Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2013/9664 E. 2014/10781 K. 03.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9664
KARAR NO : 2014/10781
KARAR TARİHİ : 03.06.2014

MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 17. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 12/03/2013
NUMARASI : 2010/589-2013/92

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar taraflarca yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 03.06.2014 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı M. K.. ve vekili Avukat M.. K.. geldi, davetiye tebliğine rağmen diğer temyiz eden vekili Avukat gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi .. tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:

Dava, sahtecilik hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; davacının, Kadıköy 1. Noterliğinde düzenlenen 21.7.1969 tarihli 17770 yevmiye nolu vekaletname ile 398 parsel sayılı taşınmazdaki 345/480 payının yarısının davalı Eşref’e satışı için dava dışı Ş.K..’u vekil tayin ettiği, 11.5.1971 tarihli resmi akitle anılan vekâletname kullanılarak davalıya 345/960 payın satış suretiyle tapuda devredildiği anlaşılmaktadır.
Davacı, çekişme konusu taşınmazdaki 345/480 payının yarısının vekil tarafından 21.7.1969 tarihli vekâletname kullanılarak davalıya satış suretiyle temlik edildiğini, anılan vekâletnamenin sahte ve davalı adına oluşan tescilinde yolsuz olduğunu ileri sürerek tapu iptal ve tescil istekli eldeki davayı açmıştır.
Hemen belirtilmelidir ki; resmi akitte kullanılan vekaletnamenin sahte olduğunun kanıtlanması halinde davalı adına oluşan sicil kaydının yolsuz tescil niteliğinde olacağı kuşkusuzdur.
Öte yandan; 14.4.1982 tarihli ve 2659 Sayılı Adli Tıp Kurumu Yasasının 8/e ve 21.maddelerinde açıkça vurgulandığı üzere”imza incelemesi” işinin aynı kurumun Fizik İhtisas Dairesine ait olduğu tartışmasızdır.
Somut olaya gelince; mahkemece gerek tapu sicil müdürlüğünden gerekse noterlikten yapılan araştırma sonucu anılan vekâletnamenin aslının bulunamaması nedeniyle vekâletname üzerindeki imza incelemesi yapılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Nevar ki; davacı vekilinin 12.3.2013 tarihli son oturumda, sahte olduğu iddia edilen vekâletname suretini mahkemeye ibraz ederek aslının bulunduğunu beyan ettiği, vekâletname suretinin arka sayfasında aslının dairede saklı tutulduğu ilgili noterlikçe şerh olarak belirtildiği halde mahkemece bu hususta araştırma yapılmadan neticeye gidilmiştir.
O hâlde; 21.7.1969 tarihli vekâletname aslının ilgili noterlikten getirtilmesi, imza yönünden Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinden rapor alınması, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yetinilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenlerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 28.12.2013 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden taraflardan davacı vekili için 1.100.00.-TL. duruşma avukatlık parasının diğer temyiz edenden alınmasına, 03.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.