Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2013/22067 E. 2014/7543 K. 10.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/22067
KARAR NO : 2014/7543
KARAR TARİHİ : 10.04.2014

MAHKEMESİ : ADANA 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 10/06/2013
NUMARASI : 2011/1112-2013/370

Taraflar arasında görülen alacak davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi … raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, paydaşlar arasında ecrimisil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davalılar A. ve S. yönünden davanın reddine, davalı S.yönünden kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı tarafça temyiz edilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu Kagir Ev vasıflı 126 parsel sayılı taşınmazın davacı, davalılar ve dava dışı kişiler adına paylı mülkiyet üzere kayıtlı olduğu, davacının taşınmazın davalılar ve diğer paydaşlarca kullanılmakta olduğunu, kullandığı yer bulunmadığını ileri sürerek ecrimisil isteğiyle eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, dava konu taşınmazda taraflar paydaştırlar. Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan ecrimisil istiyebilir.
Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır.
Yine paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belli bulunması durumunda, davacı paydaş tarafından davalı paydaş aleyhine bu taşınmaza ilişkin elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri dava açılması hallerinde yine intifadan men koşulu aranmaz.
Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 gün ve 2002/3-131 E, 2002/114 K sayılı ilamı)
25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay’ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
Somut olaya gelince, çekişme konusu taşınmazın paylı mülkiyet üzere kayıtlı olup, paylı mülkiyet hükümlerinin uygulanması gerektiği kuşkusuzdur. Ne var ki, mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermeye yeterli olduğunu söyleyebilme imkanı yoktur.
Hâl böyle olunca, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılması, öncelikle davacının çekişme konusu taşınmazın tamamında kullanabileceği bir yer bulunup bulunmadığının tereddüde yer bırakmayacak şekilde açıklığa kavuşturulması, kullanabileceği bir yer bulunmadığının saptanması halinde davacının payına karşılık gelen ecrimisilin davalıların kullandıkları bölümler gözetilmek suretiyle hüküm altına alınması gerekirken, bir kısım davalıların payından az yer kullandığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru olmadığı gibi, dosyaya Fen bilirkişisi tarafından ibraz edilen 28.02.2013 tarihli bilirkişi raporu ekindeki krokide B harfi ile gösterilen bölümün alt katındaki işyerinin davalı Saliha’nın oğlu olan dava dışı Mehmet tarafından kullanıldığı saptandığına göre, bu bölümün dava dışı Mehmet tarafından annesi Saliha’ya teb’an kullanılıp kullanılmadığı belirlenerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yetinilerek ve yerinde olmayan gerekçelerle yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
Davacının temyiz itirazları açıklanan yönler itibariyle yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 10.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.