Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2011/9573 E. 2011/11082 K. 31.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9573
KARAR NO : 2011/11082
KARAR TARİHİ : 31.10.2011

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : ELATMANIN ÖNLENMESİ, ECRİMİSİL
TAŞKIN İNŞAATIN YIKIMI

Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden maliki olduğu çaplı ve tapuda kayıtlı … İli, …Mahallesi, Pafta:22P-1, Ada:38806, Parsel:34 sayılı taşınmaza, dava dilekçesine ekli aplikasyon krokisinden belirleneceği üzere komşu 35 parsel taşınmaz maliki davalının haklı ve geçerli bir nedene dayanmaksızın taşkın balkon yapmak sureti işgal ettiğini ileri sürerek, dava konusu taşınmaza davalının elatmasının önlenmesine, taşkın inşaatın yıkımına ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile elatmanın devam ettiği dönem için 4.000.00.-TL ecremisil alacağının hak ediş tarihinden itibaren yasıl faizi ile birlikte davalı taraftan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacı ile yakın akraba olduklarını, mülkiyetinde bulunan 35 parsel ile davacının maliki olduğu 34 parsel birleşik iken ölçümleme yapılarak bina yerleri belirlenmek sureti ile üzerlerine 30 yıl önce iyiniyetle yapı inşa edildiğini, yapım esnasında ve dava tarihine kadar ki süreçte itiraz edilmediğini, taşkın kısmın gelir getiren bir yer olmadığını, istenen ecrimisil bedelinin fahiş olduğunu savunarak, davanın reddine, taşan kısım tespit edildiği takdirde … Medeni Kanununun 725.maddesi gereğince uygun bir bedel karşılığında adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile dava konusu taşınmazın bilirkişi rapor ve eki krokide (A) harfi ile işaretli 12.20 m²’lik kısmına elatmanın önlenemsine ve bu kısımda bulunan krokide (B) harfi ile işaretli 1.80 m²’lik alanla balkonun yıkımına, 15.10.2003-15.10.2004 dönemi için 120.00.-TL, 15.10.2004-15.10.2005 dönemi için 132.00.-TL, 15.10.2005- 15.10.2006 dönemi için 144.00.-TL, 15.10.2006-15.10.2007 dönemi için 156.00.-TL, 15.10.2007-15.10.2008 dönemi için 168.00.-TL. olmak üzere toplam: 720.00.-TL ecrimisil alacağının tahakkuk dönem sonralarından itibaren yasal faizi ile birlikte davalı taraftan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi …’ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.

-KARAR-

Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 30 ve 4 sayılı kadastral parsellerin tevhidi ile 33 parselin; daha sonra 298/3290 sayılı Yasanın 10/c maddesi uyarınca yapılan idari işlem sonucu 34 ve 35 parsellerin oluştuğu, 34 parselin davacı ve 35 parselin ise davalı adına tescil edildiği; buna ilişkin idari işlemin kesinleştiği, diğer bir deyişle hukuksal varlığını koruduğu anlaşılmaktadır.

Olayda, sağlıklı bir sonucu ulaşılabilmesi için yıkımı istenilen bina veya eklentinin idari işlemden önce yapılıp yapılmadığının ve binayı (balkon) yapanın korunmaya değer bir hakkının bulunup bulunmadığının saptanması zorunludur.
Bilindiği üzere; yasal ayrıcalıkların dışında ayrılmaz parçanın (mütemmim cüz’ün) mülkiyeti ve buna bağlı olarak tasarruf hakkı üzerinde bulunduğu arza bağlıdır. Bu husus M.K.nun 684. maddesinde açıkca vurgulanmıştır. Ne varki, yürürlükten kalkmış olan 6785 sayılı yasanın l605 sayılı yasa ile değişik 42/c ve halen yürürlükte bulunan 3l94 sayılı imar yasasının l8. maddelerinde özel hükümler getirilmek suretiyle ayrılmaz parça (mütemmim cüz) olan yapı ile arz arasındaki hukuki ilişki kesilmiş bazı durumlarda yapı, üzerinde bulunduğu yerin malikinden başkasına bırakılarak imar parsellerinin oluşturulabileceği öngörülmüştür. Böylece yapıların bedelleri ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmediği veya aralarında bu yönde bir anlaşma yapılmadığı yada ortaklığın giderilmesi davası açılmadığı sürece bu yapıların ömürlerini dolduruncaya kadar eski sahiplerine kullanma imkanı sağlanmıştır.
Öte yandan, zeminin maliki olan kişinin taşınmazı bizzat kullanma yetkisi sınırlanmış, ayrılmaz parça (mütemmim cüz) durumunda olan yapı üzerinde tasarruf etme gücü özel yasa ile kısıtlanmıştır.
298l sayılı yasanın 3290 sayılı Yasa ile değişik l0/c maddesi de aynı doğrultuda hüküm getirmiştir.
Gerçekten, bir kimse kendisine veya yasanın himaye ettiği bir hakka dayanarak üçüncü bir şahsa ait bir taşınmaz üzerine ayrılmaz parça (mütemmim cüz) niteliğinde yapı inşaa etmiş imar uygulaması sonucu bu yer davacıya ait imar parseli içerisinde kalmış ise, kendi arzu ve iradesi dışında idari kararla oluşan bir durum söz konusu olduğundan kusurlu sayılamaz. İşte bu nedenle yukarıda değinildiği gibi yasa koyucu imar parseli malikine karşı yapı sahibini koruma zorunluluğunu duymuştur.
Hal böyle olunca, yukarıdaki ilkeler doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılması, olayda yıkımı istenen bölüm yönünden davalıya kaim bedelin ödenmesinin gerekip gerekmediğinin değerlendirilmesi, gerekiyorsa anılan bedelin mahkeme veznesine depo ettirilmesi, depo edilmezse davanın reddedilmesi; davalı tarafın imar öncesi bir hakkının bulunmadığı anlaşılırsa matlak biçimde elatmanın önlenmesi ve yıkım yönünden hüküm kurulması gerekirken; eksik soruşturma ile karar verilmesi doğru değildir. Davalının, temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesine göre) HUMK.’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 31.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.