YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/10460
KARAR NO : 2014/12291
KARAR TARİHİ : 23.06.2014
MAHKEMESİ : ÇINAR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/02/2013
NUMARASI : 2010/148-2013/24
Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi davası sonunda, mahkemece davanın kısmen kabul kısmen reddine ilişkin olarak verilen karar davalılar vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi Esra Çakır’ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, duruşma isteği dava değeri yönünden reddedilerek gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava; elatmanın önlenmesi isteğine ilişkin olup mahkemece; müdahalenin keşfen belirlendiği gerekçesiyle 1 sıra numaralı taşınmaz yönünden davanın kabulüne, 2 sıra numaralı taşınmaz yönünden feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacılar, kayden maliki oldukları 13.6.1984 tarih, 1 ve 2 sıra numaralı taşınmazların haklı ve geçerli bir neden olmaksızın davalılarca kullanıldığını, davalıların Kaymakamlığa başvurarak aleyhlerine müdahalenin menine dair karar almaya çalıştıklarını ileri sürerek elatmanın önlenmesi isteğinde bulunmuşlar, sonraki aşamalarda 2 sıra numaralı taşınmaz yönünden taleplerini atiye terk ettiklerini bildirmişlerdir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, 13.6.1984 tarih, 1 ve 2 sıra numarası ile tapuya kayıtlı taşınmazlarda davacı H.. K.. ve dava dışı kişilerin paylı mülkiyet üzere malik oldukları, davacılar Ş.. A.., C.. M..’nin kayıt malikleri ile olan ilişkilerinin mahkemece açıklığa kavuşturulmadığı, davalıların sözü edilen tapulu taşınmazlarda kayıttan veya mülkiyetten kaynaklanan herhangi bir hakları bulunmadığı, savunmalarında dava konusu yere ait olduğu iddiasıyla bir takım tapu kayıtları ibraz ettikleri anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; harita ve krokisi bulunan tapu kayıtlarına Medeni Kanunun 719, 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi uyarınca kapsam belirleneceği kuşkusuzdur. Ancak, böyle bir harita ve kroki yoksa veya uygulanabilir nitelik taşımıyorsa öncelikle tapu kaydının ilk tesisinden itibaren tüm gittileri ile birlikte Tapu Sicil Müdürlüğünden istenilmesi, gitti kayıtlarının yüzölçümlerinde veya sınırlarında bir değişiklik varsa dayandığı belgelerin incelenip doğru ve yasal bir nedenin bulunup bulunmadığının araştırılması, doğru esasa dayanmıyorsa ilk tesisindeki sınırlara itibar edilmesi, ayrıca uygulamada yararlanmak üzere varsa komşu taşınmaz kayıtlarının getirtilmesi, böylece yanların dayandığı ve usulüne uygun olarak çıkarılmış tüm belgeler toplandıktan, dosya öteki yönlerden de keşfe hazır hale geldikten sonra yöreyi iyi bilen yaşlı ve yansız yerel bilirkişi veya bilirkişiler aracılığı ile uygulama yapılması, kayıtlardaki her sınır yerel bilirkişi veya bilirkişilerden sorulup arazi üzerinde tespit edilmesi; gerektiğinde sınırlar hakkında açıklayıcı doyurucu bilgiler alınması, bilinmeyen sınırlar yönünden taraflara tanık dinletme olanağının sağlanması, komşu taşınmaz kayıtlarının da aynı şekilde uygulanarak yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin denetlenmesi gerekir.
Öte yandan, sınırlar değişebilir nitelikte ise veya tam olarak kapanmayıp açık yönler kalıyorsa, kayda değişmez sınırlarla bağlantı kesilmemek suretiyle miktarına göre kapsam belirlenmesi, ayrıca tapu fen memuru veya mühendisi sıfat ve yeteneğini taşıyan uzman bilirkişi veya bilirkişilerden keşifte saptanan bilgi ve bulgulara uygun ve uygulamayı tam olarak yansıtan, infaza ve denetime elverişli rapor ve kroki alınması zorunludur.
