Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2014/10238 E. 2014/12604 K. 30.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/10238
KARAR NO : 2014/12604
KARAR TARİHİ : 30.06.2014

MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 17/07/2012
NUMARASI : 2006/161-2012/453

Taraflar arasında görülen menfi tespit, tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 05.11.2013 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat gelmedi, temyiz edilen vekili Avukat E.A..geldi duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi .. tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dava, yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, borçlu olmadığının tespiti isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, icra takibine konu olan bonodaki imzanın davacının eli ürünü olmadığının bilirkişi raporu ile tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; davacının, 87 ada, 11 parsel sayılı taşınmazdaki 1/3 payının, davalı tarafından sahte imza ile düzenlenen bononun icraya konulması sonucu ihale ile satışına yönelik işlemin geçersiz olup yolsuz tescil niteliğinde olduğunu ileri sürerek, borçlu olmadığının tespiti ve istirdat isteğiyle eldeki davayı açtığı, ıslahla davasını borçlu olmadığının tespiti ve tapu iptali ve tescil davası olarak devam ettirdiği anlaşılmaktadır. Hemen belirtmek gerekir ki; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesinde hükmün kapsamının hangi hususları içereceği düzenlenmiş olup, aynı maddenin (c) fıkrasında ”Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerini” içermesi gerektiği belirtilmiştir. Aynı Yasanın 298/2. maddesinde ise ”Gerekçeli karar, tefhim olunan hüküm sonucuna aykırı olamaz.” düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan bu düzenleme ile, duruşma tutanağına geçirilen hüküm sonucu ile gerekçe arasında farklılık yaratılamayacağı kuralı kabul edilmiştir.
Bilindiği üzere, mahkeme kararları gerekçesi ve hüküm fıkrası ile bir bütün olup, gerekçe ile hüküm sonucu arasında açık bir çelişkinin bulunmaması asıldır. Kararların farklı ve çelişkili olması mahkemelere olan güven ilkesini zedeler.
Somut olayda, mahkemece, kısa kararda; ”Davanın kabulüne, İstanbul ili .. ilçesi..mahallesi 7 pafta, 87 ada, 11 parsel sayılı taşınmazdaki davalı M.. Ö.. adına olan 1/3 payın tapu kaydının iptali ile Nuri kızı 1940 doğumlu Z.. E.. adına tapu kütüğüne tesciline” şeklinde hüküm kurulduğu halde, gerekçeli kararda “Davanın kabulüne, Kartal 3. İcra Müdürlüğünün 200/24414 esas sayılı takip dosyası nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, takibin durdurulmasına, İstanbul İli .. ilçesi ..Mahallesi 7 pafta 87 ada 11 parsel sayılı taşınmazdaki davalı M.. Ö.. adına 1/3 payın tapu kaydının iptali ile Nuri kızı, 1940 doğumlu Z.. E.. adına tapu kütüğüne tesciline,” şeklinde kurulmak suretiyle yukarıda açıklanan ilke ve yasa hükümleri gözardı edilerek kısa karar ile çelişkili olarak gerekçeli karar yazılması doğru değildir.
Davalı vekilinin temyiz itirazları belirtilen nedenle yerindedir. Kabulüyle hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3. maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’nin 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yerolmadığına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 30.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.