Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2013/9820 E. 2014/10782 K. 03.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9820
KARAR NO : 2014/10782
KARAR TARİHİ : 03.06.2014

MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 11/12/2012
NUMARASI : 2010/392-2012/536

Taraflar arasında görülen ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalılar vekilince yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 3.6.2014 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz edenler vekili Avukat A.K.. ile temyiz edilenler vekili Avukat M. E..geldiler duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ..’nın tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, ecrimisil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; çekişme konusu depolu dükkan nitelikli 12 nolu bağımsız bölümde davacılar ve davalı Sami’nin 1/3 er oranda paydaş oldukları, diğer davalı Musa’nın ise kayden mülkiyet hakkı bulunmayıp davalı Sami’nin oğlu olduğu anlaşılmaktadır.
Davacılar, davalı Sami ile paydaşı oldukları dükkanın davalılar tarafından haksız olarak kullanıldığını ileri sürerek dava tarihinden geriye doğru 5 yıl için ecrimisil isteği ile eldeki davayı açmışlardır.
Davalı Musa, taşınmazı davacıların rızası ile uzun süre kullandığını, 1.10.2009 tarihinde tahliye ettiğini bildirmiş, diğer davalı ise taşınmaza bir müdahalesinin bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Bilindiği üzere; ecrimisil, kötüniyetli zilyedin geri vermekle yükümlü olduğu bir şeyi haksız olarak alıkoyması nedeniyle hak sahibine ödemek zorunda kaldığı bir tür haksız fiil tazminatı niteliğinde bulunduğuna göre, çekişme konusu taşınmazın kimin kullanımında olduğunun açıklığa kavuşturulması önem arzetmektedir.
Nitekim, Ankara Vergi Dairesinden gelen kayıtlara göre çekişme konusu taşınmazda davalı Musa’nın 2005 yılının 10. ayından 2009 yılının sonuna kadar kiracı olarak bulunduğu, davalı Sami’nin ise aynı taşınmazdaki ticari faaliyetini 29.9.2005 tarihinde terk ettiği görülmektedir.
Ne var ki; mahkemece, yukarıda anılan vergi dairesinden gelen kayıtlar irdelenmediği gibi, taraflara delillerini bildirmeleri için usulüne uygun süre verildiğide söylenemez
Hâl böyle olunca; öncelikle tarafların bildirdikleri ve bildirecekleri delillerin usulünce toplanması, vergi dairesinden gelen kayıtların irdelenmesi, hangi davalının hangi dönemlerde ne şekilde taşınmazı kullandıklarının tespit edilmesi, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yetinilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığı gibi, kabule göre de; davacıların taşınmazda toplam 2/3 oranında payı olduğu halde, taşınmazın tamamı üzerinden belirlenen ecrimisilin tümünün hüküm altına alınmış olmasıda isabetli değildir.
Davalıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 28.12.2013 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz edenler vekili için 1.100.-TL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenlerden alınmasına, 3.6.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.