Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2013/22397 E. 2014/15078 K. 29.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/22397
KARAR NO : 2014/15078
KARAR TARİHİ : 29.09.2014

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’in raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacılar, 106 ada 8 parsel sayılı taşınmazın miras bırakanları … oğlu … adına kayıtlı iken İstanbul 2. AHM’nin 1997/484 E – 1998/89 K sayılı kararı ile adı geçenin gaipliğine ve taşınmazın tapu kaydının iptali ile davalı …adına tesciline karar verildiğini, …’ın mirasçıları olduklarını, yurt dışında yaşamaları nedeni ile mahkemenin gaiplik ilanından haberdar olmadıklarını, …’nın gaip olmadığını, Yunanistan’da yaşamakta iken öldüğünü ileri sürerek …adına olan kaydın iptali ile adlarına tesciline karar verilmesini istemişler, mahkemece, davacıların önceki kayıt maliki …’ın mirasçıları oldukları iddiası ile açtıkları veraset davasının reddedilip kararın derecattan geçerek kesinleştiği ve davacıların dava konusu taşınmazda miras haklarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu 106 ada 8 parsel sayılı taşınmazda Yunan Tebaasından …’ın 07.01.1953 tarihli satış işlemi ile malik olduğu, İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1997/484 E – 1998/89 K sayılı kararı ile adı geçenin gaipliğine ve taşınmazın tapu kaydının iptali ile davalı …adına tesciline karar verildiği, dosyada Yunanca’dan tercüme edilmiş olan ve Kastoria Mahkemesi tarafından verilen belgeye göre; …’ın varislerinin …, … ve … olduğunun belirtildiği, adı geçenlerin 01.12.2003 tarihinde Hazine’yi de hasım göstererek İstanbul 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2003/970 E sayılı dosyasında …’ın mirasçıları olduğundan bahisle mirasçılık belgesi talep ettikleri, dava sonucunda adı geçenlerin muris …’ın mirasçıları olduğuna karar verildiği, anılan kararın 2. Hukuk Dairesinin 31.01.2005 tarih ve 2004/15457 E – 2005/1064 K sayılı kararı ile yabancıların Türkiye’de mal edinmesine ilişkin yasalar ile dosyada bulunan Adalet Bakanlığı Uluslar Arası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğünün 25.08.2004 Tarih ve … sayılı yazısı arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğine değinilerek bozulduğu, yeniden yapılan yargılama sonucunda adı geçenlerin mirasçı olduklarına karar verildiği, değinilen kararın 7. Hukuk Dairesinin 03.12.2009 Tarih ve 2009/1718 E – 2009/5542 K sayılı kararı ile mirasbırakanın ölüm tarihi itibariyle Türkiye ile Yunanistan arasında fiili ve hukuki karşılıklılığın bulunmadığı ve böylece davacıların mirasçı olma şartının gerçekleşmemesi nedeniyle ölüm tarihi itibariyle davacıların hak ehliyetlerinin bulunmadığı ve mirasçı olamayacakları belirtilerek bozulduğu, mahkemece bozma ilamına uyularak davanın reddine karar verildiği, kararın derecettan geçerek 28.09.2012 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın 19.06.2000 tarihinde açıldığı ve mirasçılık belgesi istemli açılan davanın bekletici mesele yapıldığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; kişiler vatandaşı olmadıkları ülkelerde, o ülkenin vatandaşları gibi serbestçe mal edinemezler ve her devlet kendi belirlediği bir takım şartlar veya sınırlamalar ile bu durumu düzenlemiştir. Yabancıların Türkiye’de mal edinimine ilişkin olan 2644 sayılı Tapu Kanununun 35. maddesi 07.01.2006 tarih ve 26046 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 29.12.2005 tarih ve 