Somut olayda, hükme yeterli bir araştırma ve uygulama gerçekleştirildiğini söyleyebilme olanağı yoktur. Davadaki uyuşmazlık davacı yanın dayandığı tapu kaydının çekişmeli yere ait olup olmadığı, bu yere davalılarca müdahale edilip edilmediği etrafında toplanmaktadır. Sözü edilen hususlarının taraflarca ibraz edilen tapu kayıtlarının tüm dayanak kayıt ve belgeleri ile getirtilerek sağlıklı biçimde zemine uygulanması ve müdahale olgusunun mahalli bilirkişi ve tanıkların dinlenmesiyle çözüme kavuşturulabileceği açıktır.
Ne var ki, fen bilirkişisi raporunda mahalli bilirkişilerce sınırları gösterilen alanın krokisini çizmiş ise de, davacıların dayandığı tapu kayıtlarının bu yere ait olup olmadığı yönünde herhangi bir tespit yapmamıştır. Krokide gösterilen alanın yüz ölçümü 160.591,54 m2 iken, dava konusu 1 sıra numaralı taşınmazın yüz ölçümü 14.680 m2, her iki taşınmazın toplam yüz ölçümü ise 29.378 m2’dir.
Ayrıca, dinlenen mahalli bilirkişiler ve davacı tanıkları davalıların çekişme konusu taşınmazı ekip biçtiklerini hiç görmediklerini, taşınmazın davacıların kullanımında olduğunu beyan etmişler, davalı tanıkları ise, dava konusu taşınmazı 13 yıldır kimsenin ekip biçmediğini, davacıların kullandıklarını görmediklerini, bu yerin davalılara ait olduğunu söylemişler, özellikle davalı tanığı K. A.., dedesi Ahmet’in dava konusu araziyi satın aldığını, 1990 yılından 2007 yılına kadar davacılar tarafından kullanıldığını, 2007-2010 yılları arasında kendisinin kullandığını, 2010 yılından bu yana ise davalı olduğundan kimse tarafından kullanılmadığını belirtmiştir. Mahkemece, tanık ve mahalli bilirkişiler müdahale olgusunu açıklığa kavuşturabilecek şekilde dinlenilmemiş, dava dilekçesinde ileri sürüldüğü şekilde davalıların men kararı almak üzere Kaymakamlığa herhangi bir başvurusu olup olmadığı da araştırılmamıştır.
Hal böyle olunca; yöreyi bilen kişilerden gerekli bilgi alınarak içlerinde Kadastro Elemanı veya Harita Mühendisinin de yer alacağı üç kişilik bilirkişi heyeti ile yerinde yeniden keşif yapılması, davacı ve davalı yanın dayandıkları kayıtların (tapu kaydı vs.), ilk tesisinden itibaren mercinden getirtilerek komşu taşınmazların tapu kayıtları ile birlikte yukarıda değinilen ilkeler uyarınca mahalline uygulanması ve kapsamlarının belirlenmesi, sınırları sabit olmayan veya sınırları tam olarak kapanmayan taraf kayıtlarına, sabit sınırlardan itibaren miktarlarıyla geçerli olmak üzere kapsamı belirlenmek suretiyle keşfi izlemeye elverişli rapor ve harita düzenletilmesi, tapu kayıtlarının çekişmeli taşınmaz üzerinde çakışması halinde önceki tarihli tapu kaydına değer verilmek suretiyle hüküm kurulması; Çınar Kaymakamlığından dava tarihine yakın dönemlerde dava konusu taşınmazla ilgili davalılar tarafından herhangi bir başvuru olup olmadığının sorulması, var ise buna ilişkin işlem dosyasının getirtilmesi, taraf tanıklarının müdahale olgusunun tespiti açısından tekrar dinlenilmesi, dava tarihi itibariyle 1 sıra numaralı taşınmazın kimin kullanımında olduğunun tereddüte yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulması, soruşturmanın eksiksiz tamamlanması, toplanan ve toplanacak delillerin birlikte değerlendirilmesi, davacılar Ş.. A.. ve C.. M..’nin kayıt malikleri ile olan ilişkilerinin belirlenmesi, mirasçı iseler mirasçılık belgelerinin temin edilmesi, eğer mülkiyetten kaynaklanan bir hakları yok ise onlar yönünden husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, eksik tahkikatla yetinerek yetersiz bilirkişi rapor ve krokisine dayanarak yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetsizdir.
Davalı yanın temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 23.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.