YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/10308
KARAR NO : 2014/14726
KARAR TARİHİ : 24.09.2014
MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 21/06/2012
NUMARASI : 2011/307-2012/184
Taraflar arasında görülen itirazın iptali davası sonunda, yerel mahkemece davanın kısmen iptaline ilişkin olarak verilen karar davalılar ve davacı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, ecrimisil alacağının takibinden kaynaklanan itirazın iptali ve icra inkar tazminatının tahsili isteğine ilişkin olup mahkemece, itirazın kısmen iptali ile takibin, asıl alacağın 10.375,00.-TL, işlemiş faizin 2.001,00 TL üzerinden devamına, asıl alacağın %40’ı oranında icra inkâr tazminatının tahsiline karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; ..ada .. parsel sayılı zeytinli bağ ve tarla vasıflı taşınmazın 01.06.2006 tarihinde satın alma yoluyla davacı şirket adına kayıtlı olup, davalıların kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir haklarının bulunmadığı, önceki maliklerin kiracısı sıfatıyla taşınmazda bulunduklarını savundukları ve taşınmazı 2011 yılının Mayıs ayında boşalttıkları, İzmir 17.İcra Müdürlüğünün 2011/1310 sayılı dosyasında 1.7.2006-1.1.2011 tarihleri arasında toplam 32.000,00 TL ecrimisil alacağı, 6.043,72 TL işlemiş faiz olmak üzere 38.043,72 TL üzerinden davalılar aleyhine icra takibi başlatıldığı, davalıların itirazı üzerine takibin durduğu anlaşılmaktadır.
Ancak bilindiği ve gerek öğretide – gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarih 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında, fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan olumlu zarar ile kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK’nin 25.02.2004 gün ve 2004/1-120-96 sayılı kararı)
1- Mahkemece, davacının isteği ve davalıların zamanaşımı savunmasında bulunmadıkları gözetilmek suretiyle satın alma tarihi olan 01.06.2006 tarihi ile 01.01.2011 tarihleri arasında ecrimisil alacağının belirlenerek bu miktar bakımından itirazın kısmen iptaline ve takibin devamına karar verilmesinde kural olarak bir isabetsizlik yoktur. Tarafların bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine.
2- Hemen belirtilmelidir ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık olmalı ve değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere uygun şekilde HMK’nin 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir.
Bu nedenle, eğer arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
Somut olayda; hükme esas alınan bilirkişi raporunda yukarıda belirtilen ilke ve esaslar dikkate alınmaksızın soyut bir takım belirlemeler ile ecrimisil hesabı yapılmış, emsal araştırması yapılmadan mahkemece bu rapor ile sonuca gidilmiştir.
Hâl böyle olunca, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenip, yukarıda belirtilen ilkeler de gözetilerek yeniden oluşturulacak bilirkişi heyeti marifetiyle mahallinde keşif yapılması, dava konusu taşınmazın mutat kullanımı, taşınmazın büyüklüğü, işgal alanı, kullanım durumu gibi hususlar karşılaştırılmak suretiyle, ilk dönem ecrimisil bedeli belirlenip, tespit edilen bu değere sonraki yıllar için enflasyon rakamları yansıtılarak hesaplanacak ecrimisilin hüküm altına alınması gerekirken, yetersiz bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
3- Öte yandan, İzmir 14. Noterliğinin 07.03.2007 tarihli imza sirküleri ve dayanağı şirket ana sözleşmesine göre davacı şirketi temsile üç yıllığına A. Y. ve A. D.’in münferiden atacakları imza ile yetkili oldukları bildirilmiş, bu duruma göre şirket temsilcisinin yetki süresi dolmuştur. Davacı şirketin son temsilcilerinin vereceği yetki belgesi ve vekaletnamenin dosya arasına alınması gerektiğinin düşünülmemesi de isabetsizdir.
4- Davalıların icra inkar tazminatına yönelik temyiz itirazlarına gelince; bilindiği üzere, ecrimisil haklı ve geçerli bir nedene dayanmaksızın taşınmazı kullanan kişinin taşınmaz malikine ödemesi gerekli olan, en azı kira, en çoğu mahrum kalınan gelir kaybı olan haksız işgal tazminatıdır. Haksız fiil alacağı niteliğindeki ecrimisilin varlığı ve miktarı alınacak bilirkişi raporu ve yapılan yargılama ile saptanacağına göre alacağın likit olmadığı kuşkusuzdur.
Hâl böyle olunca icra inkar tazminatı isteğinin reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile kabulüne karar verilmiş olması da doğru değildir.
Tarafların, temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle, hükmün yukarıda açıklanan nedenden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 24.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.