YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8124
KARAR NO : 2011/10367
KARAR TARİHİ : 13.10.2011
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TERKİN
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden davalıya ait 1879 ada 2 parsel sayılı taşınmazın yaklaşık 33,01 m2’lik kısmının kıyı kenar çizgisi kapsamında kaldığını ileri sürerek, tapu iptal ve tespit dışı bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Davanın kabulüne dair verilen karar, Dairece; “ … Çekişme konusu 2 parsel sayılı taşınmazın hazinenin de taraf olduğu … Tapulama Mahkemesinin 12.03.1981 tarih, 1977/132 esas ve 1981/109 karar sayılı ilamı ile 74 ve 170 parsel sayılı taşınmazlar olarak Yurtaslan Başaran adına paylı mülkiyet üzere 08.07.1982 tarihinde tescil edildiği, anılan taşınmazların 02.07.1993 tarihinde intikal ve satış suretiyle … …adına pay tescili yapıldığı, 74 ve 170 parsellerin 11.04.1995 tarihinde imar uygulamasına tabi tutularak 1879 ada 2 parselin … …adına tam mülkiyet üzere tescilinden sonra 13.08.2003 tarihinde davalı … adına satış suretiyle tescil edildiği, bu durumda hazinenin de tarafı olduğu bir ilam ile taşınmazın özel mülkiyete konu teşkil edebilecek yerlerden olduğu belirlenmek suretiyle bir tescil hükmü kurulur ise, artık bu kararın hazineyi bağlayacağı, öte yandan davalının tescil ilamını alan kişinin halefi bulunduğuna göre, ilamın davacıyı da bağlayacağı, hal böyle olunca; yerinde yeniden keşif yapılarak çap dayanağı tescil krokisinin yerinde uygulanması, çekişmeli taşınmazın tescil krokisi kapsamında kalıp kalmadığının açıklığa kavuşturulması, kroki kapsamında kalan kısımlarla ilgili olarak davanın reddedilmesi, kroki kapsamında olmayan ve 28.11.1997 tarih 5/3 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince belirlenen kıyı kenar çizgisine göre 3621 Sayılı Yasanın 4.maddesinde tanımı yapılan kıyıda kalan yerlerle ilgili kabul kararı verilmesi gerektiği, ” hususlarına değinilerek bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi …’ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
-KARAR-
Dava, 3621 Sayılı Yasadan kaynaklanan tapu iptali ve taşınmazın sicil kaydının kütükten terkini isteğine ilişkin olup, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda işlem yapılarak, mahkemece; çekişmeli taşınmazın, geldi kadastral parsellerine dayanak tarafları bağlayıcı tescil krokileri kapsamında kaldığının ve kesin hüküm bulunduğunun saptanmak ve 14.03.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 sayılı Yasa hükmü gereğince 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra dava açıldığının belirlenmek suretiyle davanın reddine karar verilmiş olması, karar tarihi itibariyle doğru ise de, 5841 Sayılı Yasanın, Anayasa Mahkemesinin 12.05.2011 tarih, 2009/31 Esas, 2011/77 Esas sayılı kararı ile iptal edildiği ve iptal hükmünün 23.07.2011 tarihinde resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdiği anlaşılmaktadır.
Bu durum karşısında 5841 sayılı Yasa hükümleri uyarınca davanın reddine ilişkin olarak kurulan hükmün, verildiği tarih itibarıyla doğru olduğu düşünülse de, Anayasa Mahkemesinin anılan kararı karşısında mahkemece 28.11.1997 tarih 5/3 sayılı İnançları Birleştirme Kararı doğrultusunda inceleme yapılması zorunlu hale gelmiştir.
Ne var ki; çekişme konusu imar parselinin, geldisi olan 169 nolu parselin Hazinenin taraf olduğu … Tapulama Mahkemesinin 1977/131 Esas, 1981/152 Karar sayılı ilamına yine 170 nolu parselin de Hazinenin ve davalının halefinin taraf olduğu 1977/132 Esas, 1981/109 Karar sayılı ilamlarına istinaden tescil edildiği ve mahkemece bozma doğrultusunda yapılan uygulama neticesinde dava konusu taşınmazın anılan tescil ilamları ile tescil krokileri kapsamında kaldığı belirlendiğine göre, kesin hüküm ve kesin delil niteliğindeki bu durumun Hazineyi bağlayacağı kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca; davanın esastan reddine karar verilmesi ve yargılama giderlerinden davacının sorumlu tutulması belirtilen gerekçelerle ve sonucu itibariyle doğrudur.
Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde değildir. Reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün (6100 sayılı HMK’nın geçici 3.maddesi yollamasıyla) HUMK’nın 436.maddesi uyarınca ONANMASINA, (Harçlar Kanununun değişik 13. maddesinin j. Bendi gereğince Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,13.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.