YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/5965
KARAR NO : 2013/10526
KARAR TARİHİ : 25.06.2013
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada;
Davacı, 1560 parsel sayılı taşınmazında inşaat yapılması amacıyla davalı …’a vekaletname verdiğini, eşi olan diğer davalının taşınmazda haricen pay satın aldığını iddia ederek Pendik 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/403 Esas sayılı dosyadan aleyhine açtığı tapu iptal ve tescil davasının, davalı vekilinin görevini kötüye kullanarak tevkil yetkisine istinaden vekalet verdiği dava dışı avukat tarafından kabul edilmesi sebebi ile davanın kabul nedeniyle kabulüne karar verildiğini, davalıların el ve işbirliği içinde hareket ettiklerini ileri sürerek davalı … adına olan tapu kaydının iptali ile tescile karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, iddiaların doğru olmadığını belirtip davanın reddini savunmuşlar, karşı davaları ile, taşınmazın bedelinin … tarafından ödenip Yusuf adına tescil edildiğini ileri sürerek, karşı davalı adına olan kaydın iptali ile … adına tesciline karar verilmesini talep etmişlerdir.
Asıl davanın kesin hüküm sebebi ile reddine, karşı davanın esastan reddine dair verilen karar Dairemizce; “…Somut olayda; Pendik 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/403 esas sayılı dosyasında davanın harici satın alma nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkin olduğu halde eldeki davanın vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı olarak açıldığının anlaşıldığı, bu durumda dava sebeplerinin aynı olduğunu söyleyebilme olanağının bulunmadığı, hal böyle olunca, tarafların iddia ve savunmaları gereğince tüm delillerinin toplanarak varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerektiği ” hususlarına değinilerek bozulmuş, mahkemece önceki kararda direnilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca; “ … İlk davanın sebebinin harici satın alma nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkin olduğu halde; eldeki davanın vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı olarak açıldığı, her iki davanın sonucu aynı olsa da, her iki davada davacıların farklı olgulara dayandıklarının çok açık olduğu, bu durumda dava sebeplerinin aynı olduğunun kabulüne olanak bulunmadığı, açıkça görüldüğü üzere iki dava açısından dayanılan maddi olgularda farklılık bulunmakta olup, iki dava arasında sebep birliği mevcut olmadığından; ilk davanın eldeki dava yönünden kesin hüküm teşkil ettiğinden söz edilemeyeceği, hal böyle olunca; mahkemece Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen ve aynı hususlara işaret eden Özel Daire bozma kararına uyulup, işin esasına girilerek hüküm kurulması gerekirken davanın kesin hüküm nedeniyle reddinin doğru olmadığı, usul ve yasaya aykırı direnme kararının bu nedenlerle bozulması gerektiği ” hususlarına değinilerek bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalılar vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 25.06.2013 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz edenler vekili Avukat … ile temyiz edilenler vekili Avukat … geldiler duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Hükmüne uyulan bozma kararında, gösterildiği şekilde işlem yapılarak karar verilmiştir. Davalıların temyiz itirazı yerinde değildir. Reddi ile usul ve yasaya ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan hükmün ONANMASINA, 29.12.2012 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz edilenler vekili için 990.00.-TL. duruşma avukatlık parasının ve aşağıda yazılı 35.519.11.-TL bakiye onama harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, 25.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.