Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2013/13906 E. 2014/16774 K. 04.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/13906
KARAR NO : 2014/16774
KARAR TARİHİ : 04.11.2014

MAHKEMESİ : BÜYÜKÇEKMECE 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/03/2013
NUMARASI : 2011/504-2013/159

Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 04.11.2014 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat S.. S.. ile temyiz edilen vekili Avukat Z.. D.. geldiler duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:

-KARAR-
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Davacı, sözkonusu taşınmazına, komşu parsel maliki olan davalının sundurma, duvar ve bina yapmak suretiyle uzun yıllardır haksız yere müdahale ettiğini, noter kanalı ile 22.08.2011 tarihinde ihtarname gönderdiği hâlde sonuç alamadığını ileri sürerek, elatmanın önlenmesine, tecavüzün kal’ine, buna ilişkin masrafların davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin hakları saklı kalarak geriye doğru 5 yıllık olmak üzere 50.000.-TL ecrimisilin işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında ecrimisil miktarını 171.856,65.-TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı vekili, şirketin genel merkezi olarak kullanılan yapının bulunduğu yerin 1988 yılında satış vaadi sözleşmesi ile alındığını, çekişme konusu bölümün şirket binasının sağ tarafında kaldığını ve gerektiğinde kamyonlara malzeme yüklenmesi için kullanıldığını, binanın yapısı itibariyle başka yerden yükleme yapılmasının mümkün olmadığını, çekişme konusu yerin şirket için elzem olduğunu, aksi halde şirket binasının yıkılıp yeniden yapılması gerektiğini, satın almak için davacı ile birden çok kez temasa geçildiğini ve rayicin üzerinde bedel teklif edildiği halde değerlendirilmeden reddedildiğini, 23 yıl boyunca iyiniyetli olarak dava konusu yere zilyet olunduğunu, geçen süre zarfında davacının herhangi bir talepte bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiş, savunma yolu ile de temliken tescile karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, kayden davacıya ait çekişme konusu taşınmaza davalı şirketin haklı ve geçerli bir nedeni olmadan müdahale ettiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; çekişmeye konu 1483 nolu parselin 25.07.1989 tarihinde ifraza istinaden davacı adına, komşu 218 ada 2 nolu parselin ise 06.06.2002 tarihinde mülkiyet ve pay oranlarının düzeltilmesine istinaden davalı firma adına kayıtlı olduğu, davacının noter kanalı ile davalı firmaya gönderdiği 22.08.2011 tarihli ihtarnamenin 23.08.2011 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 725. maddesinden kaynaklanan temliken tescil istekleri, ayrı bir davaya konu yapılabileceği gibi savunma yoluyla da istenebilir.
Somut olaya gelince; dava, TMK’nin 683. ve devamı maddelerine göre diğer bir deyişle mülkiyet hakkına dayanılarak açılmış olup, mahallinde yapılan uygulama neticesinde davalı firmanın, davacıya ait çekişme konusu taşınmazın 769,14 m2’lik bölümüne duvar ve müştemilat yapmak sureti ile müdahale ettiği anlaşılmaktadır.
Ne var ki; davalı taraf savunma yolu ile temliken tescil talep ettiği halde, mahkemece davalının bu talebi değerlendirilmemiş ve bu konuda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiştir.
Hâl böyle olunca, davalının savunma yolu ile getirdiği temliken tescil isteği değerlendirilerek varılacak sonuç çerçevesinden bir karar verilmesi gerekirken, anılan husus üzerinde durulmadan sonuca gidilmiş olması doğru değildir.
Kabule göre de; ecrimisil, taşınmazı haksız kullananın, malike ödemekle yükümlü olduğu bir bedel olup, çekişme konusu taşınmazı davalının uzun yıllardır kullandığı her iki tarafında kabulünde olup, ihtarname gönderildiği tarihe kadar davacının bu kullanıma ses çıkarmadığı, diğer bir söyleyişle zımnen muvafakat ettiği, ihtarname ile muvafakatini geri aldığı, o halde; davacının keşide ettiği ihtarnamenin davalı tarafa tebliğ edildiği 23.08.2011 tarihinden itibaren dava tarihine kadar hesaplanacak (davacının talep miktarı da gözetilerek) ecrimisilin hüküm altına alınması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması da isabetsizdir.
Davalı vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’nin 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 28.12.2013 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 1.100.00.-TL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına, 04.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.