Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2013/11233 E. 2014/12415 K. 24.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/11233
KARAR NO : 2014/12415
KARAR TARİHİ : 24.06.2014

MAHKEMESİ : KARAMAN 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/05/2013
NUMARASI : 2010/723-2013/269

Taraflar arasında görülen tapu iptali davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 24.06.2014 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat A.A..geldi, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilenler vekili Avukat gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi H. D.. tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:

-KARAR-

Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal isteğine ilişkindir.
Mahkemece, çekişme konusu taşınmazdaki pay temlikinin muvazaalı ve mirastan mal kaçırma amaçlı yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacıların miras payı oranında iptal ve adlarına tescile karar verilmiştir.
Dosya içeriği, toplanan deliller ve özellikle dava dilekçesinin içeriğinden, davacıların sadece tapu iptali isteğinde bulunduğu, tescil yönünden bir talepleri olmadığı anlaşılmaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki; tapu kaydına veya zilyetliğe dayanılarak açılan bir iptal davasında, ayrıca tescil isteğinde bulunulmamış olması iptal davasının reddi için başlı başına bir sebep teşkil etmez. Bu durumda mahkemece yapılacak iş, iptal isteminin tescili kapsamadığı gözetilerek davacıya, ayrıca tescil davası açması için imkân tanımak ve dava açılması halinde her iki dava birleştirilerek karara bağlanmaktan ibarettir. Değişik anlatımla sadece iptal davasının kabulüne ve tapunun iptaline karar verilmesi, tapulu bir taşınmazın sicil dışı (kayıtsız) kalması sonucunu doğurur ki, böyle bir uygulama, devletin bütün taşınmazların hukuki ve geometrik durumlarını belirleyerek sicile bağlama yolunda benimsediği-dolu pafta sistemi –genel ilkesiyle bağdaşmaz. Ne var ki, davacı iptal değil, sadece tescil isteğinde bulunmuş ise Yargıtayın yerleşmiş ve kurallaşmış uygulamalarına göre, tescil isteği tapu sicilinde mevcut eski kaydın iptali isteğini de kapsadığı gözetilerek davacının ayrıca tapu kaydının iptalini de dava etmesine gerek yoktur. (YHGK 11.11.1983 tarih, 981/8-80 Esas, 983/1162 sayılı Kararı.)
Hâl böyle olunca, tescil davası açılması yönünde davacı tarafa önel verilmesi, açıldığı takdirde eldeki dava ile birleştirilmesi ve ondan sonra bir hüküm kurulması gerekirken, bu hususun gözardı edilmiş olması doğru değildir.
Davalının temyiz itirazının açıklanan nedenden ötürü kabulü ile hükmün, (6100 sayılı HMK’nun geçici 3. maddesi aracılığıyla) 1086 sayılı HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre şimdilik sair nedenlerin incelenmesine yer olmadığına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 28.12.2013 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 1.100.00.-TL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenlerden alınmasına, 24.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.