YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6615
KARAR NO : 2014/7309
KARAR TARİHİ : 08.04.2014
MAHKEMESİ : SİLİVRİ 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 29/11/2012
NUMARASI : 2010/168-2012/674
Taraflar arasında görülen tapu iptali-tescil ve tenkis davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar taraf vekillerince yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 8.4.2014 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz edenler vekili Avukat Ş. K. G. ile diğer temyiz eden vekili Avukat Z.A.geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal, tescil ve tenkis istemlerine ilişindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; çekişme konusu 69 ada 10 parsel sayılı taşınmazın mirasbırakan M. E.tarafından 12.08.2004 tarihinde davalıya ölünceye kadar bakma akdiyle temlik edildiği, 230 ada 7, 245 ada 25 ve 9514 parsel sayılı taşınmazların ise davalı tarafından 3. kişilerden satış suretiyle edinildiği, 230 ada 13 nolu parselinde S.S. D. Konut Yapı Koop. adına kayıtlı iken 10.04.2002 tarihinde davalı adına ferdileşme suretiyle tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Davacılar, mirasbırakan tarafından yapılan işlemlerin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmışlardır.
Mahkemece verilen karar davacılar tarafından;tenkis taleplerinin incelenmediği, para ve malların tamamının murise ait olduğundan, davalının murise bakacak ve mal alacak ekonomik gücü bulunmadığından bahisle temyiz edilmiş, davalı ise kararı; dava konusu 69 ada 10 parsel sayılı taşınmazın kendisine ölünceye kadar bakma akdi ile verildiğini, ölünceye kadar mirasbırakanın davalı ile birlikte yaşadığını ve davalının murise baktığını, taşınmazın mal kaçırmak amacı ile değil bakımı sağlamak için verildiğini öne sürerek temyiz etmiştir.
1-Davacıların temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede;
Davacılar, 31.08.2012 tarihli dilekçelerinde; murisin mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla tüm mal varlığını satarak davalıya verdiğini ve davalıyı mal sahibi yaptığını beyan etmişlerdir. O halde, davacıların bu beyanlarının davalı adına kayıtlı bulunan çekişme konusu 230 ada 7 ve 13, 245 ada 25, 9514 parsel sayılı taşınmazların bedelinin muris tarafından ödendiği iddiasını içerdiği açıktır.
Miras bırakanın üçüncü kişiden bedelini ödeyerek (gizli bağış) yapmış olduğu işlemlerde 01.04.1974 tarih, 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının uygulama yeri bulunmayıp, koşulların bulunması halinde Türk Medeni Kanununun tenkis hükümlerinin uygulanması suretiyle bir karar verilmesi gerekeceği kuşkusuzdur.
Oysa, Mahkemece, tenkis isteği yönünden araştırma ve inceleme yapılmış değildir.
Bilindiği üzere; mirasçılık ve mirasın geçişi miras bırakanın ölüm tarihinde yürürlükte olan hükümlere göre belirlenir (4722 s. Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun m. 17) Mirasbırakan 1.1.2002 tarihinden önce ölmüşse 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi hükümlerinin, 1.1.2002 tarihinden sonra ölmüşse 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK)’nun ilgili hükümleri uygulanır.
Tenkis (indirim) davası, mirasbırakanın saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlar arası kazandırmaların (bağış) yasal sınıra çekilmesini amaçlayan, öncesine etkili, yenilik doğurucu (inşai) davalardandır. Tenkis davasının dinlenebilmesi için öncelikli koşul;mirasbırakanın ölüme bağlı veya sağlar arası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarını zedelemiş olmasıdır. Saklı payların zedelendiğinden söz edilmesi ise kazandırma konusu tereke ile kazandırma (temlik ) dışı terekenin tümü ile bilinmesiyle mümkündür. Tereke mirasbırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu malvarlığı kıymetleri ile iadeye ve tenkise tabi olarak yaptığı kazandırmalardır. Bunlar terekenin aktifini oluşturur. Mirasbırakanın borçları, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin 743 sayılı Kanun uygulanacaksa bir aylık 4721 sayılı Kanun uygulanacaksa üç aylık nafakası, terekenin defterinin tutulması, mühürlenmesi, cenaze masrafları gibi giderler de pasifidir. Aktiften belirtilen borçların indirilmesi net terekeyi oluşturur. Tereke bu şekilde tesbit edildikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılarak parasal olarak miktarının tespiti gerekir. (TMK m.565). Mirasbırakanın TMK’nin 564. maddesinde belirlenen saklı paya tecavüz edip etmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır. Tasarruf oranı aşılmış ise tasarrufun niteliğine göre icap ederse kazandırma işleminde, saklı payları zedeleme kastının bulunup bulunmadığı objektif (nesnel) ve sübjektif (öznel) unsurlar dikkate alınarak belirlenmelidir. Zira tasarruf oranını aşan her kazandırmada saklı payları zedeleme kastının varlığından söz edilemez.
