YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/20779
KARAR NO : 2014/9140
KARAR TARİHİ : 05.05.2014
MAHKEMESİ : AKSARAY 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/06/2013
NUMARASI : 2012/60-2013/529
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve alacak davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, duruşma isteği duruşma gideri (pul yokluğundan) reddedilerek gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, hata ve hile hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve sicil kaydının eski hale getirilmesi, davalıya ödenen bedelin tahsili isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; taraflar arasında düzenlenen 15.10.2011 tarihli sözleşme ile 153.000 m2 büyüklüğündeki çekişme konusu 5982 parsel sayılı taşınmazın 175.000,00-TL bedelle davacı tarafından satın alındığı, karşılığında 2 traktör verileceği, ilaveten 20.000,00-TL ödeme yapılacağı, taşınmaz üzerinde bulunan ipoteğe ilişkin borcun satış bedelinden mahsup edileceği gibi hususlar kararlaştırılarak 28.10.2011 tarihinde yapılan resmi akitle taşınmazın 11.200,00-TL bedelle davacıya devredildiği anlaşılmaktadır.
Davacı, dava dilekçesinde; 15.10.2011 tarihinde imzalanan sözleşme ile temlik aldığı dava konusu taşınmazı, tapu devri yapıldıktan 2-3 gün sonra yeniden görmeye gittiğinde orada bulunan kişilerin kendisine, satın aldığı taşınmazın başka bir taşınmaz olduğunu söylediklerini, kadastrocu marifetiyle yapılan ölçüm neticesinde almak istediği taşınmazın değil de başka bir taşınmazın kendisine satılmış olduğunu öğrendiğini, davalı tarafça hataya düşürüldüğünü ve kandırıldığını ileri sürerek eldeki davayı açtığını açıklamıştır.
Hemen belirtilmelidir ki; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 11.4.1990 günlü ve 1990/1-152-1990/236 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, davada dayanılan maddi olaylar bakımından birkaç hukuki nedenin bir arada gösterilmesinde ilke olarak usul ve yasaya aykırı bir yön yoktur.
Bilindiği üzere; hata ve hilenin varlığı her türlü delille isbat edilebilir.
Somut olayda, tapu devrinden 13 gün önce taraflar arasında düzenlenen 15.10.2011 tarihli sözleşmede davacıya devredilecek taşınmazın parsel numarası, yüzölçümü gibi nitelikleri açıkça belirtilmiş olup, dinlenen tanık beyanları ile de hata ve hile iddiası kanıtlanmış değildir.
Esasen bu olgu mahkemenin de kabulündedir. Ne varki 10.2.2012 tarihli dava dilekçesinde, diğer hususlar yanında açıkça yemin deliline de dayanıldığına göre, HMK’nun 225 vd. maddeleri uyarınca karşı tarafa yemin teklif etme hakkının bulunduğu izahtan varestedir. Oysa mahkemece yemin konusunda davacıya bir imkan tanınmadan neticeye gidilmiştir.
Hal böyle olunca, mahkemece, ispat külfeti kendisinde olan davacıya yemin delili hatırlatılarak, karşı tarafa yemin teklif etme isteğinin bulunup bulunmadığının sorulması, yemin teklif ettiği takdirde diğer tarafın cevabına ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu husus göz ardı edilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 05.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.