YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/19415
KARAR NO : 2014/5425
KARAR TARİHİ : 12.03.2014
ESAS NO : 2013/19415
KARAR NO : 2014/5425
MAHKEMESİ : BURSA 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 23/05/2013
NUMARASI : 2012/513-2013/392
Taraflar arasında görülen ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ..’ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, ecrimisil istemine ilişkindir.
Mahkemece, iddianın ispat edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 2724 ada 2 parsel sayılı 4032 m2 yüzölçümlü müfrez bahçe vasıflı taşınmazın davacı şirket adına kayıtlı olduğu, taşınmazın 2344.11m2’lik kısmında dava dışı A. P. ve Tic. AŞ. lehine 5.3.2007 tarihi itibariyle ve 20 yıl müddetle intifa hakkı tesis edildiği, Bursa 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/62 E. sayılı dosyasında davacı tarafından davalı Belediye aleyhine 8.2.2010 tarihinde kamulaştırmasız elatma nedeniyle taşınmazın bedelinin tahsili isteğiyle açılan davanın derdest bulunduğu, davacının eldeki davayı 27.1.2011 tarihinde açarak geriye doğru son 5 yıllık 10.000,00 TL ecrimisil talep ettiği, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporu doğrultusunda ecrimisil isteğini 138.000,00 TL olarak, 27.1.2006 tarihinden itibaren dönemsel faiziyle birlikte tahsili isteğiyle ıslah ettiği, davalının zamanaşımı savunmasında bulunduğu, davacının bu savunmaya karşı koymadığı anlaşılmaktadır.
Hükme esas alınan 8.4.2013 tarihli bilirkişi raporunda 8.2.2005 tarihinden itibaren önceki davanın açıldığı 8.2.2010 tarihine kadar ecrimisil bedelinin toplam 138.000,00 TL olarak hesaplandığı ve mahkemece bu miktarın hüküm altına alındığı görülmektedir.
Hemen belirtilmelidir ki, davalı idare tarafından asfalt yol, tretuvar ve yeşil alan yapmak suretiyle dava konusu taşınmazın toplam 390.53 m2’bölümüne elatıldığı sabittir. Ne var ki, bu bölümün dava dışı A. AŞ.’ye intifa hakkı tesis edilen ve çaplı krokisinde işaretlenerek tapuya şerh edilen alanda kalıp kalmadığı bilirkişi rapor ve krokisinden anlaşılamamaktadır. Öte yandan, zamanaşımı uyuşmazlığın esasını incelemeye engel bir def’i (savunma) dir. Bu bakımdan, davalı tarafından zamanaşımı def’i ileri sürüldüğü takdirde mahkemece bu konunun incelenmesi gerekir. Ecrimisil davaları 25.5.1938 tarih, 29/10 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına göre 5 yıllık zamanaşımına tabidir. Davacı 29.12.2011 tarihinde ecrimisil talebini rapordaki bedel üzerinden ıslah etmiştir. Davalının, asıl istek bakımından dava dilekçesine cevabında ve ıslah edilen miktar yönünden de yargılama sırasında zamanaşımı def’inde bulunduğu kuşkusuzdur.
Öyle ise, mahkemece yapılması gereken, dava konusu edilen kısmın A. AŞ’ye intifa hakkı tesis edilen alanında kalıp kalmadığının belirlenmesi, intifa hakkı tesis edilen alanında kalıyorsa taşınmazı haksız işgal eden üçüncü kişiden ecrimisil talep hakkının intifa hakkı sahibinde bulunduğu gözetilerek mülkiyet hakkı sahibinin ecrimisil isteğinin reddine karar verilmesi, yok eğer intifa hakkı tesis edilen alan dışında kalıyor ise asıl davada 27.1.2011 tarihinden geriye doğru 5 yıllık sürenin ve ıslah edilen miktar yönünden ise ıslah tarihinden geriye doğru 5 yıllık sürenin dikkate alınmak suretiyle karar verilmesi gerekirken bu hususlar dikkate alınmadan hüküm kurulması isabetsizdir.
Kabule göre de; sözü edilen 8.4.2013 tarihli bilirkişi raporunun ecrimisil hesabı başlıklı bölümde, taşınmazın 8.2.2005 dönemine münhasır olmak üzere 650,00 TL aylık kira parası getirebileceği kanaati bildirildiği halde, ecrimisil miktarı yazan kısımda bu dönem için aylık 1.900,00 TL üzerinden hesap yapmak suretiyle raporun kendi içinde çelişkili bilgiler içerdiği görülmektedir.
Hal böyle olunca, asıl istek bakımından 27.1.2006 tarihinden itibaren, ıslah edilen kısım bakımından ise 29.12.2006 tarihinden itibaren kamulaştırmasız elatma nedeniyle tazminat davasının açıldığı 8.2.2010 tarihine kadar ecrimisil hesabı yapması için 8.4.2013 tarihli raporu veren bilirkişilere dosyanın yeniden tevdi edilerek ek rapor aldırılması, ayrıca 8.2.2005 dönemine ilişkin çelişkinin aynı bilirkişilere açıklattırılması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
Davalının, bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 12.3.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.