YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/20871
KARAR NO : 2014/9125
KARAR TARİHİ : 05.05.2014
MAHKEMESİ : SARIKAYA SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 12/07/2013
NUMARASI : 2013/95-2013/176
Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi ve yıkım davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar davacı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Dava, çaplı taşınmaza el atmanın önlenmesi ve yıkım isteğine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulü yönünde verilen karar Dairece “…davacının davadan önce Sarıkaya Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2011/24 sayılı değişik iş dosyası ile tespit yaptırdığı 02/08/2011 tarihli bilirkişi rapor ve eki krokisinin taraflara tebliğ edilmediği görülmektedir. Delil tespitinin karşı tarafın yokluğunda yapılmış olması halinde, delil tespit tutanağının ve varsa bilirkişi raporunun, davalının huzurunda yapılmış olsa dahi alınan bilirkişi raporunun bir suretinin derhal karşı tarafa tebliğ edilmesi zorunludur.Bu aynı zamanda hukuki dinlenme hakkının bir gereğidir. Bu durumda anılan tespitin taraflar yönünden delil olarak değerlendirilmesi usul açısından mümkün değildir..” Mahkemece yapılacak iş yerinde keşif yapılarak müdahale olup olmadığının tespit edilmesi ve varılacak sonuç çerçevesinde karar verilmesinden ibarettir, gerekçesiyle bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda keşif sonrası düzenlenen fen bilirkişisinin 07/06/2013 tarihli raporunda dava konusu taşınmazlara bir müdahalenin saptanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara esas alınan 07/06/2013 tarihli bilirkişi raporunda, bu bölgede sınırların 70-80 cm genişliğinde olduğu ve geçirilen arkın da bu genişlik içinde kaldığı rapor edilmiş ise de bu rapora itibar edilme olanağı yoktur. Şöyle ki; taşınmazların sınırları kadastro paftasında çizgi şeklinde olup, bu çizgiye göre ya müdahale vardır ya da yoktur. Bilirkişinin değindiği gibi 70-80 cm genişliğinde sınır tabir edilen bir taşınmazdan söz edilemez. Nitekim davacı tarafından yapılan tesbitte de davacı taşınmazına tecavüz saptanmış durumdadır.
Hal böyle olunca, yerinde önceki dinlenen bilirkişiler dışında üç uzman bilirkişi ile yeniden keşif yapılarak, önceki raporlar arasındaki çelişkiler de giderilmek suretiyle, davacının 73 sayılı parseline bir müdahale olup olmadığının duraksamaya yer vermeyecek şekilde saptanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken çelişkili raporlardan birine itibar edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 05.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.