YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/21916
KARAR NO : 2014/12289
KARAR TARİHİ : 23.06.2014
MAHKEMESİ : GEREDE ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 10/05/2013
NUMARASI : 2009/5-2013/241
Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi ve yıkım davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, paydaşlar arasında elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkindir.
Davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar, Dairece; “mahkemece yapılan soruşturmanın taşınmazlarda paydaşların tümünü kapsayan rızai taksim ya da fiili bir paylaşımın bulunup bulunmadığını açıklığa kavuşturacak içerikte ve hükme yeterli olduğunu söyleyebilme olanağının bulunmadığı” gerekçesiyle bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, davacının temyizi üzerine Dairece, ”mahkemece önceki bozma ilamı doğrultusunda hükme elverişli araştırma yapılmadığı, paydaş olan taraflar arasındaki uyuşmazlığın TMK’nun 688 vd maddelerinde öngörülen paylı mülkiyet hükümleri gözetilmek suretiyle çözüme kavuşturulması gerektiği, her taşınmaz ayrı ayrı ele alınarak tüm paydaşların katılımı ile aynı taşınmaz için gerçekleştirilen bir harici taksim olgusunun bulunup bulunmadığı veya dışarıda paydaş kalmayacak şekilde uzunca süre fiili bir kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı üzerinde durulması, şayet bu olguların bulunduğu tespit edilemez ise, o takdirde davacı yönünden intifadan men olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği açığa kavuşturularak çekişmenin giderilmesi gerektiği, taksim olgusunun parsel bazında değerlendirilmesi olgusu benimsenmek suretiyle davanın reddedilmiş olmasının TMK’nun paylı mülkiyet hükümlerine uygun düşmediğine” değinilerek bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, 882 ve 880 sayılı parselleri tarafların birlikte kullandıkları, 881 sayılı parselin davacı, 886 sayılı parselin davalı tarafından kullanıldığı, intifadan men olgusunun gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki, bozmaya uyulmakla tarafları yararına usuli kazanılmış hak doğar. Bu durumda mahkemece yapılacak iş, bozmada işaret edilen ilkeler doğrultusunda inceleme yapılarak davanın sonuca bağlanmasından ibarettir.
Ne var ki; mahkemece bozma kararına uyulmasına rağmen bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir.
Tüm dosya kapsamından; çekişme konusu 880 ve 881 parsel sayılı taşınmazlarda davacı ve davalı ile dava dışı kişilerin, 882 ve 886 sayılı parsellerde ise davacı ve davalının paylı mülkiyet üzere malik oldukları, dava dışı diğer paydaşların dava konusu taşınmazlarda kullandıkları bir yer olmadığı, tüm paydaşları kapsayan fiili kullanım biçimi ve harici taksim sözleşmesi bulunmadığı sabit olup, bu durumda uyuşmazlığın Türk Medeni Kanununun 688 ve devamı maddelerinde öngörülen paylı mülkiyet hükümleri gözetilmek suretiyle çözüme kavuşturulacağı açıktır.
Anılan yasal düzenlemeler ışığında somut olaya bakıldığında; dava konusu 880 parselin üzerinde yapı olmadığı, taraflarca gübre dökülmek suretiyle müştereken kullanıldığı, 881 parsel üzerinde ev, odunluk, garaj, ahır vs. yapıların bulunduğu, bunlardan ahır ve kuruluğu davalının, ev ve diğer müştemilatları davacının kullandığı, 882 parseldeki garaj ve ahırı davalının kullandığı, 886 parselde ise ev ve müştemilatların tamamının davalı tarafından kullanıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, çekişme konusu 880 ve 881 sayılı parsellerde davacının da kullandığı bölümler bulunması sebebiyle bu taşınmazlar yönünden elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğinin dinlenemeyeceği dikkate alındığında mahkemece verilen ret kararı, bu gerekçeyle sonucu itibariyle doğrudur. Ancak, yapılan keşiflere, yerel bilirkişi ve tanık beyanlarına göre, 886 parselde davacının kullandığı bir yer olmadığı sabit olup, ‘kullanabileceği bir bölüm’ olup olmadığı araştırılmamış; 882 parselde ise, ahır ve garajı davalının kullandığı belirlenmiş olduğu halde, taşınmazda davacının kullandığı ya da kullanabileceği bir yer olup olmadığı açıklığa kavuşturulmamıştır.
Hal böyle olunca; 882 ve 886 parseller yönünden mahallinde yeniden keşif yapılarak davacının kullandığı ya da kullanabileceği bir bölüm olup olmadığının açıklığa kavuşturulması, davacının kullandığı ya da kullanabileceği bir yer olduğunun tespit edilmesi halinde bu parseller bakımından da davanın reddine karar verilmesi, aksi takdirde elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, bozma gerekleri yerine getirilmeden noksan soruşturmayla yetinilerek ve yanılgılı değerlendirme yapılarak yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 23.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.