Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2013/6832 E. 2013/9077 K. 03.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6832
KARAR NO : 2013/9077
KARAR TARİHİ : 03.06.2013

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TESPİT

Taraflar arasındaki davadan dolayı …. Sulh Hukuk Hakimliğinden verilen 9.9.2011 gün ve 2011/1- D.İş sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmiş olmakla, dosya tetkik olunarak gereği düşünüldü.

-KARAR-

Talep, değişik iş üzerinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunununs (HMK’nun) 400. vd. maddeleri kapsamında delil tespiti ve geçici hukuki korumalar başlığı altında düzenlenmiş delil tespiti mahiyetinde bir istem olmakla mahkemece yerine keşif yapılmak suretiyle talebin reddine karar verilmiştir.
01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK. ile yürürlükten kaldırılan 1086 sayılı HUMK.nun 373. maddesinde delil tespiti hakkındaki itirazlara delilleri tespit eden hakim tarafından bakılacağı belirtilmekte ve temyiz yolu kapatılmakla iken 6100 sayılı HMK.nun 402. ve 403. maddelerinde değişik ve yeni bazı düzenlemelere yer verilmiştir.
Şöyle ki, 6100 sayılı HMK.nun 402/3. maddesinde delil tespitinin haklı bulunması halinde dilekçeyle birlikte kararın karşı tarafa tebliğ edileceği ve kararda varsa itiraz ve ilâve soruların bir hafta içinde bildirilmesinin gerektiğinin belirtileceği öngörülmüş, yine 403. maddede acele hallerde tespitin yapılmasından sonra tespit, dilekçesi, tespit kararı, tespit tutanağı ve varsa bilirkişi raporunun birer örneğinin mahkemece kendiliğinden karşı tarafa tebliğ olunacağı, karşı tarafın tebliğ tarihinden itibaren bir hafta içinde delil tespitine itiraz edebileceği hükme bağlanmıştır. Tespit isteyen tarafın delil tespitine itirazı konusunda açık bir düzenleme bulunmamaktadır.
Ayrıca, HMK’nun 361. maddesinde temyiz edilebilen kararlar, 362. madedesinde ise temyiz edilemeyen kararlar duraksamaya yer bırakmayacak şekilde tek tek sayılmıştır. 361. maddede, delil tespitine ilişkin verilen kararların temyize konu edileceğine dair bir düzenlemeye yer verilmezken 362. maddenin birinci fıkrasının (f) bendinde geçici hukuki korumalar hakkında verilen kararların temyiz edilemeyeceği açıkça hüküm altına alınmıştır.
Öte yandan, 6217 sayılı Kanunla 6100 sayılı Yasaya eklenen Geçici 3. maddenin birinci fıkrasındaki; “Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.” şeklindeki düzenlemeyle bölge adliye mahkemeleri kuruluncaya kadar 1086 sayılı Yasanın temyize ilişkin hükümlerinin uygulanmasına devam edileceği öngörülmektedir.
Bu durumda, temyiz incelemesinin yönteminin belirlenmesinde olduğu gibi temyize tâbi kararların kapsamının belirlenmesinde de anılan kanun hükümlerinin gözetilmesi gerektiği açıktır. 1086 sayılı Yasanın temyize ilişkin hükümlerinin yer aldığı 427. ilâ 444. maddesi hükümleri gözetildiğinde; delil tespitine ve/veya geçici hukuki korumalara ilişkin kararların temyize tâbi olmadığı anlaşılmaktadır.
Ayrıca, bu tür kararların aleyhine temyiz yoluna başvurabileceğinin kabul edilmesi durumunda ise Yargıtay’ın yapacağı temyiz incelemesinin yönteminin ve vereceği karar sonucunun ne olacağı konusu açıkta kalacaktır. Çünkü, temyiz incelemesi sonucunda verilecek karar sonucu ile istinaf incelemesi sonucunda verilecek kararların nitelikleri farkılık arzetmektedir.
Diğer bir ifadeyle, temyiz incelemesinin kapsamının tayininde 6100 sayılı Yasanın hükümlerinin dikkate alınması, temyiz incelemesinin yönteminin ve sonucunda verilecek kararların niteliğinin belirlenmesinde ise 1086 sayılı Yasa hükümlerinin gözetilmesi gibi aynı müessesenin uygulanmasında farklı yasa uygulanması gibi hukuka uygun olmayan bir sonuç ortaya çıkacaktır.
Geçici 3.maddenin üçüncü fıkrasındaki; “Bu Kanunda bölge adliye mahkemelerine görev verilen hallerde bu mahkemelerin göreve başlama tarihine kadar 1086 sayılı Kanunun bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri uygulanır.” şeklindeki hükmün dayanak gösterilerek 6100 sayılı Yasada Bölge Adliye Mahkemelerine verilen görevlerin Yargıtay tarafından tamamen yerine getirilmesi gibi bir sonucun çıkarılması da doğru olmayacaktır. Çünkü, anılan fıkra metninde de ifade edildiği gibi bölge adliye mahkemelerine verilen görevlerden sadece 1086 sayılı Kanunda belirtilen ve yine bu Kanuna aykırı olmayan kısımlarının uygulanması öngörülmektedir. Bu maddenin birinci fıkrasında da belirtildiği gibi 1086 sayılı Kanunun sadece temyize ilişkin hükümlerinin geçici olarak uygulama olanağı bulunmakta olup; ayrıca 6100 sayılı Yasaya göre de, bir geçici hukuki koruma müessesesi olan “delil tespiti” hakkında Bölge Adliye Mahkemeleri için öngörülen kanun yolunun, yasal bir dayanak olmadan temyiz yolu şeklinde yorumlanması yasanın amacına ve müessesenin getiriliş gerekçelerine uygun bir sonuç olmayacaktır. Kaldı ki Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihine kadar 1086 sayılı HUMK’nun 6100 sayılı HMK.na aykırı olmayan hükümlerinin uygulanacağı ön görüldüğünden, oysa 1086 sayılı Yasada da delil tespiti ve/veya geçici hukuki koruma kararlarına karşı temyiz yolu kapalı bulunduğuna göre bu kararların temyizen incelenmesinin yasal dayanağının bulunmadığı izahtan varestedir.
O halde, …’in temyiz isteği yerinde değildir REDDİNE, 03.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.