YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/6640
KARAR NO : 2012/10839
KARAR TARİHİ : 08.10.2012
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : ELATMANIN ÖNLENMESİ
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, miras bırakanı …’nın ½ pay sahibi olduğu 9712 parsel sayılı taşınmazın davalı paydaş … tarafından diğer davalı …’e kiralandığını, kira ilişkisinin geçerli olmadığını ileri sürerek, elatmanın önlenmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalılar, iddiaların yersiz olduğunu, pay ve paydaş çoğunluğu sağlanarak kira ilişkisinin kurulduğunu, kira bedelinin de düzenli yatırıldığını bildirip, davanın reddini savunmuştur.
Davanın kabulüne dair verilen karar Dairece; “dava konusu taşınmaz davacının miras bırakanı …ile, davalı … ve velayeti altındaki çocuklarının miras bırakanı Ahmet adına eşit paylarla kayıtlı olup, taşınmaz davalı … tarafından diğer davalıya kiraya verilmiştir. Medeni Kanunun 691. maddesinin son bendi müşterek mülkiyette mühim idari tasarrufların hüküm ifade edebilmesi, pay paydaş çoğunluğu ile gerçekleştirilmiş olması koşuluna bağlanmıştır.
Diğer taraftan, 06.05.1955 tarih, 12/18 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında ifade edildiği üzere, müşterek mülkün kiraya verilmesi önemli idari tasarruflardandır. Bu durumda değinilen yasal düzenleme ve yargısal uygulamaya göre pay ve paydaş çoğunluğuna dayanan kira sözleşmelerine geçerlilik tanınması gerektiğinde kuşku yoktur.
Somut olayda çekişmeli taşınmazın …Çakıcı ve Ahmet Çakıcı adına paylı mülkiyet üzere kayıtlı olduğu, her iki malikin de öldüğü, davacının paydaş …’in mirasçısı olduğu, davalı …’in ise paydaş Ahmet’in mirasçısı olup diğer mirasçılarında yasal temsilcisi olduğu, ayrıca miras bırakanı Ahmet’in aynı zamanda davacının murisi …’in de mirasçısı olmasından dolayı paydaş …’in de mirasçısı konumunda bulunduğu anlaşılmaktadır.
O halde, davalı … kendisi ve velayeti altında bulunan Ahmet mirasçıları adına davalı … ile yapmış olduğu kira sözleşmesinin pay ve paydaş çoğunluğu sağlanarak yapıldığı ve davacı paydaşı bağlayacağı gözetilerek, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı ” gerekçesiyle bozulmuş olup, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi …’ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
-KARAR-
Hükmüne uyulan bozma kararında, gösterildiği şekilde işlem yapılarak karar verilmiştir. Davacının, temyiz itirazı yerinde değildir. Reddi ile usul ve yasaya ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan hükmün ONANMASINA, 08.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.