YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9576
KARAR NO : 2011/11158
KARAR TARİHİ : 31.10.2011
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : ELATMANIN ÖNLENMESİ VE YIKIM
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı vekili, davalıların kayıt maliki oldukları 197 ada 3 parsel sayılı taşınmaz üzerinde inşa ettikleri yapıyı vekil edenlerinin kayıt maliki oldukları 197 ada 4 parsel sayılı taşınmaza taşırmak suretiyle tecavüz ettiklerini, bu nedenle davalıların 197 ada 4 parsel sayılı taşınmazlara yönelik elatmalarının önlenmesine ve tecavüz edilen kısım üzerindeki yapının kal’ine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili, dava konusu olan yapının tamamının, yirmi yıl önce vekil edenlerine ait olan taşınmaz üzerinde inşa edildiğini, ancak tecavüz edilen kısmın imar uygulaması sonucunda ortaya çıktığını savunduktan sonra, karşı dava yoluyla temliken tescil isteğinde bulunmuştur.
Mahkemece, davacı vekilinin isteği kabul edilerek, elatılan kısmın değerinde güvenceyi mahkeme veznesine depo ettirildikten sonra elatmanın önlenmesine ve tecavüzlü kısım üzerindeki yapının kal’ine karar verilmiştir.
Karar, davalılar-karşı davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi …’nun raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
-KARAR-
Dava, çapa dayalı elatmanın önlenmesi ve yıkım, karşı dava ise TMK’nun 725. maddesine dayalı temliken tescil istemine ilişkindir.
Mahkemece asıl davanın kabulüne karar verilmiş ancak, karşı dava hakkında olumlu yada olumsuz bir karar verilmemiştir.
Dosya içeriğinden, dava konusu yapının 197 ada 3 ve 4 parsel sayılı taşınmazlar içerisinde kaldığı, bu parsellerin imar parseli niteliğinde olduğu ve 07/01/1998 tarihinde yapılan imar uygulaması ile oluşturulduğu, yapının imar öncesinde 1986 yılında 44 parsel sayılı kadastro parseli üzerinde inşaa edildiği, teknik bilirkişi Birol Gürses’in raporuna göre, imar uygulaması sonucunda davacıya ait 197 ada 4 parsel sayılı taşınmaza (A) harfi ile gösterilen 20,87 m2 tecavüzlü bulunduğu, davacı tarafından tecavüzlü kısmın kaim değerinin mahkeme veznesine yatırıldığı anlaşılmaktadır. Bu belirlemelere göre, mahkeme tarafından elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğinin kabulüne karar verilmesi kural olarak doğrudur. Hükmün bu kısmına yönelik temyiz itirazlarının reddine.
Bununla birlikte, elatmanın önlenmesi davalarında bu davanın niteliği gereği savunma yoluyla temliken tescil isteğinde bulunulmasının olanaklı bulunduğundan, mahkemece verilen hüküm fıkrasında bu istek yönünden herhangi bir karar verilmemiş olması isabetsizdir.
Hemen belirtelim ki, 6100 sayılı HMK’nun 297/1-c fıkrasında (1086 s. HUMK’nun 388/3), hükmün, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri içermesi gerektiği; aynı kanunun 2. fıkrasında ise (1086 s. HUMK’nun 388/son) hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu ifade edilmiştir .
Yine aynı kanunun 298/2. fıkrasında (1086 s. HUMK’nun 388/son), gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı belirtilmiştir.
Somut olayda, davalı tarafından verilen cevap dilekçesinde aynı zamanda karşı dava olarak temliken tescil davası açıldığı belirtilmiş, ancak herhangi bir harç yatırılmamıştır. Yukarıda da, değinildiği üzere T.M.K.’nun 725.maddesinden kaynaklanan isteklerin savunma yoluyla da olanaklı bulunduğu gözetildiğinde neticeye etkili görülmemeşitr. Buna karşılık mahkeme kararının gerekçe kısmında temliken tescil koşulları ayrıntılı olarak irdelenmekle birlikte, hüküm kısmında bu konuda olumlu yada olamsuz herhangi bir hüküm kurulmamıştır.
Hal böyle olunca, davalı tarafın karşı dava dilekçesinde ileri sürdüğü talepler konusunda hüküm fıkrasında herhangi bir değerlendirme yapılmamış olması hatalı olup, davalı-karşı davacı vekilinin bu yöne ilikşik temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nun geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK.’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 31.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.