YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8184
KARAR NO : 2011/10178
KARAR TARİHİ : 12.10.2011
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ
Taraflar arasındaki davadan dolayı Karamürsel Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 03.03.2010 gün ve 2007/85-2010/101 sayılı hükmün Onanmasına ilişkin olan 18.04.2011 gün ve 3457-4536 sayılı kararın düzeltilmesi süresinde davacı Hazine vekili tarafından istenilmiş olmakla, dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dava, 3621 Sayılı Yasadan kaynaklanan tapu iptal ve sicil kaydının kütükten terkini isteğine ilişkin olup, mahkemece hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Gerçekten de işin esası bakımından 5841 Sayılı Yasanın yürürlüğü döneminde davanın hak düşürücü süreden reddedilmiş olması doğrudur. Ancak, anılan yasa Anayasa Mahkemesinin 12.05.2011 tarih 2009/31 E. 2011/77 K. sayılı kararı ile iptal edilmiş ve henüz Resmi Gazetede yayımlanmadığı için bu defa aynı tarih aynı esas ve 2011/27 sayılı karar ile iptal hükmünün de eldeki davalara uygulanmak üzere yürürlüğünün durdurulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Daha sonra ise karar resmi gazetede yayımlanarak iptal hükmü yürürlüğe girmiştir.
Öyle ise, kesin hüküm halini almamış ve kazanılmış hakkın istisnasını teşkil eden bu durum karşısında 5841 Sayılı Yasa hükümleri uyarınca davanın reddine ilişkin olarak kurulan hükmün, verildiği tarih itibarıyla doğru olduğu düşünülse ve ayrıca Anayasanın 153.maddesine göre iptal kararı geriye yürümez ise de; 10.3.1969 gün ve 1/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçe bölümünde belirtildiği üzere iptal, kesin şekilde çözüme bağlanmış uyuşmazlıkları etkilemez ve henüz anlaşmazlık hali devam ediyorsa iptalin kapsamına girer. Öyleyse, davanın hak düşürücü süreden reddine ilişkin kurulan kararın Anayasa Mahkemesi’nin anılan iptal kararından sonra doğru olduğu söylenemez. Zira, kamu düzeninin söz konusu olduğu bütün haller istisnanın kapsamına girer.
Ancak, çekişmeye konu edilen parsel yönünden 23.7.1955 tarihinde Hazine adına kadastro tespitinin yapıldığı ve itiraz üzerine Karamürsel Tapulama Mahkemesinin 1962/48 esas – 1964/49 karar ve 7.12.1964 tarihli kararı ile davacıların bayiileri adına tescil hükmü kurulmak suretiyle sicil kaydı oluştuğuna göre, anılan hükmün taraf olan Hazineyi bağlayacağında kuşku yoktur.
O halde, işin esası bakımından davanın reddine karar verilmesinde bu gerekçe ile bir isabetsizlik bulunmadığı gibi, 1 Ekim 2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK hükümleri uyarınca temyize ilişkin olan 1086 Sayılı Yasanın 427. ila 456. maddelerinin uygulanmasına devam edileceği öngörüldüğünden ileri sürülen karar düzeltme nedenlerinin HUMK 440.maddesinde belirtilen dört halden hiçbirisine uymadığından davacı Hazinenin tashihi karar taleplerinin REDDİNE,12.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.