Mutlak olarak tenkise tabi tasarruflarda (ölüme bağlı tasarruflar veya TMK’nin 565. maddesinin 1, 2 ve 3 bentlerinde gösterilenler) veya saklı payın ihlal kastının varlığı kesin olarak anlaşılan diğerlerinde özellikle muayyen mal hakkında tenkis uygulanırken TMK’nin 570. maddesindeki sıralamaya dikkat etmek davalı mahfuz hisseli mirasçılardan ise aynı Kanunun 561. maddesinde yer alan mahfuz hisseden fazla olarak alınanla sorumluluk ilkesini gözetmek, dava konusu olup olmadığına bakılmayarak önce ölüme bağlı tasarruflarla davacının saklı payını tamamlamak, sonra sağlar arası tasarrufları dikkate almak gerekir. Bu işlem sırasında dava edilmeyen kişi veya tasarrufların tenkisi gerekeceği sonucu çıkarsa davacının onlardaki hakkını dava etmemesinin davalıyı etkilemeyeceği ve birden çok kişiye yapılan teberru tenkise tabi olursa yine aynı Kanunun 563. maddede yer alan, alınanla mütenasip sorumluluk kuralı gözetilmelidir.
Davalıya yapılan tasarrufun tenkisine sıra geldiği takdirde tasarrufun tümünün değeri ile davalıya yapılan fazla teberru arasında kurulan oranda (Sabit Tenkis Oranı) tasarrufa konu malın paylaşılmasının mümkün olup olamayacağı (TMK m.564) araştırılmalıdır. Bu araştırma sonunda tasarrufa konu mal sabit tenkis oranında bölünebilirse bu kısımların bağımsız bölüm halinde taraflar adına tesciline karar verilmelidir.
Tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktığı takdirde sözü geçen 564. maddedeki tercih hakkı gündeme gelecektir. Böyle bir durum ortaya çıkmadan davalının tercih hakkı doğmadan davalının tercihinin kullanması söz konusu olamaz. Daha önce bir tercihten söz edilmişse sonuç doğurmaz. O zaman davalıdan tercihi sorulmak ve 11.11.1994 günlü 4/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca sür’atle dava konusu olup sabit tenkis oranına göre bölünemeyen malın, karar tarihindeki rayice göre değeri belirlenmeli ve bu değerin sabit tenkis oranıyla çarpımından bulunacak naktin ödetilmesine karar verilmelidir.
Hal böyle olunca yukarıda belirtilen ilkelere göre tenkis talebi yönünden araştırma ve inceleme yapılmaması hatalı olmuştur.Davacıların temyiz talebinin kabulü ile noksan soruşturma ve yanılgılı değerlendirme ile verilen hükmün bu yönden BOZULMASINA,
2- Davalının temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede;
Mahkemece, 69 ada 10 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın kabulüne karar verilmiş ise de; tüm dosya kapsamı ve dinlenilen davacı ve davalı tanıklarının beyanları değerlendirildiğinde, murisin hasta olduğu, davalı ile birlikte yaşadığı, bakıma muhtaç olup, temlikin de ölünceye kadar bakım amacıyla yapıldığı, davalının da bakım borcunu yerine getirdiği, miras bırakanın temlikteki gerçek amacının mirasçıdan mal kaçırmak ve muvazaalı işlem yapmak olmadığı, ivaz karşılığı olduğu gözetilerek 69 ada 10 parsel sayılı taşınmaz hakkında açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.
Davalının temyiz talebinin kabulü ile hükmün bu bakımdan bozulmasına karar verilmiştir.
Sonuç:Tarafların bu yönlere ilişkin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün yukarıda 1. ve 2. bentlerde açıklanan nedenden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 28.12.2013 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden taraf vekilleri için 1.100.00’er.-TL. duruşma vekalet ücretinin karşılıklı olarak alınıp birbirlerine verilmesine 08.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.