Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2013/22119 E. 2014/13729 K. 08.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/22119
KARAR NO : 2014/13729
KARAR TARİHİ : 08.09.2014

MAHKEMESİ : MERSİN 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 17/09/2013
NUMARASI : 2010/227-2013/544

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hâkimi .. raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Dava, yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve terekeye iade isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davalının kesinleşen mahkeme kararı ile mirasçılık sıfatı bulunmadığının tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; mirasbırakan Ali Ardıç’ın 23.1.2003 tarihinde, diğer mirasbırakan Z. A.ın ise 25.4.2003 tarihinde öldükleri, mirasbırakanlar Ali ve Zahide’nin kızı olan Emine’nin de 29.9.2000 tarihinde öldüğü, 15.5.2003, 21.5.2003 ve 7.7.2009 tarihli mirasçılık belgelerinde davalının Emine’nin evlatlığı olması nedeniyle mirasbırakanlar Ali ve Zahide’nin mirasçısı olarak gösterildiği, ancak Mersin 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 21.6.2012 tarihli ve 2012/94 esas nolu mirasçılık belgesinin iptali davasında, davalının mirasbırakan A..’ın mirasçısı olmadığının tespit edildiği, kararın derecattan geçerek kesinleştiği, çekişme konusu; 211 ada 7 ve 8 parsel sayılı taşınmazların 30.01.1995 tarihli tesis kadastrosu ile E. K. adına tespit ve tescil edildiği, 281 parsel sayılı taşınmazda mirasbırakan A.A. adına 80/320 pay kayıtlı iken 31.7.2009 tarihinde ölümü ile taşınmazdaki payının çocukları ile davalı Ali’ye intikal ettiği, 3.8.2009 tarihli taksim sonrası dava dışı kişiler adına tescil edildiği, 542 parsel sayılı taşınmaz mirasbırakan A.A. adına kayıtlı iken 31.7.2009 tarihinde ölümü üzerine çocukları ile davalı Ali’ye intikal ettiği, 3.8.2009 tarihli taksim sonrası davacılar, davalı Ali ve mirasbırakan A. A.’ın diğer çocukları adına tescil edildiği, 1202 parsel sayılı taşınmaz mirasbırakan A.A. adına kayıtlı iken 31.7.2009 tarihinde ölümü üzerine çocukları ile davalı Ali’ye intikal ettiği, 3.8.2009 tarihli taksim sonrası davacılar, davalı Ali ve mirasbırakan A. A.’ın bir kısım çocukları adına tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Öte yandan; elbirliği (İştirak) halinde mülkiyet, yasa veya yasada belirtilen sözleşmeler uyarınca aralarında ortaklık bağı bulunan kişilerin, bu ortaklık nedeniyle bir mala veya hakka birlikte malik olma durumudur.
Bilindiği üzere; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 701-703 maddelerinde düzenlenen bu tür mülkiyetin ( ortaklığın ) tüzel kişiliği olmadığı gibi eşya üzerinde ortaklardan herbirinin doğrudan doğruya bir hakkı da yoktur. Mülkiyet bir bütün olarak ortaklardan tümüne aittir. Başka bir anlatımla ortaklık tasfiye oluncaya kadar ortaklardan birinin ayrı mal veya hak sahipliği bulunmayıp, hak sahibi ortaklıktır. Değinilen mülkiyet türünde malikler mülkiyet payları ayrılmadığından paydaş değil, ortaktır. Bu kural, TMK’nin 701. maddesinde (… Kanun ve kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti, elbirliği mülkiyetidir.Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır.) biçiminde açıklanmıştır. Elbirliği (İştirak) halinde mülkiyetin bu özelliği itibariyle ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadır. Şayet yasa veya elbirliği (iştirak) halinde mülkiyeti oluşturan anlaşmada ortaklık adına hareket etme yetkisinin kime ait olacağı belirtilmemişse, ortaklığın tasfiyesini isteme hakkı dışındaki tüm işlemlerde ortakların (iştirakçilerin) oybirliği ile karar almaları ve birlikte hareket etmeleri zorunluluğu vardır.
TMK’nin 702/2. maddesi bu yönde açık hüküm getirmiştir. Ancak, açıklanan kural yargısal uygulamada kısmen yumuşatılmış bir ortağın tek başına dava açabileceği, nevarki, davaya devam edebilmesi için öteki ortakların olurlarının alınması veya miras şirketine atanacak temsilci aracılığı ile davanın sürdürülmesi gerektiği kabul edilmiştir. (ll.l0.982 tarihli l982/3-2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı) Nitekim bu görüş bilimsel alanda da aynen benimsenmiştir.
Somut olaya gelince, 281, 542 ve 1202 parsel sayılı taşınmazlarda elbirliği (iştirak) halinde mülkiyet söz konusu olup, mirasbırakan Ali Ardıç’ın dava dışı mirasçıları bulunmaktadır.
Hâl böyle olunca, 211 ada 7 ve 8 parsel sayılı taşınmazların mirasbırakanlar Ali ve Zahide ile ilgisinin olmadığı gözetilerek anılan parseller bakımından davanın reddine karar verilmesi, 281-542 ve 1202 parseller bakımından ise davaya katılmayan mirasçıların olurunun alınması ya da miras şirketine TMK’nun 640. maddesi uyarınca atanacak temsilci aracılığı ile davanın sürdürülmesi gerekirken, davanın görülebilirlik koşulu gözardı edilerek yazılı olduğu üzere esas hakkında hüküm kurulması doğru değildir.
Davalı vekilinin belirtilen sebeplerle temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 08.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.