Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2012/207 E. 2012/2106 K. 29.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/207
KARAR NO : 2012/2106
KARAR TARİHİ : 29.02.2012

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada;
Davacı, miras bırakan anneleri … …’nın diğer çocuklarından mal kaçırmak amacıyla ve muvazaalı olarak 309 parsel sayılı taşınmazını davalı oğlu …’ye satış göstererek bedelsiz temlik ettiğini, onun da yine muvazaalı olarak davalı … isimli güvendiği kişiye bedelsiz devrettiğini ileri sürüp, satış işlemlerinin iptalini ve payı oranında adlarına tescilini istemişlerdir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, ispatlanamadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi …’ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.

-KARAR-

Dava ve birleşen dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davaların reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 309 parsel sayılı taşınmazın miras bırakan … … adına kayıtlı iken miras bırakan tarafından dava dışı 307 sayılı parselle birlikte 8.6.1987 tarihli akitle ve satış yoluyla davalı oğlu … …’ya temlik edildiği, …’nin de dava konusu 309 parsel sayılı taşınmazı 25.10.2005 tarihinde diğer davalı …’a satış suretiyle devrettiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide “muris muvazaası” olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nispi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türü dür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l-4-1974 tarih 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras … çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, … ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşınmaktadır. Bunun için ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki far, taraflar ile mirasbırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
Somut olaya gelince; dinlenen tanıklar murisin ekonomik durumunun iyi olduğunu, mal satmaya ihtiyacının olmadığını, mirasbırakanın … dışındaki çocuklarının köyde oturmadığını, dava konusu taşınmazını davalıya bağışladığı halde tapuda satış gösterdiğini, taşınmazın ikini el …’a satım tarihinden sonra da halen davalı … ve onun oğlu tarafından kullanıldığını, …’un taşınmazı hiç tasarruf etmediğini, mrasbırakanın başka mal varlığının bulunmadığını ve terekeden taşınmazın bedelinin çıkmadığını bildirmişlerdir. Toplanan deliller yukarıda belirtilen ilkelerle birlikte değerlendirildiğinde; miras bırakan tarafından yapılan satışın, gerçek satış olmadığı, muvazaaya dayalı bulunduğu sonucuna varılmaktadır. … gösterilen bedel ile temlik tarihi itibariyle saptanan bedel arasındaki aşırı oransızlık da muvazaayı kanıtlayan diğer bir olgudur.
Hal böyle olunca, asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile reddine karar verilmiş olması isabetsizdir.
Davacıların, temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.’nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 29.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.