Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2014/1077 E. 2014/8542 K. 24.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/1077
KARAR NO : 2014/8542
KARAR TARİHİ : 24.04.2014

MAHKEMESİ : KARS 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/04/2013
NUMARASI : 2008/279-2013/93

Taraflar arasında birleştirilerek görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı tarafından yasal süre içerisinde duruşma istemli temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, duruşma isteği dava değeri yönünden reddedildi. Tetkik hakimi … raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp, düşünüldü;

-KARAR-

Asıl dava ve birleşen davalar, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin olup, mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; mirasbırakan E. A. çekişme konusu 330 ada 63 parsel sayılı taşınmazın 1/3 payını 26.12.1996 tarihli akitle satış suretiyle oğlu davalıya temlik ettiği, aynı akitle M. A. da aynı taşınmazdaki 1/3 payını davalıya devrettiği, murisin 395 ada 20 parselin 1/3 payını 05.01.1996 tarihli akitle, 395 ada 41 parsel sayılı taşınmazı ise 12.02.1996 tarihli akitle satış suretiyle davalıya temlik ettiği, davalının 243 ada 4 parsel sayılı taşınmazın ¼ payını ve diğer taşınmazların kalan paylarını da farklı tarihli akitlerle dava dışı üçüncü kişilerden satış suretiyle edindiği anlaşılmaktadır.
Davacı, asıl davada 330 ada 63 ve 395 ada 20 parsel sayılı taşınmazların, birleşen 2008/280 esas sayılı dosyada 243 ada 4 parselin, birleşen 2008/281 esas sayılı dosyada ise 395 ada 41 parsel sayılı taşınmazın davalıya temliklerinin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek eldeki davaları açmış, her üç dava 2008/279 esas sayılı asıl dava dosyasında birleştirilerek yargılamaya devam edilmiştir.
Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda Kars 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/161 esas, 2007/366 karar sayılı ilamının HMK.nın 114-115. maddeleri uyarınca bu dava için kesin hüküm olduğu, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden asıl davanın reddine karar verilmiş, birleşen davalar hakkında ise olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiştir.
Bilindiği gibi, birleşen davalar birlikte görülmekle birlikte ayrı dava olma özelliğini korur. Her bir dava hakkında ayrı ayrı hüküm kurulması gerekir.
O halde, asıl dava ile birleşen 2008/280 esas ve 2008/281 esas sayılı dava dosyaları hakkında olumlu ya da olumsuz karar verilmemiş olması doğru değildir.
Öte yandan; kesin hükme konu edilen Kars 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 06.11.2007 tarih, 2004/161 esas, 2007/366 karar sayılı dosyasında, davacı G. mirasbırakan E.A. 395 ada 63, 141; 243 ada 4 parsel sayılı taşınmaz ile sahibi olduğu A. G. iht. Mad. Paz. İnş. Tur. San ve Tic. A.Ş.nin payını davalı oğlu Tansel’e temlikinin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı olduğunu ileri sürerek saklı payının ihlal edildiğinden tenkis isteğinde bulunduğu, mahkemece, davacıya mahfuz hissesinin üstünde malvarlığı isabet etmesi nedeniyle saklı payına tecavüz bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, anılan kararın derecattan geçmek suretiyle 16.11.2009 tarihinde kesinleştiği görülmektedir.
Hemen belirtilmelidir ki; taraflar arasında kesin hükmün varlığı sabit ise davanın bu nedenle reddedileceği kuşkusuzdur.
Diğer taraftan, bilindiği gibi, bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir. (1086 sayılı HUMK.nun 237. maddesi (6100 sayılı HMK.nın 303)).
Somut olayda, anılan ilama konu dava dosyasında davacı saklı payının ihlal edildiğini ileri sürerek tenkis talebinde bulunmuş, mahkemece saklı paya tecavüz olmadığı tespit edilerek dava reddedilmiştir. Oysa, eldeki davada ise miras bırakanın davaya konu edilen taşınmaz temliklerinin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu iddiasına dayanılarak açılmıştır.
O halde, her iki davanın hukuki sebepleri farklı olduğuna göre, kesin hükümden söz edilemeyeceği kuşkusuzdur. Aksi yöndeki mahkeme kabulünün doğru olduğu söylenemez.
Hal böyle olunca; işin esasına girilip taraf delillerinin toplanması, gerekli inceleme ve araştırma yapılarak soruşturmanın eksiksiz tamamlanması, reddedilen tenkis davasının bu dosya için güçlü delil olduğu da gözetilerek göre asıl ve birleşen davalar bakımından ayrı ayrı bir hüküm kurulması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm tesisi isabetsizdir
Davacının bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun geçici 3. maddesi aracılığıyla) 1086 sayılı HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 24.4.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.