226 esas sayılı dava dosyasında verilen veraset kararında, kök miras bırakan… oğlu …’in çocuksuz ölen Ali Ölçer isminde bir oğlunun bulunduğu ve davacıların da onun mirasçıları arasında oldukları; bunun yanında, dosyaya ibraz edilen karar suretinden, davalıların miras bırakanı … oğlu …’in ölümünden sonra mirasçılarından İbrahim’in de dava dışı 1478 sayılı parsel hakkında aynı şekilde açtığı 1992/75 esas sayılı isim tashihi davasında da, “1478 parselin Ali Ölçer adına kayıtlı olduğu ve davacının dedesi … Ölçer’in Ali isminde bir oğlu bulunduğu” gerekçesiyle davanın 1478 parsel yönünden reddedildiği görülmektedir. Diğer taraftan, kadastro tespiti sonrasında oluşan hukuki duruma karşı açılan eldeki davada, kadastro öncesi nedenle açılan davalara uygulanan 3402 Sayılı Yasa’nın 12/3. maddesindeki hak düşürücü sürenin uygulanamayacağı; ayrıca taraf olarak yer almadıkları 1972/273 esas sayılı isim tashihi davasının da davacıları bağlamayacağı kuşkusuzdur. Hal böyle olunca, tarafların delillerinin eksiksiz toplanması, keşif yapılmak suretiyle yerel bilirkişilerin ve tanıkların dinlenmesi; öte yandan, yukarıda sözü edilen 1992/75 esas sayılı dava dosyasının mahkemesinden getirtilmesi; toplanan tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik soruşturma ile yetinilip yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir” gerekçesiyle bozulması üzerine bozma ilamına uyularak mahkemece, 7 parça taşınmaz bakımından davanın reddine, diğer taşınmazlar bakımından ise davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Karar, davacılar tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 01.11.2011 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz edenler vekili Avukat … ile temyiz edilenler vekili Avukat … Duroğlu geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Hükmüne uyulan bozma kararında, gösterildiği şekilde işlem yapılarak karar verilmiştir. Davacıların temyiz itirazı yerinde değildir. Reddi ile usul ve yasaya ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan hükmün ONANMASINA, 03.12.2010 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz edilen vekili için 825.00.-TL. duruşma avukatlık parasının temyiz edenden alınmasına, 01.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.