5444 sayılı Kanunla yeniden düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile yabancı uyruklu gerçek kişilerin karşılıklı olmak ve kanuni sınırlamalara uymak şartı ile taşınmaz edinebilecekleri ve maddede belirtilen şartlara uyulmadan miras yoluyla edinilen taşınmazlar ve sınırlı ayni hakların Maliye Bakanlığınca verilecek bir yılı geçmeyen süre içinde maliki tarafından tasfiye edilmediği takdirde tasfiye edilerek bedele çevrileceği ve bedelinin hak sahibine ödeneceği düzenlenmiş olmakla Türkiye Cumhuriyeti ile arasında karşılıklılık olan devlet vatandaşlarının kanuni miras yoluyla intikal eden taşınmazları için sınırlamalar uygulanmayacağı belirtilmiştir. Maddede belirtilen karşılıklılık ilkesinden ne anlaşılması gerektiği Anayasa Mahkemesinin 14.3.2005 tarih 2003/70 E – 2005/14 K sayılı kararında “bir yabancının Türkiye’de bir haktan yararlanabilmesi, Türk vatandaşlarının da o yabancının ülkesinde aynı tür ve nitelikte olan haklardan yararlandırılmasına bağlı olması” şeklinde tanımlanmıştır. Tapu Kanununun 35. maddesinde belirtilen kanuni sınırlamalar için Köy Kanununda, Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanununda, Tapu Kanununda hükümler bulunmaktadır.
Yunan uyruklu kişilerin Türkiye’de mal edinimine biraz daha ayrıntılı bakacak olursak; Yunanistan’ın ülkesinde bulunan Türklerin taşınmaz mallar üzerindeki tasarruf hakkını kısıtlaması üzerine Bakanlar Kurulunun 02.11.1964 tarih ve 6/3801 sayılı Kararnamesi ile Yunan Hükümetinin tedbir ve muamelelerine karşılık olmak üzere bir takım sınırlamalar getirilmiştir. Anılan kararname iki ülke arasındaki sorunların giderilmesi bakımından Bakanlar Kurulunun 03.02.1988 tarih ve 88/12592 sayılı kararıyla yürürlükten kaldırılmıştır. Bakanlar Kurulunun 23.03.1988 tarih ve 88/12757 sayılı kararında ise yürürlükten kaldırılan 02.11.1964 tarih ve 6/3801 sayılı kararname zamanında ölüme bağlı tasarruflarla lehlerine hak tesisi amaçlanan kişiler veya veraset yoluyla yasal mirasçılar adına tescil edilmemiş olan taşınmaz malların anılan kişiler adına tescili öngörülmüştür. Günümüzde, Yunan uyruklu gerçek kişilerin ülkemizde taşınmaz mal edinimine yönelik talepleri halen yürürlükte bulunan 22.03.2000 tarih ve 1361-121- 1/302-317 sayılı genelge hükümlerine göre sonuçlandırılmaktadır.
Ayrıca, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 02.06.2009 tarihli Günaydın Turizm Ve İnşaat Ticaret A.Ş – Türkiye davasında “… söz konusu karşılıklılık kuralının uygulanmasıyla yabancı uyruklu kişilerin 1 Nolu Ek Protokolün 1. maddesi anlamında miras haklarının tanınmasına engel olunduğuna …” karar verilmiştir.
Sonuç olarak, yukarıda açıklanan şekilde Türk Mahkemelerince alınmış bir veraset ilamının bulunduğu, o zamanki koşullara göre her ne kadar yargısal süreçten geçerek kesinleşse de daha sonra yürürlüğe giren mevzuat gereğince Yunan uyruklu kişilere bazı yeni haklar tanındığı gözetildiğinde davacıların sıfatının bulunup bulunmadığının tespiti açısından öncelikle 22.03.2000 tarih ve 1361- 121- T/302-317 sayılı genelge ve Türkiye ile Yunanistan arasında imzalanan 10.06.1930 tarihli Ankara Mukavelenamesi (Anlaşması) hükümleri de göz önünde bulundurularak yeni bir veraset ilamı istenmesi ve sonrasında tüm dosya ve yukarıda açıklanan mevzuat hükümleri gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Davacılar vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 29.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.