Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2012/4588 E. 2012/7981 K. 25.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4588
KARAR NO : 2012/7981
KARAR TARİHİ : 25.06.2012

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : ELATMANIN ÖNLENMESİ-YIKIM

Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden malik olduğu 20032 ada 1 parsel sayılı taşınmaz üzerine davalılar tarafından muvafakati olmadan gecekondu yapıldığını, davalıların çekişmeli taşınmazda kayıttan kaynaklı bir haklarının olmadığını ileri sürerek, elatmanın önlenmesine ve muhdesatın yıkımına karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, tecavüzün imar uygulaması ile oluştuğunu, yapı bedelinin ödemesi gerektiğini, dava açılmasında bir kusurlarının olmadığını, bu nedenle yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamaları gerektiğini belirterek, davanın reddini savunmuşlardır.
Davalı … aleyhine açılan davanın reddine, davalı … aleyhine açılan davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar, Dairece; “gerek davalı …’ın gerekse yapıyı kendisine satan bayii İbrahim’in kadastral parselde mülkiyetten ve kişisel haktan kaynaklanan bir hakkı bulunmamaktadır. Öyle ise, imar uygulaması neticesinde yapının imar parselinde kalmış olması nedeniyle 3194 sayılı Yasanın İmar Yasasının 18.maddesi hükmünde öngörülen kaim değere davalı tarafın müstehak olmayacağı kuşkusuzdur. Ne var ki; davacı tarafından temyiz edilmemiş olması sebebiyle anılan husus bozma nedeni yapılmamıştır. O halde mahkemece elatmanın önlenmesine ve yıkıma karar verilmiş olması doğru değil ise de davacının taşınmazına yapılanan kişi diğer davalıya satış yapan … olup, haksız fiili yaratan kişinin de bu kişi olması sebebiyle davalının da bu yeri satın alması nedeniyle Borçlar Kanununun 50. ve 142. maddesi hükmü uyarınca her ikisinin birlikte yargılama giderleri ve bu giderlerden sayılan avukatlık ücretinden sorumlu tutulması gerekirken yazılı olduğu üzere sadece davalı …’ın sorumluluğuna gidilmiş olması doğru olmadığı” gerekçesiyle bozulmuş olup, mahkemece bozmaya uyularak davalı … aleyhine açılan davanın kabulüne, enkaz bedelinin davalı …’a ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Karar, taraflarca süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi …’ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.

-KARAR-

Dava, elatmanın önlenmesi ve yıkım istemine ilişkindir.
Mahkemece, 30.09.2010 tarihinde verilen ilk hükümde; davalı … aleyhinde açılan davanın reddine, davalı … aleyhinde açılan davanın kabulü ile elatmasının önlenmesi ve yapılan binanın yıkımına, davalı …’a 1.999,14.-TL kaim bedel ödenmesine, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasını, davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, mahkeme harcının ise davalı …’dan tahsiline karar verilmiş olup,davalılardan yalnız Sultan’ın temyizi üzerine Dairece; ”olayda 3194 sayılı Yasanın 18. maddesinin uygulama şartları bulunmamakla ve kaim değere hükmedilmemesi gerekmekle birlikte kararın davacı tarafça temyiz edilmediğinden bu hususun bozma nedeni yapılmadığı, davalı …’ın haksız nitelikte olan eyleminin oluşumuna diğer davalı …’in de katkısının bulunduğu, bu nedenle davalıların avukatlık ücretinden ve diğer yargılama giderlerinden birlikte sorumlu olduklarından yalnızca davalı …’ın sorumlu tutulmasının doğru olmadığı, vurgulandıktan sonra harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesi gereğine işaret edilmiştir.
Bu durumda; yargılama giderleri ile avukatlık ücreti yönünden önceden verilen kararın kesinleşmesi nedeniyle davalı taraf yararına usulü kazanılmış hak doğduğu açıktır. O halde; yeniden kurulan hükümde harçla ilgili bölüm doğru ise de, avukatlık ücreti ve yargılama giderleri yönünden ise isabetsiz bulunmakla birlikte anılan husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün 5. ve 6. bentlerinin hükümden çıkartılarak hükmün bu şekliyle düzeltilmesine, 6100 sayılı H.M.K.’nın geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nın 438/7. maddesi uyarınca kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 25.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.