YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/13891
KARAR NO : 2014/16773
KARAR TARİHİ : 04.11.2014
MAHKEMESİ : HİLVAN ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 25/04/2013
NUMARASI : 2011/113-2013/62
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın ise kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalılar tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 04.11.2014 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz edenler vekili Avukat M.. A.. geldi, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilenler vekili Avukat gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Asıl ve birleşen dava, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacılar, 17.03.1982 tarihinde ölen mirasbırakanları Z..K..’ın 03.11.1972 tarihinde vekil olarak atadığı davalı kardeşi M..H..’in, vekâletnamede yetkilerin ölümden sonra devam edeceğine dair bir ibare bulunmadığı halde, ölüm tarihinden 12 yıl sonra anılan vekâleti kullanarak miras bırakanın çekişme konusu taşınmazlardaki paylarını davalı oğullarına satış göstermek suretiyle devrettiğini, davalılar İ.. H.. ile V..i’nin murisin öldüğünü bilen ve bilmesi gereken kişi konumunda bulunmaları sebebi ile kötüniyetli olduklarını, vekâletnamenin yok hükmünde olması sebebi ile satışların geçersiz olduğunu ileri sürerek, satış işlemlerinin geçersizliği, tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında tescili istekli eldeki davaları açmışlardır.
Davalılar vekili, çekişme konusu taşınmazların tarafların 1947 yılında ölen ortak mirasbırakanları İ.. T..’dan intikal ettiğini, İ.. T..’ın eşleri Emine ve Mihdiye ile çocukları arasında rızai taksim yapıldığını, bu taksim neticesinde Emine ve çocuklarına bırakılan Siverek’teki yerlerin kadastro tespiti sırasında onlar adına tescil edildiğini, dava konusu yerlerinde Mihdiye ve çocuklarına bırakılan yerler olduğunu, ancak 1973 yılında yürürlüğe giren Toprak Reformu Yasası’nın, Urfa’yı uygulama alanı ilan etmesi ve devir yasağı getirilmesi, öte yandan zaten taşınmazların zilyetliklerinin Mihdiye ve çocuklarında olması sebebi ile formalite olan devir işlemlerinin 1995 yılına kadar yapılamadığını, davalı Hüsamettin’in avukat olduğunu, anılan taksim sözleşmesi kapsamında Emine ve çocuklarının Hüsamettin’e vekâlet verdiklerini, davacıların mirasbırakanı Ziyat’ın vekâletinin de bu kapsamda olduğunu ve davacıların bilgisi ve taksim sözleşmesi kapsamında işlem yapılarak payların devredildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, çekişme konusu taşınmazlardaki davacıların mirasbırakanlarının paylarının, murisin ölümünden sonra vekili tarafından devredildiği, temlikler sırasında kullanılan vekâletnamede, vekâlet ilişkisinin vekil edenin ölümünden sonra devam edeceğine ilişkin herhangi bir hüküm yeralmadığı gibi, işin niteliğinden de vekâlet ilişkisinin ölümden sonra devam edeceği kanaatine de varılmadığı, payları alan ve vekilin oğulları olan diğer davalıların da olayları bilen kişi olup iyiniyetli olmadıkları gerekçesi ile, asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın ise kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; mirasbırakan Z..K..ın Siverek Noterliği’nin 03.11.1972 tarihli ve 2563 yevmiye numaralı umumi vekaletnamesi ile vekil tayin ettiği davalı kardeşi H.. K..’ın, anılan vekaletnameyi kullanarak 12.06.1995 tarihinde, mirasbırakanın çekişmeye konu 287, 289, 290, 304, 305, 335, 336 ve 341 parsel sayılı taşınmazlardaki paylarını davalı oğlu İ..H..’e, aynı akitle 276 parseldeki payını ise birleşen davada davalı oğlu Veysi Köran’a satış göstermek suretiyle devrettiği, 1933 doğumlu olan mirasbırakan Z.. K..’ın 17.03.1982 tarihinde öldüğü ve geride mirasçı olarak davacıların kaldıkları anlaşılmaktadır.
Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre; yazılı olduğu üzere karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davalılar vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine.
Ancak, birleştirilse dahi her dava bağımsız varlığını sürdürdüğünden birleştirilen her dava için harç ve yargılama giderlerinin ayrı ayrı hüküm altına alınması gerektiği halde, mahkemece, masraf ve harç yönünden bu gerekliliğin yerine getirilmemiş olması doğru olmadığı gibi, birleşen dava davalılarından Veysi Köran’ın isminin gerekçeli karar başlığında gösterilmemiş olması da doğru değildir.
Davalılar vekilinin bu hususlara ilişkin itirazları yerindedir. Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 28.12.2013 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 1.100.00.-TL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına, 04.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.