YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/10882
KARAR NO : 2014/12446
KARAR TARİHİ : 25.06.2014
MAHKEMESİ : TARSUS 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 05/06/2013
NUMARASI : 2013/37-2013/279
Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, Esat, İjla, Fitnat ve Hülya yönünden elatmanın önlenmesi isteğinin kabulüne; ecrimisil istenğinin ise kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekilince tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, paydaşlar arasında elatmanın önlenmesi,kal ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonunda davacılar Esat,İjla ve F. H.. yönünden elatmanın önlenmesi isteğinin kabulüne;ecrimisil isteğinin ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki, davada istek elatmanın önlenmesi,ağaçların kali ve ecrimisil olduğu halde, sadece elatmanın önlenmesine ve ecrimisile hükmedildiği,kal isteği bakımından olumlu olumsuz bir karar verilmemesi doğru olmadığı gibi karar başlığında gösterilen davacılar H.. K.. ve Y.. G.. hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmemesi de isabetsiz ise de temyiz edenin sıfatına ve temyiz sebebine göre bu hususlar bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden;202.125,00 m2 yüzölçümlü 413 parsel sayılı taşınmazda davacı (muris) Haydar ile davalı Mehmet’in murisi Osman ve dava dışı kişilerin birlikte paydaş oldukları,davacının, taşınmazın 20 dönümünü yeğeni olan davalının kullandığını, fiili taksim neticesinde davalının kullandığı alan içersinde hissesine düşen 4.737,20 m2 lik kısmı da davalının ekip biçmek ve narenciye fidanları dikmek suretiyle yıllardır kullandığını,uyarılarına rağmen payını kullanamadığını ileri sürüp elatmanın önlenmesi,ağaçların kali ve 2006-2010 yılları arasındaki dönem için toplam 7.600,00 TL ecrimisil istemi ile eldeki davayı açmış; davacı yargılama aşamasında 08.02.2011 tarihinde öldüğünden mirasçılarından Esat, İjla ve F.H.. kendilerini vekil ile temsil ettirmişler ve yargılama sırasında paylarına hasren toplam 7.378,80 TL ecrimisil istemişler; diğer
mirasçılar Haydar ve Yüksel ise davayı takip etmemişler;davalı ise taşınmazda paydaş olduğunu,fiili taksim neticesinde babası olan muris Osman’a çekişmeli taşınmazdaki bölümün,davacıya ise 645 parseldeki 10 dönüm ile 647 parseldeki 34 dönüm olmak üzere toplam 44 dönümün verildiği savunmasında bulunmuş;mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine ilişkin olarak verilen karar Dairenin 11.10.2012 tarihli ve 2012/7624-11115 E.K. sayılı ilamı ile;taraflar arasındaki uyuşmazlığın niteliği vurgulanmak suretiyle izlenmesi gereken yol ve yapılması gereken araştırmanın şekli açıklanarak bozulmuştur.
Bilindiği üzere; bozma ilamına uyulmakla, taraflar lehine usuli kazanılmış hak doğacağı ve mahkemece bozma gereklerinin yerine getirilmesinin gerekeceği kuşkusuzdur.
Ne var ki, mahkemece bozma ilamına uyulmasına rağmen, bozma ilamında açıklandığı şekilde hükme yeterli bir araştırma ve inceleme yapıldığını söyleyebilme imkanı yoktur.
Hal böyle olunca; bozma ilamında açıklanan ilkeler doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılması, mahallinde konusunda uzman üç kişilik bilirkişi heyeti ile keşif yapılması, tarafların tanıkları dinlenerek tüm paydaşların katılımı ile yapılan ve paydaşları bağlayan harici veya fiili taksimin mevcut olup olmadığının belirlenmesi, harici veya fiili taksim var ise buna değer verilmesi;şayet harici taksim veya fili taksim yok ise davacıların taşınmazda kullandığı veya kullanabileceği bir yerin olup olmadığı, bir başka ifade ile intifadan men olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesi, bilirkişilerden denetime elverişli, infazı mümkün ve varsa harici taksim ve fiili kullanma biçimini gösterir kroki ve rapor alınması, buna göre tecavüz olup olmadığının saptanması, kullanım tarzının aynı taşınmazda gerçekleşmesinin şart olduğundan parsel bazında kullanım tarzına değer verilemeyeceği de gözetilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, anılan hususlar gözardı edilerek neticeye gidilmiş olması doğru değildir.
Kabule göre de, davalı taşınmazda paydaş olduğuna göre paya vaki elatmanın önlenmesi yerine mutlak elatmanın önlenmesine karar verilmiş olması da isabetsizdir.
Davalı vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenlerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 25.6.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.