Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2013/21200 E. 2014/9182 K. 05.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/21200
KARAR NO : 2014/9182
KARAR TARİHİ : 05.05.2014

MAHKEMESİ : ŞİLE ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 17/07/2013
NUMARASI : 2010/434-2013/373

Taraflar arasında birleştirilerek görülen elatmanın önlenmesi, ecrimisil ve mülkiyetin tespiti davası sonunda, yerel mahkemece asıl ve birleştirilen davanın reddine ilişkin olarak verilen karar taraflarca yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Asıl dava, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil, birleştirilen dava ise mülkiyetin tespiti isteğine ilişkindir.
Mahkemece, asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, arsa vasıflı 14 ada 1 parsel sayılı taşınmazda davacıların paydaş oldukları, davalı ve birleştirilen dosya davacısının kayıttan kaynaklanan bir hakkının bulunmadığı, davacıların Kadıköy 17. Noterliğinden keşide ettikleri 12/3/2010 tarihli ihtarname ile dava dışı Enver ve birleştirilen dosya davacısı Mustafa’dan 1 nolu daire de dahil olmak üzere 4 dairenin boşaltılmasını istedikleri, Enver ve Mustafa tarafından keşide edilen 22/3/2010 tarihli cevabi ihtarnamede ise mülkiyet iddiasında bulunulduğu, davacıların, 14 ada 1 parselde yer alan 1 nolu dairenin kendilerine ait olduğu halde uzun süredir davalı tarafından kullanıldığını ileri sürerek asıl davayı açtıkları, bilahare Mustafa tarafından davacılar aleyhine 1 nolu dairenin mülkiyetinin kendisine ait olduğu iddiasına dayalı olarak açılan mülkiyetin tespiti davasının da eldeki dava ile birleştirildiği aşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, her ne kadar birleştirilen davada davacının dava açmakta hukuki yararı var ise de, mülkiyetin tespiti davasının koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından, birleştirilen davanın reddine yönelik mahkeme kararı, sonucu itibariyle ve bu gerekçeyle doğrudur. Davalı ve birleştirilen dosya davacısının temyiz itirazları yerinde değildir, reddine.
Davacı-birleştirilen dosya davalılarının temyiz itirazlarına gelince, iddianın içeriği ve ileri sürülüş biçiminden davanın taşınmaz malın aynına ilişkin olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu açıktır. Bu tür bir davada, 492 sayılı Harçlar Kanununun 16.maddesi uyarınca dava değerinin ve buna göre alınacak harcın elatılan yerin değeri ile talep edilen ecrimisil toplamından, (4.3.1953 tarih 10/2 Sayılı İ.B.K.) ibaret olacağı kuşkusuzdur.
Öte yandan, Harçlar Kanunu, harç alınmasını veya tamamlanmasını yanların isteklerine bırakmamış; değinilen yönün mahkemece kendiliğinden (re’sen) gözetilmesini hükme bağlamıştır. 492 Sayılı Kanunun 32.maddesinde ise yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağı vurgulanmış 30. madde hükmünde de “…muhakeme sırasında tespit olunan değerin dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa yalnız o celse için muhakemeye devam olunur; takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. 6100 sayılı Yasanın 150. maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Bu nedenle mahkemece el atmanın önlenmesi isteği bakımından nisbi harç alınmaksızın, davanın harçsız görülmesi sonucunu doğuracak şekilde, ikamesi ve yürütülmesi yasal olarak olanaklı değildir.
Diğer taraftan, dava konusu taşınmazda davacıların paydaş oldukları, davalı ve birleştirilen dosya davacısının kayıttan kaynaklanan herhangi bir hakkının bulunmadığı anlaşıldığına göre, asıl dosya davacıların payları oranında ecrimisil talep edebileceklerinin de kabulü gerekir.
Hal böyle olunca, elatmanın önlenmesi bakımından, elatılan yerin değerinin belirlenmesi ve bu değer üzerinden peşin harcın alınması, bu gereklilik yerine getirildiği takdirde davaya devam edilerek işin esasına girilmesi, ecrimisil istemi yönünden ise, taşınmazda paydaş olan davacıların payları oranında ecrimisil talep hakının bulunduğu gözetilerek gerekli araştırma ve incelemenin yapılması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
Davacı-birleştirilen dosya davalısının bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile, hükmün açıklanan nedenlerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 05.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.