YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/19645
KARAR NO : 2014/13899
KARAR TARİHİ : 09.09.2014
MAHKEMESİ : ZONGULDAK 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 06/03/2013
NUMARASI : 2011/294-2013/68
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 09.09.2014 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat M. B. geldi, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen vekili Avukat gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi… tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dava; muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı satış akdinin ve tapu kaydının iptali olmadığı taktirde tenkis isteğine ilişkindir.
Mahkemece; davanın kabulü ile kat mülkiyeti kurulu, ..ada,.. parsel üzerinde bulunan . ve . nolu bağımsız bölümlerin, muris H. K. tarafından davalı F.. K..’ya satış suretiyle pay temlikine ilişkin işlemin ve buna bağlı olarak tapu kayıtlarının iptali ile miras payı oranında davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak sadece iptal isteğinde bulunulduğu, tescil isteğinde bulunulmadığı halde mahkemece muris mavazaası hukuksal nedenine dayalı iddianın sabit olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile tapu kayıtlarının davacının miras payı oranında (1/2 pay) iptal ve davacı adına tesciline karar verildiği görülmektedir.belirtmek gerekir ki; açılan bir iptal davasında, ayrıca tescil isteğinde bulunulmamış olması iptal davasının reddi için başlı başına bir sebep teşkil etmez.Bu durumda mahkemece iptal isteminin tescili kapsamadığı gözetilerek davacıya, ayrıca tescil davası açması için olanak tanımak ve dava açılması halinde her iki dava birleştirilerek karara bağlamak gerekir. Başka bir anlatımla sadece iptal davasının kabulüne ve tapunun iptaline karar verilmesi,tapulu bir taşınmazın sicil dışı (kayıtsız) kalması sonucunu doğurur ki, böyle bir uygulama, devletin bütün taşınmazların hukuki ve geometrik durumlarını belirleyerek sicile bağlama yolunda benimsediği dolu pafta sistemi genel ilkesi ile bağdaşmaz. Davacı iptal değil, sadece tescil isteğinde bulunmuş ise, Yargıtay’ın yerleşmiş ve kurallaşmış uygulamalarına göre, tescil isteği tapu sicilinde mevcut eski kaydın iptali isteğini de kapsadığı gözetilerek davacının ayrıca kaydının iptalini de dava etmesine gerek yoktur. (Y.H.G.K. 11.11.1983 Tarihli, 981/8 -80 Esas,1983/1162 Sayılı Kararı)
Hal böyle olunca, davacıya tescil yönünden de, dava açılması için olanak tanınması, dava açıldığı takdirde eldeki davayla birleştirilmesi, ondan sonra bir hüküm kurulması gerekirken, istek aşılmak suretiyle yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.
Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.’nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre işin esası bakımından inceleme yapılmasına şimdilik yer olmadığına, 28.12.2013 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 1.100.00.-TL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine 09.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.