YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/10550
KARAR NO : 2014/14175
KARAR TARİHİ : 15.09.2014
MAHKEMESİ : OSMANCIK SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 03/04/2014
NUMARASI : 2013/424-2014/269
Taraflar arasında görülen tespit davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davacı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi .. raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, tapu maliki ile davacının aynı kişi olduğunun tespiti isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Toplanan delillerden ve tüm dosya içeriğinden çekişme konusu 15 parselin Mehmet oğlu M.. T.. adına, beyanlar hanesine “ölüdür” şerhi işlenerek 15/12/1977 tarihinde tesbit gördüğü, tesbitin itiraz edilmeksizin 05/06/1979 tarihinde kesinleştiği, vergi kaydının M.. T.. adına olmayıp, M. F. isimli kişi adına oluştuğu, Nüfus Müdürlüğü’den yapılan araştırmada 1933, 1938, 1976, 1931 ve 1967 doğumlu M.. T.. kayıtlarının bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin adı, soyadı, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Tapu Müdürlüğüne husumet yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1- Kimlik bilgilerinde düzeltme yapılması istenen dava konusu taşınmazların tapu kayıtları (ilk tesis ve tedavülleriyle) ve kadastro tutanakları (tespit ve tescile esas alınan tüm dayanak belgeleriyle) ayrıca taşınmazlar kadastrodan sonra edinilmişse buna ilişkin tüm belgeler ile birlikte getirtilmelidir.
2- Nüfus Müdürlüğünden, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarında malik olarak görünen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişi veya kişilerin nüfus kayıtlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, mevcut ise bu kişi veya kişiler duruşmaya çağrılarak dava konusu taşınmazlarda mülkiyet hakkı iddiaları bulunup bulunmadığı kendilerinden sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişilerin nüfus kayıtları, tapu kayıtları ve dayanakları ile bağlantı kurulacak şekilde incelenmelidir.
3- Taşınmazın bulunduğu yerleşim yerinde zabıta aracılığı ile kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi veya kişilerin bulunup bulunmadığı da araştırılmalıdır.
4- İstem konusunda tanıklar dinlenmelidir.
5- Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise mahallinde keşif yapılarak; tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri taşınmaz başında dinlenmelidir.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hükme elverişli ve yeterli olduğu söylenemez.
Şöyle ki özellikle; dava konusu taşınmazın vergi kaydında adı geçen Mehmet Fak ve nüfusta kaydı bulunan birden fazla Mehmet oğlu M.. T.. ile ilgili bir araştırma yapılmamıştır.
O halde; yukarıda değinilen ilkeler ve olgular çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılarak, 1933’de doğup 1947’de ölen, 1967’de doğup 1979’da ölen ve 1976’da doğup halen sağ olan Mehmet oğlu M.. T..’ların dava konusu taşınmazın maliki olamayacağı gözetilerek, yerinde keşif yapılıp davacı dışındaki 1931’de doğup 2002’de ölen Mehmet oğlu M.. T..’un mirasçıları var ise tespit edilerek taşınmazda hak iddia edip etmediklerinin açıklığa kavuşturulması; tespite esas alınan vergi kaydında adı geçen M.F. isimli şahsın ölü ya da sağ olup olmadığının araştırılması, sağ ise kendisinin ölü ise mirasçılarının tespiti ile taşınmazda hak iddia edip etmediklerinin sorulması, tesbit tutanağındaki bilirkişiler sağ ise çağrılıp dinlenmesi, taşınmazın maliki Mehmet oğlu M.. T.. ile davacının aynı kişiler olup olmadığının yukarıdaki ilkeler ışığında duraksamaya yer olmayacak şekilde saptanması gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.
Davacı vekilinin temyiz itirazları belirtilen nedenlerle yerindedir. Kabulüyle hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 15.9.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.