YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8585
KARAR NO : 2011/11136
KARAR TARİHİ : 31.10.2011
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı Hazine, Silifke İlçesi, Karakaya Köyü, Teyin mevkiinde bulunan 1543 nolu parsel sayılı taşınmazın tapulama tespit çalışmaları sırasında Hazine adına tespit edildiği halde sonradan düzenlenen ek tapulama tutanağı ile davalı … …adına tespit ve tescil edildiğini ileri sürerek ilk tapulama tutanağındaki tespit gibi kaydın iptali ile hazine adına tesciline karar verilmesini etmiştir.
Davalı, 1591 ve 1543 parsel sayılı taşınmazların evvelce bir bütün olduklarını, 20 yılı aşkın bir zamandır nizasız ve fasılasız malik sıfatı ile zilyet olduğunu, kazandırıcı zamanaşımı ile mülk edinme koşullarının lehine gerçekleştiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi …’ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
-KARAR-
Dava; tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece; davalı taraf yararına eklemeli olarak 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde öngörülen zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu taşınmaz 13/04/1986 tarihli kadastro tespiti ile taşınmazın batısında bulunan 1591 nolu parsele uygulanan 136 sayılı vergi kaydının miktar fazlası olarak Hazine adına 1543 parsel sayısı ile tespit edilmiş iken daha sonra 15/05/1987 tarihinde itiraz komisyonuna herhangi bir itiraz olmadığı halde ek tutanak adı altında tutanak düzenlenerek mülkiyet hanesinin “1543 parsel sayılı taşınmazın mülk edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle “davalı … adına” değiştirildiği, daha sonra kadastro tutanağındaki 18/11/1987 tarihli açıklamadan, 3402 sayılı Yasanın 4. maddesi ve Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünün Genelgesi uyarınca yeniden malik hanesinin Hazine olarak düzeltildiği buna rağmen davalı adına sicil oluşturulduğu, davacı Hazinenin de sicilin yolsuz tescil niteliğinde bulunduğunu, aynı zamanda da çekişmeli yerin devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yer olduğunu iddia ederek eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Ne varki mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulamanın hüküm kurmaya elverişli olduğu söylenemez. Zira taşınmazın kuzey tarafında kamu malı niteliğindeki orman ile güney tarafında taşlık ve çalılık arazi bulunmaktadır. O halde orman araştırması yapılması da zorunluluk arzeder.
Bilindiği üzere; bir yerin orman olarak kabul edilebilmesi bakımından eğer orman kadastrosu ve tahdit geçmiş ise tahdit haritasının teknik bilirkişi, harita mühendisi, orman veya Yüksek Orman Mühendisi sıfatını taşıyan bilirkişiler aracılığıyla zemine aplike edilmek suretiyle çekişmeli yerin tahdit kapsamında kalıp- kalmadığının tespiti ile mümkündür. Yok eğer orman tahdidi bulunmuyorsa bu taktirde memleket haritası, amenajman planları, hava fotoğrafları getirtilerek taşınmazın öncesinin, niteliğinin bu belgeler uygulanmak suretiyle tespit edileceği kuşkusuzdur.. Oysa mahkemece bu yönde bir araştırma yapılmış değildir. Eksik tahkikat ile yetinerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığı gibi kabul tarzı itibarı ile 3402 sayılı Yasanın, 14. ve 17. maddeleri hükümleri gereğince diğer koşulların yanında bir kimsenin aynı çalışma alanı içinde kuru toprakta 100, sulu arazide ise ancak 40 dönüm yer iktisap edebileceği öngörülmüştür. Sulu arazi 3083 sayılı Yasanın 2. maddesinde tarif edilmişken bu defa 5403 sayılı Yasada bu tarif değiştirilmiştir. Öteyandan eklemeli zilyetlikle Yasada öngörülen sürenin oluştuğu gözetildiğinde gerek davalı ve gerekse onun edindiği kişiler bakımından da aynı araştırmanın yapılması gerekeceği tartışmasızdır. Oysa Mahkemece bu husus üzerinde de durulmaması ve bu Yasal düzenlemelerin gözetilmemesi de isabetsizdir.
O halde; davacı hazinenin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü 6100 sayılı Yasanın geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Yasanın HUMK.’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 31.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.