YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/1533
KARAR NO : 2013/10049
KARAR TARİHİ : 17.06.2013
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada;
Davacı, miras bırakanı Halil’in kadastro öncesi tapulu taşınmazında yaptığı temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunun hükmen belirlendiğini, anılan tapulu yerin kadastro çalışmaları sırasında 2524 ile 2529 sayılı parseller olarak davalılar adına tespit edildiğini, ancak hükmen tescile ilişkin dava dosyasında 2524 ve 2526 sayılı parseller ile 2527 sayılı parselin bir kısmının ve bu parselin ifrazından oluşan 48 adet parselin çoğunun üçüncü kişilere satıldığını ileri sürüp, anılan taşınmazlar bakımından tazminat; 2529 sayılı parselin ise kesinleşmiş ilama rağmen davalı … tarafından 430/2400 payının davalı …’e satış suretiyle temlik edildiğinden bahisle miras payı oranında tapu iptali ve tescil olmazsa tazminat isteklerinde bulunmuştur.
Bir kısım davalılar, davanın reddini savunmuşlardır
Davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar Dairece “….Çekişme konusu 2529 parsel sayılı taşınmazın davalı …’ye temlikinin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu kesinleşen Antalya 4.Asliye Hukuk Mahkemesinin 17.12.1997 tarih ve 916-1130 sayılı kararı ile belirlenmiş olup, taşınmaz kaydında şerh bulunmasına rağmen davalı …’nin diğer davalı …’e yapmış olduğu pay temlikinin danışıklı olduğu ve davalı …’in … Medeni Kanununun 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanamayacağı gözetilmek suretiyle hüküm kurulmuş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığından anılan taşınmazla ilgili davalı …’nin temyiz itirazları yerinde değildir, reddine.Dava konusu 2527 parsel sayılı taşınmazla ilgili tazminat davası bakımından ise; anılan taşınmazın miras bırakan Halil tarafından davalı …’ya terekeden mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olarak temlik edildiği yukarıda belirtilen mahkeme kararı ile sabittir. Ancak, anılan davanın devamı sırasında davalı …’in bir kısım paylarını 3.kişilere temlik ettiği ve bilahare taşınmazın ifrazen çok sayıda parsele ayrıldığı, oluşan ifraz parsellerinden bir kısmının da yine davalı … tarafından ahara devredildiği ve Antalya 4.Asliye Hukuk Mahkemesince de, İbrahim üzerinde kalan parsellerle ilgili olarak pay oranında iptal ve tescile karar verildiği görülmüş; bunların dışındaki üçüncü kişilere geçen ve eldeki davaya konu teşkil eden taşınmazların davacı adına tescili yapılamadığından, işbu davada da tazminat isteğinde bulunulmuştur.
Mahkemece, tazminat isteğinin kabulüne karar verilmiş olması kural olarak doğrudur. Ancak, hükme esas alınan bilirkişi raporunun yeterli olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur.
Hal böyle olunca; taşınmazların eldeki davanın açılış tarihi itibariyle niteliği olan “arsa” vasfı gözönüne alınarak tazminat miktarının belirlenmesi ve talep de gözetilmek suretiyle davacının miras payına göre tazminata hükmedilmesi gerekirken, hükme esas alınamayacak bilirkişi raporuna dayalı olarak karar verilmiş olması doğru değildir” gerekçesiyle bozulmuş olup, Mahkemece bozmaya uyularak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi …’in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
-KARAR-
Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle, davacı …’in Antalya 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 17.12.1997 tarih ve 1997/916 E. 1997/1130 K. sayılı dosyasında müdahil olarak yer aldığı ve kararın 2. fıkrasının 2. bendine göre (yapılan ekleme ile) adına tapu kaydı iptal ve tescile karar verildiği; bilindiği üzere, fer’i müdahilin leh ya da aleyhine karar verilemeyeceği, ancak asli müdahilin leh veya aleyhine karar verilmesinin mümkün olduğu, buradan da eldeki davanın davacısı Halil’in o dosyada asli müdahil olarak yer aldığı anlaşıldığından verilen kararın eldeki dosya açısından bağlayıcı olduğu ayrıca usul ve yasaya uygun şekilde emsal karşılaştırma yöntemine göre alınan bilirkişi raporuna göre karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığına göre; davacının temyiz itirazı yerinde değildir. Reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, 17.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.